G.Saray, yeni stadında ilk maçını oynadığı gün bu yol başlamış olacaktır.

Çok değil 25 Eylül 2009’da yine bu köşede yazmıştım. “GALATASARAY’IN YILDIZ TRANSFERLERİNE ve 3. AVRUPA KUPASI’NA HAZIRLANIN” başlığıyla yayınlanan yazıda, ekonomi sayfasında yer alan bir habere atıfta bulunmuştum. Atıfta bulunduğum ekonomi haberine göre, gelirlerde G.Saray F.Bahçe’yi geride bırakmıştı. Ben de bu kesin ekonomik verilerde henüz bitmemiş Seyrantepe Stadı’nın bugünden satılan belli oranda koltuklarının etkisinin olduğunu, stadın bittiği gün itibarıyla tüm gelirlerde G.Saray’ın F.Bahçe’nin önüne geçeceğini söylemiştim. G.Saray’ın bugünkü gelir durumuyla bile Elano’yu, Lincoln’ü, Keita’yı getirebildiğini; artacak gelirlerle yeni yıldızlara daha rahat kavuşabileceğini de belirtmiştim. İsteyen 25 Eylül’deki yazının tamamını internette bulabilir.

* * *

Bugün geldiğimiz noktaya bir bakalım. Sezon başında Keita, Elano gibi iki büyük transfer yapan G.Saray, bu oyuncuların bonservislerine toplam 15 milyon Euro saydı. Rijkaard gibi ismi büyük bir hocayı yıllık 4.5 milyon Euro’luk bir maliyetle takımın başına getirdi. Devre arasında Jo ve Dos Santos kadroya dahil edildi. Bir santrfor transferi daha söz konusu olabilir. Ayrıca ligin en iyi savunma oyuncularından Ali Turan da en geç sezon sonunda
takıma katılacak.

Ayrıca kulüp Linderoth‘a, Nonda‘ya ve eğer 3. transfer yapılırsa Kewell’a alacakları karşılığında yaklaşık 3 milyon
Euro daha ödeyecek. Evet Dos Santos ve Jo’ya bonservis parası ödenmedi. Ancak bu oyunculara maaş olarak da
‘çakıl taşı’ verilmeyecek. Nereden baksanız primler dahil 3-4 milyon Euro’luk yeni bir maliyet demek.

Sene sonunda ‘satın alma opsiyonlu’ Dos Santos’un bonservisinin de alındığını düşünelim. G.Saray en az 6-7 milyon Euro daha ödeyecek demektir. Bir de bu ödeme 4 ay sonra yapılacak. Üstüne üstlük kulübün üzerine her ay ‘maliyet’ olarak binen yükten kurtulunamadı: Sportif A.Ş. ile Futbol A.Ş.birleşemedi. Özetle gelirlerde bir artış görünmediği gibi giderlerde de bir eksilme olmuyor. Peki yıllardır “Parası yok” denilen kulüp bu maliyetleri nasıl karşılıyor?

* * *

Bu işte, yönetimin göreve geldiği günden bu yana yaptığı başarılı çalışmaların, her türlü engele rağmen bitme yoluna giren stadyumun getirdiği katkının payı var. Sonuçta “GALATASARAY’DA PARA YOK. TÜRKİYE’NİN EN ZENGİN KULÜBÜ FENERBAHÇE” efsanesinin sonu gelmiştir. Galatasaray’da para vardır, nakit akışı zorluğuna rağmen banka borçları artmamıştır. 29 Ekim 2010’da biteceği söylenen (Bence en fazla bu tarihten 1 ay geç açılır) Türk Telekom Arena’nın faaliyete geçmesiyle, G.Saray’ın futbola ayırabileceği bütçe 80- 100 milyon Euro’lara ulaşacak.

* * *

Peki mali durum toparlanıyor da ne oluyor? Bu sorunun cevabına da bakalım. G.Saray taraftarları son 2 yıldır havaalanında yıldız futbolcu karşılamaktan helak oldu. Bu oyuncuların performansları yeterli olur veya olmaz, önemli olan bu değil. Önemli olan G.Saray’ın 2000’li yıllardan beri ilk kez ‘transfer’ konusunda ezeli rakibini geride bırakmasıdır. Ayrıca uluslararası değerlendirme kuruluşlarının analizlerine göre Sarı- Kırmızılı takımın değeri ezeli rakibini solladı. Özetle, G.Saray mali durumunu belli oranda toparladı. Transferde de ‘yıldız’ takviyesi başladı. Göreceksiniz, stadyum bittiğinde ‘daha isimli’ ve daha ‘kabul edilmiş’ yıldız transferleri de olacaktır.

* * *

Elbette Avrupa Kupası veya sportif başarı, kadroyla, yıldız transferlerle olmuyor. Peki bendeniz neden “3. Avrupa Kupası gelir” diyorum? Bu soruya da cevap verelim. Çünkü G.Saray’ın amacı, vizyonu, hedefi budur. Sarı-Kırmızılı takım, mali yapısını toparlamayı devam ettirip SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMEYİ yakalayabilirse, 5 yıllık sürede bir Avrupa Kupası daha kazanacak kadroyu oluşturabilir. Ayrıca bu başarıyı bir kez yapabilmiş olmak, bundan sonra da yapabilme adına ‘hiç yapamamışlar’a göre bir adım önde olmak demektir. G.Saray, yeni stadında ilk maçını oynadığı gün bu yol başlamış olacaktır.