Bu zamana kadar Red Alert serisine ait hiçbir oyun oynamadım. Red Alert 2’yi oynayan çok gördüm, nasıl bir oyun olduğunu da biliyorum ama hiç oynamak gibi bir şey aklıma gelmedi. Kısacası Red Alert’ın yenilerindenim, bu yüzden yazıma, öncelikle RA’nın eski topraklarına ve benden tecrübeli olanlara ve onların bilgilerine, saygılarımı sunarak başlamak istiyorum.




Bir ekran kartını test etmem için RA 3 oynamam icap etti. Yakından tanışmam böyle oldu, oynadıkça ısındım ve inceleme kararı aldım. Tabi RA 3’ü daha iyi anlamak ve önceki oyunlara göre farkları bilebilmek için öncelikle RA 2’yi oynamam gerektiğini düşündüm ve Red Alert 2’yi uzun uzun oynadım. Şimdi dönelim tekrar Red Alert 3’e; yenil nesil RA, bu oyunun tutkunlarını ikiye ayırmış durumda; eskiyi özleyenler ve yenisini beğenenler. RA’da bir çaylak olarak ne kadar söz hakkım var bilemem ama ben RA 3’ü, eskisine göre eksikleri olmasına rağmen daha çok beğendim. EA Los Angeles gururla sunar; Command & Conquer: Red Alert 3.

Yeni Dünya Düzeni


Sovyetler çökmek üzeredir ve halk kaçışmaktadır. Komutan Cherdenko, General Krukov’u yanına alarak ona, uzun zaman önce başlattığı projeyi gösterir. Zaman makinesi icat edilmiştir ve Sovyetlerin kurtuluşu bu icada bağlıdır. Subaylar zaman makinesi ile yakın tarihe yol alırlar. Albert Einstein ortadan kaldırılır. Böylece atom enerjisi hakkındaki gelişmeler de tarihten silinir ve Japonya’ya atom bombası atılması hadisesi hiç yaşanmamış olur. Sovyet Generaller tekrar bulundukları zamana geri dönerler. Her şey şimdi başlayacaktır.




Atom ve nükleer enerjiye ulaşamayan Birleşik Devletler artık tek süper güç değildir. Sovyetler tüm Avrupa’yı ele geçirmiştir. Avrupa kıtasından geriye sadece Britanya kalmıştır. Amerika gittikçe kötüye giden durumu düzeltmek için Müttefiklere yardım etme kararı alır. Amerikan Devlet Başkanının yaptığı ulusa sesleniş konuşmasıyla, umutlar yeniden yeşermeye başlar.

Sovyetler batıyı ezip geçerken doğuyu boşlamış, Hiroşima felaketinin tarihten silinmesiyle, gücünü hiç yitirmemiş olan Japonya doğudan Sovyetlere saldıracağını açıklamıştır. Teknolojisi oldukça gelişmiş büyük bir ordu, Kızıl Orduya kabus gibi çökmeye hazırlanmaktadır.



Yeni dengeler, yeni ordular ve yeni güçler, Red Alert 3 işte bu güzel kurgusuyla daha ilk andan beni etkiledi. Kurgunun iyi olmasında, senaryo gidişatında oyuna film tadı veren videoların büyük payı var. Ara videolar özenerek hazırlanmış. Bunun yanında Hollywood yıldızlarının ara videoların kahramanları olması, oyuna bambaşka bir hava
katıyor.


Hollywood


Red Alert 3’ün dikkat çekmesinin en önemli nedenlerinden biri de kuşkusuz yıldız aktörlerin ve aktrislerin oyunda boy göstermesi. ‘Örümcek Adam’ serisinde cimri ve huysuz bir medya patronu olan Janah Jameson’u canlandıran ve şu sıralar ‘The Closer’ adlı dizide karşımıza çıkan J.K. Simmons, Amerika Devlet Başkanı olarak oyunda yerini almış.




Ülkemizde birçok izleyicisi olan ‘Prison Break’te, ‘John Abruzzi’ rolüyle bildiğimiz Peter Stormare ve yine ülkemizde çok izlenen ‘Heroes’dan George Takei, ‘The OC’ den tanıdığımız Autumn Reeser, ‘Dr. Gregor Zelinsky’, Japonya İmparatoru ‘Yoshiro’ ve komutan ‘Lissette Hanley’ rolleriyle karşımıza çıkıyorlar. Aynı zamanda Jenny McCarthy, Kelly Hu, Gemma Atkinson, Tim Curry, Ivana Milicevic ve ismini bilmediğim ama yüzüne aşina olduğum daha birçok oyuncu RA 3’e renk katıyor.


Cepheye Doğru


Oyunun ana menüsünde bir Sovyet marşıyla karşılanıyoruz. Bu marş kulağa hoş gelmesinin yanında bizi resmen savaşa hazırlıyor. Oyuna savaşma isteğiyle yüklü bir asker edasıyla atılıyoruz. Sadece bu marş değil tüm müzikler çok iyi. Oyun içinde bir hareketlilik olduğunda devreye giren müzikler, aksiyon seviyesini üst noktalara taşıyor. Ayrıca seçtiğimiz gruba göre oyunda çıkan müzikler farklılık gösteriyor. Japonya’yı seçtiğimizde oyunda duyduğumuz müzikler, o kültürle bağdaşırken, Sovyetleri seçtiğimizde duyduğumuz müzikler, Rus savaşçılığını anlatır gibi oluyor.




Ses efektleri de en az müzikler kadar iyi olmuş. Patlama, araç, silah sesleri çok detaylı hazırlanmış. Bir uçak düşerken, içeride bulunanların bağrışmalarını bile duyabiliyoruz. Askerlerin diyalogları da güzel olmuş, bazen komik konuşmalarla karşılaşıp savaşın stresinden uzaklaştığım oldu.


Red Alert serisine yabancı olanlar veya benim gibi çaylak olanlar için güzel bir ‘Tutorial’ bölümü hazırlanmış. Temel bilgiler, önemli tuşlar, askeri birliklerin ve araçların özellikleri ile özel yetenekleri tek tek gösteriliyor. Gerçi bu bölümde sadece yeni RA’cılar için değil herkes için yararlı bilgiler var. Çünkü bu oyunda, Red Alert 2’de olmayan birçok silah ve askeri birlik var.




Oyuna başlarken ilk olarak Japonya, Sovyetler veya Müttefiklerden birini seçiyoruz. Her gurubun ayrı ayrı avantajları var. Bunlara daha sonra değineceğim. İlk olarak Sovyetleri seçmemiz tavsiye ediliyor, bu şekilde oyunun kurgusunu, yaşanan olayları daha iyi anlıyoruz. Sovyetleri seçtiğimizde çıkan giriş videosu tüm bu savaşların neden başladığını ve bu dengelerin nasıl kurulduğunu gösteriyor. Sadece bu video değil, yaptığımız görevler de senaryonun ana parçaları hakkında bilgiler içeriyor.


Üç guruptan ve senaryodan bahsetmişken, üç gurubun da görevlerinin birbirinden farklı olduğunu söylemeliyim. Bu durumun en büyük artısı çeşitliliğin artmış olması. Yani üç gurupla da oyunu ayrı ayrı bitirmiş oluyorsunuz. Görevlerin ve savaşların da farklı olması sebebiyle sıkılmıyorsunuz. Aynı zamanda yaptığımız görevlerde hep saldır yok et durumu olmuyor. Bazen konvoyların güvenliğini sağlıyoruz, bazen de sahip olduğumuz toprakları savunuyoruz.

‘Multiplayer’ ve ‘Co-op’ desteği de oyunda var. ‘Co-op’, senaryodaki görevleri arkadaşlarımızla bağlantılı yapmamızı sağlıyor. Oyun bu sayede daha da heyecanlı oluyor. Aynı zamanda istersek kendimiz bir harita seçip özel bir ‘Campaign’ açabiliyoruz.



‘Allied Nations’


Müttefik devletler bence karizması en yüksek gurup. Gurubun rengi, logosu ve müzikleri karizmayı bir hayli sağlamlaştırmış. Özellikle J.K. Simmons ayrı bir hava katmış Müttefik devletlere, A.B.D Başkanı rolüyle. Ama savaşta ayakta durabilmek için gösterişin pek bir önemi yok. Müttefik kuvvetlerin diğer guruplar kadar güçlü silahlara sahip olduğunu söyleyemem. Askeri birlikler güç değil de hız bakımından öne çıkıyorlar. Hızlı hareket edebilen saldırıdan çok savunma amaçlı birlikler. Karadaki en iyi birliklerinden biri, lazer desteği ile hava kuvvetlerine hedef gönderen ve bu sayede hedefin patlatılmasını sağlayan zırhlı araçlar.


Havada ise savaş uçakları çok iyi. Gösterdiğiniz hedefi, bombaları bırakıp imha ediyor. Ayrıca çok hızlılar da. Fakat havadaki hedeflere saldıramıyorlar. Bu yönden oldukça zayıflar. Düşmanın avcı uçakları, bombardıman uçakları için oldukça tehlikeli. Deniz kuvvetlerinde ise düşmana verdiği zarar fazla olmasa da hızlı ve atik olan yunuslar benim favorim. Maliyetleri az olduğundan çokça üretip denizlere salmak, denizlerin hakimi olmanızı kolaylaştırıyor.




Özel asker olarak ise Tanya adlı bir komando var. Tanya düşman piyadelerini kolaylıkla etkisiz hale getirebiliyor. Yüzebiliyor ve düşman binalarını içlerine girerek patlatabiliyor. Bir yığın piyade birliğinden daha etkili kısacası. Tanya’yı videolarda Jenny McCarthy canlandırıyor.


Kızıl Ordu


Sovyetler Red Alert 3’ün başroldeki gurubu. Karadaki gücü küçümsenmeyecek derecede tehlikeli. Güçlü ve dayanıklı araçlarla kurulu Sovyet Kara Kuvvetleri, düşmanlarınızı ezip geçmeniz için birebir. Saldırılara karşı savunması güçlü ve hücum potansiyeli bir hayli yüksek olan tanklar çok etkili. Molotoflu piyadeleri ve eğitilmiş ayıları da hem pratik, hem de işe yarar birimler olarak göze çarpıyor. Özellikle ayıların düşman piyadelerini tek hamlede öldürmesi veya onları özel yeteneğiyle sersemleştirmesi, en beğeneceğiniz özellikler arasında.




Özel askerimiz olarak ise Natasha adlı bir komandoya sahibiz. Bu komando ‘sniper’ı ile düşman askerlerine ölüm saçıyor ve Tanya gibi yüzme özelliğine sahip. Aynı zamanda lazeri ile düşman araçlarını veya binaları işaretleyerek, hava kuvvetlerinin hedefi yok etmesini sağlıyor. Bu özellik Natasha’yı Tanya’dan üstün kılıyor.

Deniz gücü en yüksek olan gurup Sovyetler. Denizaltına benzeyen, düşman hedeflerine yaklaştığı zamanda su yüzüne çıkıp bombaları sallayan gemiler, en önemli araçlardan biri. Hem denizde hem karada gidebilen, böcekleri andıran araçlarda Sovyetlerin sağlam birimlerinden. Havada ise Sovyetler helikopterleriyle öne çıkıyor. Hızlı, ucuz ve etkili olan bu birimler yerdeki düşman hedeflerine ölüm saçarken, havadaki araçlara karşı etkisizler. Avcı uçaklar bu araçları keklik gibi avlıyor. Sovyetlerinde elinde bulunan avcı uçakları da düşman uçaklarını etkisiz hale getirebiliyor. Fakat bunlar da yerdeki araçları vuramıyorlar.



‘Empire of the Rising Sun’


Japonya, doğuda Sovyetleri arkadan vurmayı, teknolojisine ve yürekli askerlerine güvenerek planlıyor. Zaten Japonya’yı seçip oyuna başladığınızda, karşınıza çıkan giriş videosunda Japon askeri varlılığının ne kadar büyük olduğuna şahit oluyorsunuz. Özel piyadeleri, hem ateşli silahlarıyla hem de yakın dövüşte kullanacakları samuray kılıçlarıyla, diğer gurupların piyadelerine oranla oldukça ağır basıyorlar. Ayrıca bu askerler toprağın altına da girip saklanabiliyor. Ninjaları da hızlı olmalarının yanında düşman askerlerini tek hamlede öldürmede usta.

Denizlerde yine denizaltı tarzında araçlara rastlıyoruz. Bu imparatorluğun hava kuvvetleri diğerlerine göre daha iyi sayılır. Helikopter olup yerdeki düşman birimlerine ve düşman helikopterlerine zorlu anlar yaşatan, gerektiği zaman da uçağa düşmanlarını bombardımana tutan araçlar en beğendiğim birimlerden birisi. Bunun yanında Japonların avcı uçakları da mevcut. Ayrıca uçaklarınızla intihar saldırıları da düzenleyebiliyorsunuz Japonya’yı seçtiğinizde.



Gelelim teknoloji harikası gibi gözüken ama aslında teknolojinin çok azından faydalanmış dev robota. ‘Shogun Executioner’; üç gövdeli, üç başlı mekanik bir dev. Çok büyük olduğundan çok ağır hareket ediyor. Üç gövdenin de elinde samuray kılıçları var. Bunlarla düşman birimlerini yok ediyorlar. Binaları genellikle tek vuruşla yıkıyorlar. Ancak bu dev hem ağır olduğu için çok kolay ateş altında kalabiliyor, hem de uçan hedefleri vuramıyor. Roket, füze gibi silahlara sahip değil. Ancak özel bir yeteneği var. 200 metrekarelik bir alan içerisinde bulunan her varlığı tek harekette yakıp yıkabiliyor. ‘F’ tuşuna bastığınız zaman robot, üç kılıcı da yere saplıyor ve ortalık şenlik yerine dönüyor.


Üç gurubun da ayrı ayrı özellikleri ve avantajları var. Her biri özel askeri birimlere sahip. Ancak ben en çok Japonları beğendim. Japonya teknolojisi ve yürekli askerleriyle bence en güçlü gurup.




Çizgi Film Sever miyiz?


Eski RA’cıların en çok eleştirdiği noktalardan biri de grafikler olsa gerek. Oldukça süslü, renkli, cıvıl cıvıl, bir görüntü sunuyor bize Red Alert 3. Çizgi filmi andıran bu yapısı, önceki oyunların daha gerçekçi kalmasına neden olmuş. Grafikler bu tarzıyla hazırlanan videoların yanında biraz ‘çocuğumsu’ kalıyor. Askeri araçlar, binalar, piyadeler oyuncak gibi gözüküyor. Grafikler biraz daha gerçekçi olsaydı, ara videolarla çok daha uyumlu olurdu oyun. Patlama ve yanma efektleri ile suyun görüntüsü ise çok güzel olmuş. Hatta bazen yaşanan patlamalar, oyunun aşırı yavaşlamasına sebep oldu. Daha iyi optimize edilebilirdi.


Yeni nesil Red Alert eskisine göre oldukça değişim geçirmiş. Ancak yeni araçlar, hazırlanan videolar ve oyunun kurgusu, EA’nın başarısını ortaya koyuyor. Ben RA 3’e geçer not verdim, alıp oynamanızı tavsiye ederim.

.......