Kovboy olmak iyi hoş da, o ortamda yaşamak bana çok zor geliyor doğrusu. Eğlence için yapılacak pek birşey yok. Düello desen, sakat iş. Kadınlar da bir süre sonra bayacaktır. O yüzden, çölün ortasında bir kasabada olmak bana ters geliyor. Ama yine de, kovboy olmak hoş birşey. Silah milah, Kıyak iş. Cool yani :)

DMH, Wild West taraflarında geçen bir FPS. Karizmatik bir karakterimiz var ve birileri buna yamuk yapmış. O da, bunun altında kalmamış ve hapisten kaçtığı gibi bu 9 eşşek herifin peşine düşmüş. Bölüm bölüm dolaşarak, hepsini teker teker avlamak istemiş. Ama bunu tek başına yapamıyormuş. Sizin ona yardımcı olmanız gerekiyormuş. İşte böyle.

Oyunumuz, çok kaliteli bir oyun. Her bölümde, ayrı bir mekanda takılıyoruz ve her zaman değişik düşmanlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bölümler lineer ilerliyor. Kaybolmuyorsunuz. Yollar dallanıp budaklanmıyor. Dönüp dolaşıp aynı yere çıkıyor. Zaten yan yollara çıkamıyorsunuz, çünkü ya bloke edilmiş ya da siz tam giderken bloke ediliyor. Bölümler dümdüz olduğuna göre, ilgilenmeniz gereken şey düşmanlar oluyor. Öyle ki, heryerden çıkabiliyor bu düşmanlar. Çatılardan çıkabiliyor, camları kırıp ateş etmeye başlıyorlar, araba enkazlarından çıkıyorlar, ağaçlardan veya tepelerin üzerinden çıkıyorlar. Her yerden bekleyin düşmanları. Ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar, sizi vurabiliyorlar. Bunu da unutmayın.

Demek istediğim, yapay zeka konusunda çeşitli problemlerimiz olabilir. Aslında AI, çok gelişmiş değil. Yani düşmanlar çok zeki değiller. Ama etrafta öyle koşturuyorlar ki, öldürmek zor olabiliyor. Genelde bir noktaya saklanarak ateş ediyorlar ama bazen de meydana çıkıp size direk ateş edebiliyorlar. Bu düşmanlar, bazen de üzerinize birşeyler yuvarlayabiliyorlar. Bunlar, kütük, fıçı ve benzeri şeyler olabiliyor. Hatta bazı fıçıların içinde barut oluyor. Size doğru yuvarlayıp bir de ateş ediyorlar ve siz de direk atalarınızı ziyarete gidiyorsunuz. Bu yüzden, etrafta pazarda dolaşır gibi dolaşmayın. Saklana saklana ilerleyin.

Bu çevreden birşeylerin düşme olayını süper yapmışlar. Oyunda düşmanları öldürmekten başka, çeşitli objelere ateş ederek de puan alabiliyorsunuz. Mesela şişeler, gaz lambaları, sandalyeler, fıçılar, kutular ve benzeri cisimlere ateş ederek puan kazanabiliyorsunuz. Düşmanı vurduğunuz zaman da, düşerken çevreye zarar verebiliyorlar. Mesela birisini vurursanız, arkaya uçarak camı parçalayabiliyor veya duvardan geçerek dışarı çıkabiliyor. Hatta vurduğunuz adam, biraz dönüyor ve balkonun tahtalarını kırarak aşağı da düşebiliyor. Aşağıda araba veya fıçı varsa, onu da parçalıyor. Yani herşey çok gerçekçi ve en ufak bir çatışmada bile ortam darmadağın oluyor. Aynen filmlerde olduğu gibi.

Kontroller çok kolay. Ateş etmek, eğilmek ve zıplamaktan başka hereketiniz yok. Ben oyunda çok az zıplama gereği duydum. Saklanarak ilerlemek de öyle. Tek kurşunla adamları öldürebildiğiniz için, birisini görür görmez vuruyorsunuz ve ilerliyorsunuz. Bu kadar basit. Eğilmek, zıplamak zor işler. Oyun da çok basit zaten. Adamları hızlıca öldürmekten başka sizi zorlayan birşey olmayacaktır. Her bölümün sonunda, kendisinden intikam almanız gereken boss'ları da unutmayın. Zor değiller. En sonuncusu hafif sakat gibi ama kısa zamanda hakkından gelebilirsiniz.