Korku oyunları son zamanlarda bir hayli revaçta. Bu pastanın en büyük parçasını da Monolith elinde bulunduruyor şüphesiz. Özellikle son zamanlarda çıkardığı iki nefis oyunda bunun bir kanıtı. Firma korku oyunlarına Blood adlı klasik ile başladı. Oyunun çok tutması ikincisinin yapılmasına neden oldu. Blood 2: The Chosen ilk oyuna göre teknik altyapı açısından çok daha iyi olmasına rağmen pek tutulmadı ve Blood seri haline gelemeyen bir oyun oldu. Monolith yeni bir hit yaratmak için kolları sıvadı. 2000 yılında No One Lives Forever ile hedefi 12'den vurdu ve bizi Cate Archer ile tanıştırdı. Firma duraksamayarak 2001 yılında Alien vs. Predator 2 ve 2002 yılında No One Lives Forever 2 ile piyasayı sarstı. 2005 yılına kadar iki oyun (Tron 2.0, Matrix Online) daha çıkardı. Ama asıl patlama 2005'in Ekim ayında oldu. Monolith uzun zamandır beklenen oyunlarında olan F.E.A.R'ı piyasaya sürdü. Oyun birçok otorite tarafından göklere çıkarıldı. Haksızda sayılmazlar oyun gerçekten çok iyiydi. Gerçi çıkmasının hemen ardından Quake 4'ün tepesine düşmesi onun için büyük talihsizlik oldu, ama neyse.

Şimdide Monolith yeni bir hit ile tekrar karşımızda. Condemned Kasım ayında Xbox 360 için çıkmıştı. Oyunun screenshot'larını gördüğümde beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Bu oyunun mutlaka PC için de yapılması gerekiyordu. Neyse ki Monolith'ten birileri sesimizi duymuş olacak ki oyunun PC içinde yapıldığını duyurdular. Ama içimde bir sıkıntı vardı. Bu kadar müthiş grafikleri acaba bilgisayarlarımız kaldırabilecek miydi? Dilerseniz bu konuya yazımızın sonlarına doğru bahsedelim.

Condemned'a konusundan başlayarak inceleyelim. Karakterimiz FBI ajanı olan Ethan Thomas. Bir cinayeti araştırmak için yola çıkıyoruz. Cinayeti araştırırken başımıza birçok olay gelecek ve şüphelilerden biri haline geleceğiz. Hem cinayeti aydınlatmaya, hem de kendimizi aklamaya çalışacağız. Birçok macera filminde aynı hikayeyi izlemiştik. Ama bu hikaye olayına da fazla kafayı takmamak gerekiyor. Bir yerde muhakkak tıkanıp kalacak. Çünkü işlenmeyen konu kalmadı.

Oyuna başladığımız anda müthiş grafikler karşısında hafifçe afallıyoruz. Oyunun korku öğelerini içermesi için genelde karanlık ortamlar kullanılmış. Elimizde bataryası hiç tükenmeyen bir fenerimiz var. Karanlık ortamlarda feneri kullanmadan önünüzü bile görmeniz nerdeyse imkansız. Fenerin belli bir bölgeyi aydınlatması ne zaman karşınıza neyin çıkacağını bilememeniz atmosferi sürekli üst seviyede tutuyor. Ara sıra duyduğunuz ayak sesleri sürekli arkınızı kollamanız gerektiğini hissettiriyor.

Mekanlar olarak da yapım hayli başarılı. Metro istasyonundan, kütüphaneye, okuldan, alışveriş merkezine ve daha birçok yere girme şansınız var. Ayrıca mekanlar çok başarılı modellenmiş. Ama bu gezdiğiniz mekanlar genelde kapatılmış yerler. Yani etraf kırık dökük, kullanılamaz hale gelmiş yerler. Durum böyle olunca atmosfere iyice kapılıyorsunuz ve yavaş, yavaş yürümeye başlıyorsunuz hatta bir yere girmeden önce istem dışı olarak kafanızı uzatıp bakmaya çalışıyorsunuz. Atmosferin ne denli başarılı olduğunu anladınız herhalde.

Bu tarz yerlerde yanınızda herhangi bir silah olmadan dolaşmak pek akıllıca olmazdı değil mi? Ama maalesef kendimize ait bir silahımız bulunmuyor. O zaman ne yapacağız? Etrafta silah olarak kullanacağınız ne bulursanız alın elinize. Bu bir su borusu olabilir mesela. Beğenmediniz mi? Çivili tahtaya ne dersiniz? Bu da mı kesmedi? O zaman size balta veya balyoz verelim ya da bir inşaat teli beklide demir plaka. Bunlar gibi etrafınızda birçok silah bulabilirsiniz. Yelpaze hayli geniş, ayrıca kütüphane bölümünde kağıt kesme bıçağı bile kullanıyorsunuz. Bunların sonucunda epey kanlı sahnelerle karşılaşacaksınız. Kullandığınız silaha da kan bulaşıyor haberiniz olsun. Peki, ateşli silahlar yok mu? Olmaz olur mu? Colt, Shotgun, Sawed off, baba yadigarı altı patlar (revolver yani) ve submachine gun'lar emrinize amade. Ama yakın mesafe silahlarını kullanmak daha eğlenceli geldi bana. Fakat karşınızda makineli taşıyan bir kişiye baltayla saldırmak pek akıllıca olmaz. Elinizde başka silah yoksa saklanarak yaklaşın düşmanınıza. Zaten sizi gördüğünde bütün mermilerini harcamaya başlıyor. Kısa sürede mermisi bittiği için etkisiz hale geliyor. Ama bu kez de silahın kabzasıyla size vurmaya çalışıyor. Tabii aynı şeyi merminiz bittiğinde sizde yapacaksınız. Unutmamanız gereken nokta bu silahlarınız yıpranıyor ve kırılıp bir süre sonra kullanılmaz hale geliyor. Diğer bir önemli nokta ise elinizde sadece bir adet silah taşıyabilmeniz. Ateşli silahlarınızın mermilerini bulmak çok zor etrafa serpiştirilmiş şekilde bulunmuyorlar. O yüzden az mermisi kalmış bir silah yerine balta veya balyoz tarzı bir silahla ilerlemenizi öneririm. Yakın mesafe silahlarını kullanmak daha eğlenceli zaten. Zor durumda kaldığınızda şok cihazınızı kullanmayı unutmayın. Bunlar saldırganları bir süre hareketsiz bırakıyor. Kullandıktan sonra bir süre beklemeniz gerekiyor, tekrar şarj olması için. Ben bu aleti kullanmaya pek ihtiyaç duymadım. Etkili bir şeyde değil zaten.