"O dediğin şeye deus ex machina denir hayatım. Bu yöntem ilk kez Yunan amfiteatrlarında kullanıldı. Oyun yazarı kahramanı kurtulamayacağı bir biçimde bir köşeye sıkıştırdığı zaman yukarıdan çiçeklerle süslenmiş bir iskemle inerdi. Kahraman buna binerek yukarı çekilirdi ve beladan kurtulurdu. En ahmak seyirci bile bu sahnedeki sembolizmi kavrardı: Kahramanı Tanrı kurtarmıştı."
(Stephen King, Sadist)
Günümüzden 50 yıl sonra.. Dünya yeni bir hastalıkla tanışmıştır: Gri ölüm. Her gün yüzlerce kişi ölmekte, hastalık korkunç bir hızla bulaşmaktadır. Salgına karşı geliştirilen tek ilaç olan ambrosia, dağıtımına geçilmek üzereyken bir terörist organizasyonu olan NSF (Ulusal Ayrılıkçı Güçler) tarafından çalınır. Görev UNATCO (Birleşmiş Milletler Anti Terörist Organizasyonu) ajanı J.C. Denton'a verilir, git ilacı bul, teröristlerin de işini bitir! Ama her şey bildiğimiz gibi değildir, hikaye ilerledikçe ne UNATCO'nun ne de NSF'nin göründükleri gibi olmadıklarını anlarız, dahası, güvenebilecek kimse de kalmamıştır.. Bazen X-Files'ın bir bölümünü izliyor gibi hissedebilirsiniz, gizemli siyah giysili adamlar, gizli organizasyonlar, dünyayı kasıp kavuran bir virüs, yoğun paranoya.. Açıkçası, sağlam bir hikayesi var oyunun. Kaptırıp gidebilirsiniz.. Oyun boyunca dünyayı dolaşacaksınız: Hong Kong, New York, Paris.. Pek çok görev alacak ve bazılarını gölgelere saklanarak gizlilik içinde gerçekleştireceksiniz, bazılarında ise direk aksiyonun içine dalacaksınız. Bilgisayarları hack edecek, rehineleri kurtaracak, kötü adamları vuracaksınız - siz deus ex'siniz, sorunları çözen makine tanrı..
Deus Ex pek çok oyundan esinlenmişe benziyor, System Shock, Thief, Half-Life hatta Metal Gear Solid.. System Shock'taki paranoya, Thief'teki gizlilik, Half-Life'teki yoğun hikaye akışı.. Hemen hepsinden bir şeyler almış. Genelde bu "her türden bir şey içeren" oyunlar pek bir şeye benzemez, ama anlaşılan Deus Ex bir istisna. Öyle ki, pek çok kaynakta "size Half-Life'ı unutturacak kadar etkileyici" yorumları yapılıyor. Ben bu kadar abartamıyorum ancak oyunun oldukça etkileyici olduğu kesin, özellikle sıkı bir fps'ci uzun zaman başından kalkamayacaktır. Bir rpg/frp'ci ise.. Şey, oyunda çok ciddi rpg öğeleri bulunduğu söylenemez. Adamımız Denton bir cyborg'tur, vücudundaki elektronik parçaların nasıl geliştirileceği ise size kalmış. İsterseniz kurşun geçirmez bir deriye sahip olursunuz, isterseniz bilgisayarları hack edebilmenizi sağlayacak parçalar geliştirirsiniz. Thief hayranları da hayal kırıklığına uğrayabilir, bu oyunda saklanabileceğiniz pek fazla gölge yok. Üstelik saklansanız bile görünüp görünmediğinizi anlayabileceğiniz bir gösterge de yok. Yani aslında oyunun fps kısmı daha ağır basıyor.[/CENTER]