"2016 dosyanız çok iyi"


UEFA Başkanı Platini, Euro 2016 adaylık yarışı için "Türkiye'nin dosyası çok iyi. Fransa ve İtalya'nın da... Fransız olduğum için işe karışmıyorum Ama tıpkı Şenes Erzik gibi ülkemin kazanmamasını dileyemem" dedi




Sabah gazetesinin değerli muhabirlerinden Ebru Kılıçoğlu'na konuşan Platini, birçok konuda önemli açıklamalar yaptı. Türkiye'nin 2016 adaylığı ile ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Platini, son dönemlerdeki 'Messi mi, Maradona mı?' tartışmalarıyla ilgili olarak da görüş belirtti.
Türkiye'nin Euro 2016 organizasyonunu almak için şansı nedir?
(Gülüyor) Çok güzel soru ama bilmiyorum. 13 kişi oy kullanacak ve onlar karar verecekler. Ama dosyanın çok iyi olduğunu biliyorum. Aslında 3 dosya da iyi… Eh, ben Fransız olduğum için çok fazla karışmıyorum. Şenes Erzik de karışmıyor.
Türkiye'nin sıfırdan stat inşa edecek iken Fransa ve İtalya'nın statlarını restore etmekle yetinecek olması handikap mı?
Açıkçası ben Fransız ve UEFA Başkanı olduğum için, içinde Fransa, İtalya ve Türkiye geçen bir soruya cevap verirken zorlanıyorum. Ben Fransızım… Haliyle ülkemin kazanmamasını dileyemem. Bir Türk de kendi ülkesinin kazanmamasını istemez. Bizim için (Şenes Erzik'i kast ederek) karmaşık bir durum. Ama dosyanız iyi.
Dünya Kupası'ndan beklentiniz ne? Sizce nasıl geçecek? Favoriniz var mı?
(Gülüyor) Onu FIFA organize ediyor! Tamam, organizasyonun başkan yardımcısı olduğuma göre iyi geçeceğini düşünüyorum. 12 bin Afrikalı gönüllü üzerine düşeni yaparsa iyi geçer. Ama Afrikalılar bugün 'Gitmeyeceğim' derse o zaman biraz zor.
Orada organize etmek riskli değil miydi?
Polonya-Ukrayna gibi... Türkiye gibi... Bu ülkeler de daha önce organizasyon almadılar... Güney Afrika da almamıştı. Yani risk var. Ama bunu göze almazsak organizasyonu asla yayamayız.
Ya uzaklık? Deplasmana giden futbol seyircisi ağırlıklı olarak Avrupa'da...
Ama Güney Afrikalılar için uzak değil ama (gülüyor). Sonuçta hep bir yerin ortasındayız. Tamam bize uzak. Ama birçok ülke için de yakın. Ne yazık ki dünyadaki 5 milyar futbol seyircisinin hepsi Avrupa'da yaşamıyor. Hem Naibi'li gazeteciler için uzak değil. (Tekrar gülüyor)
Bahis futbol için en büyük tehlike
Futbolu bekleyen en büyük tehlike kesinlikle bahistir! Futbol için kendi etiğini savunmak önemli. Futbolu korumak önemli. Biz bir 'uyarı' sistemi geliştirdik. Ama bu uyarı sistemi şart olmasına rağmen polis, yargı sistemi de arkasında durmalı. Hile yapanlara toleransımız sıfır. Maç satan futbolcu bir daha asla resmi olarak futbol oynayamayacak.
Ceza kulübe değil taraftara verilmeli
UEFA olarak ırkçılık, şike ve şiddet konusunda çok hassasız. Biz kulüplere ceza veriyoruz. Ama ben kulüplere ceza vermeyi sevmiyorum. Çünkü kulüpler taraftarlarından sorumlu değiller. Statta ırkçı bir atmosfer varsa maç duracak. 5 dakika... 10 dakika... Duruma göre maçın tatili... Bu durumu engellemenin tek yolu bu. Ben kulübü cezalandıramam. Ancak taraftarlara ceza verebilirim. Tamam boş bir stat keyifli değil. Ama taraftarların da sorumluluklarına dikkat etmesi gerekiyor.
G.Saray-Atletico maçının hakemine gözlük lazımdı
Galatasaray'ın, Atletico Madrid ile oynadığı maçta Perea ceza sahasında elle oynamıştı. Hem penaltı hem de oyundan atılması gerekiyordu. Kale arkası hakeminin önünde olmasına rağmen böyle bir karar alınmadı... Bu farklı bir konu. Kötü bir hakemdi, gözlüğe ihtiyacı vardı! Ama bu hakem sisteminin hatası değil. Hakemin hatası... Sahaya hakim olacak hakemler koymak ayrı bir konu. Ama hakem görmüyorsa bu bambaşka bir problem. Ama televizyon yine de çözüm değil. Ayrıca şöyle bir problem de var. Rambo, Rocky filmlerini bilirsiniz, baktığınızda burnunu kırıyor dersiniz ama aslında adama dokunmuyordur bile... Yani hakem böyle pozisyonları çalabilir. Ama gerçekte bu yanlış bir karar da olabilir.
UEFA'nın görevi değil ama hakem kalitesini artırmak için bir çaba var mı?
İyi hakemler var, kötü hakemler var. İyi gazeteciler var (gülüyor); kötü gazeteciler var. İyi futbolcular var; kötü futbolcular var. Bir bütünlük yok hiçbir alanda. Bizim için önemli olan pozisyonu göremeyen hakeme görebilme imkanı yaratmak. Henry'nin elinde hakem sorumlu değil. Çünkü pozisyonu görmesi imkansız. Kimse göremez. Sadece orada bir hakem olsa o görürdü. Benim fikrim de bu yönde... Yani hakemliğin mevcut sistemi şu anda yetmiyor. 20 yıl önce de yetmiyordu.

Hangisi daha çok hoşunuza gitti? Futbolculuk, teknik direktörlük ya da başkanlık?

55 yaşında başkan olmayı tercih ediyorum. 40 yaşında teknik direktörlük güzeldi. 20 yaşındayken de futbolculuk. Başkanlığın öyle parlak bir tarafı yok. Star olan futbolcu... Ben futbolun iyi olması için buradayım. Yöneticinin görevi futbolun iyi oynanmasıdır. Ama işin yıldızı sonuçta futbolcu, başkan değil!

Futbolu erken bıraktığınızı düşünüyor musunuz? Pişmanlığınız var mı?
Hiç yok. Araba kullanıyorsunuzdur. Bir noktadada benzin biterse araba durur. Benim 32 yaşında arabamda benzin bitti. Ben de durdum. Formdaydım, sağlığım yerindeydi. Ama bitmişti. Bırakma zamanı gelmişti.

Maradona başka Messi başkadır
Messi'ye uzaylı diyorlar. Açıklama bile yaptı 'uzaylı değilim' diye. Sizce uzaylı mı? Haklı açıklama yapmakta... Ona yeni Maradona diyorlar...

BaşkaMaradona gelir mi ondan sonra? Hatta Messi'den sonra Messi bile gelir...
Ya yeni Platini? Hayır! Yeni yok futbolda. Her jenerasyon kendi iyi futbolcusunu tanıyor ve ona tüm zamanların en iyisi diyor. Bir sürü 'tüm zamanların en iyisi' oyuncusu tanıdık bugüne kadar. Messi, Messi'dir. Maradona da Maradona! Cruyff, Cruyff. Messi Maradona'dan iyi diyemem. Maradona Maradona'dır... Tamam Messi çok iyi. Ama kimse başkası ile karşılaştırılmamalı.
Türk futbolunu yakından izliyor
Sayın Platini Türk futbolu deyince aklınıza ilk ne geliyor? 2002 Kore ve orada oynayan takım. Bu birkaç sene öncesinde Galatasaray'ın UEFA Kupası başarısını getiren takımdı ağırlıklı olarak. Tanınmış bir jenerasyondu. İlk başlarda çok iyi tanımadığım, çok fazla ağırlığı olmayan ama gittikçe kuvvetlenen iyi bir jenerasyondu. Şimdi birçoğu bıraktı. Aynı şey Fransa'nın 1998'deki jenerasyonu için de geçerli. Bu, Galatasaray'dan gelen bir takımdı. Takımların futbolu, Türk oyuncularla iyiyse milli takımları da başarıya ulaşıyor.
Türk futbolunu takip ediyor musunuz?
Evet, belli bir mesafeden… Avrupa müsabakalarını takip ediyorum, büyük takımlarını Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'ı takip ediyorum. Zaman zaman başkanlarıyla irtibat halinde oluyorum. Türk Futbol Federasyonu ve onu çevreleyen insanlarla ile ilişki halindeyim. Türk futbolu beni ilgilendiriyor. Tutkulu, aşk dolu bir futbol. Futbol aşıkları olan bir futbol. Bu bence çok iyi. Türk futbolu hoşuma gidiyor.

UEFA'ya bağlı 53 ülke var. Türkiye önem sırasında bunun neresinde yer alıyor? (Gülüyor) 53 çocuğum var. Çocuklarım arasında ayırım yapmam.
Diplomatik bir cevap oldu! Peki o zaman şöyle sorayım. Futbol sahnesinde Türkiye'nin önemi ne? Bence politika yapan yeterince insan var. Ben futbol yapıyorum. Türkiye UEFA'nın bir parçası. Yani Fransa kadar, Kazakistan kadar, Ukrayna kadar veya İspanya kadar bir rolü var. Ama gelişmekte olan bir ülke. Bu nedenle yapılanmalarına destek oluyoruz. Kesinlikle büyük bir futbol ülkesi. UEFA açısından Türkiye diğer ülkelerle eşit.