Ben de bu konuyu uzun uzun düşündüm ve en sonunda Devil May Cry (DMC) oynamaya karar verdim. Pişman mıyım? Asla... Çünkü bu kısır oyun dönemi içerisinden gerçekten muhteşem bir oyunla karşılaştım. Capcom firması harika bir oyun yaratmış. Firma bundan önce de Resident Evil ve Dino Crisis gibi iki başarılı oyun piyasaya sürmüştü. Hatta şu anda Resident Evil'ın filmi yapılmakta. Bu oyunda da amaç oyuncuyu korku dolu bır atmosfere sokmak ve oyundan kopmasını önlemek. Önce oyunun konusunu kısaca aktarayım.

Oynadığımız karakterın adı Dante. Dante'nin babası şeytan, annesi ise insan. Dante bu karışım sonucu dünyaya gelen bir çocuk. Babası Sparda, 2 bin yıl önce adeleti sağlamak için kötülükler dünyasıyla savaştı ve bu savaşı kazandı. Ölümüne kadar bu barış durumu devam etti. Dante insanlardan farklı olarak Devil May Cry adında bir ofiste şeytan avlamakla uğraşmaktadır. Günün birinde bir ziyaretçi gelir ve kötü güçlerin tekrardan faliyete geçerek dünyayı ele geçirmek istediklerini söyler. Bu ziyaretçinin adı da Trish'tir. Oldukça güzel bir bayan olan Trish, Dante'nin ölen annesine oldukça fazla benzemektedir. Bu olaylardan sonra maceramız Mallet adasında başlar.

Oyunda 23 ana bölüm, 12 tane secret bölüm var. Hiç eksilmeyen aksiyon sahneleri ile çok da zor olmayan bulmacalar bulunmakta. Öldürmemiz gereken çeşitli yaratıklar var. Bunlar arasında kuklalar, elinde bahçıvan makaslı cadılar, mutasyon geçirmiş garip hayvanlar vb. var. Bu yaratıkları öldürmek için ise çeşitli silah seçenekleri oyunda bulunmakta. Bunların yanında da gerçekten çok zor ve çeşitli guçleri olan yaratıklarla karşılaşıyoruz. Bunlar örümcek ve akrep karışımı bir yaratık, özel güçleri bulunan bir kuş ve boynuzlu bir şovalye. Bunları öldürmek oldukça zor. Özellikle de karşımıza 3 defa çıkmaları ve her çıkışlarında daha da güçlenmelerı bizi zorluyor.

Bölümlerde çeşitli objeler de topluyoruz. Bu objeler Green Orb, Yellow Orb, Red Orb ve Blue Orb şeklinde adlandırılan ve farklı renklerde olan küreler. Bunlar sayesinde çeşitli güçler kazanabiliyoruz. Özellikle red orb'lar oldukça önemli, çünkü bu orb'lar sayesinde her görev geçişimizde ve bölümlerin bazı yerlerinde bulunan saat şeklindeki yerlerden çeşitli büyüler ve güçler alabiliyoruz. Ayrıca bazı kapıların açılmasına da yardım ediyorlar. Kısacası red orb'lar para gibi. Yellow orb'lar ise öldükten sonra kaldığımız yerden devam etmemizi sağlıyorlar. Green orblar azalan canımıza belli bir enerji veriyor, blue orblar da topladıkça can şeritimizin uzunluğu arttırıyor. Bunları toplamak için genelde karşımıza çıkan yaratıkları yenmemiz gerekıyor. Yendiğimizde yaratıklardan bu türde çeşitli küreler çıkmakta.

Yukarıda da yazdığım gibi oyunda çeşitlı silahlar bulunmakta. Bunlar arasında Alastor adında bir kılıç ve İfrit adında ateş eldivenleri bulunmakta. Bu iki silah bizim için oldukça önemli. Bunların yanında shotgun, suda kullanabileceğimiz bir silah, pistol ve alev topu atan bir diğer silah bulunmakta. Alastor ve İfrit'i topladığımız red orblarla geliştirebiliyoruz. Size kılıcı kullanmanızı öneririm. Çünkü eldivene göre daha iyi özellikleri var. Özellikle belli bir yerden sonra kılıçımız muhteşem güçlere sahip oluyor.

Oyunun grafikleri ise mükemmel ötesi, oldukça akıcı ve güzel. Grafiklerin güzelliği savaşlarda ve mekanlarda daha çok ön plana çıkıyor. Mekanlar büyük bir özenle hazırlanmış. Yaratıklar ve kullandığımız silahlarda da aynı şekilde çok emek harcanmış. Ara demolarda ise oyunun grafik yapısından faydalanılmış. Demolar da oldukça iyi ve ızlenmeye deyecek kadar güzel hazırlanmış. Konuda kopukluk yaratmıyorlar. Oyunun amacının korkutmak olduğunu söylemiştik. Şimşek efektleri, sallanan ağaç gölgesi görüntüsü, açılan kapanan camların görüntüleri çok güzel bir şekilde yansıtılmış. Oyunun grafiklerinde hiçbir eksik yok denebilir.

Bu tarzda oyunlarda ses efekleri oldukça önemlidir. Devil May Cry da bu konu üzerinde çok durmuş olmalı ki, muhteşem muzikler ve sesler ile karşılaşıyorsunuz. Mesala kılıcınızı çekip bir yaratığı öldürmek üzereyken, insanı savaşmaya iten bir müzik çalmaya başlıyor. Ayak sesleri, yaratıkların çıkardığı sesler hepsi muhteşem şekilde insanı ortama sokuyor. Demolardaki müzikler ise bir başka güzel. Özellikle duygusal sahnelerde eski Türk filmlerini andıran bir tat var:). Bence bu oyunu gece oynamak için oldukça güzel bır neden de sesleri olabilir. Gerçekten de harika ses efektlerine sahip bir oyun Devil May Cry.

DMC'nin oynabilirliği yüksek ve tuş kombınasyonuna alışmak da oldukça kolay. Analoglarla adamımızı hareket ettiriyoruz. Kolumuzdakı titreşim sayesinde bellanın gelebileceğini anlayabiliyor ve kendimizi oyunun atmosferine iyice sokuyoruz. Ayrıca oyunda şöyle bir ozellik daha var; eğer bizler çok yellow orb harcarsak yeni bir bölüme geçtiğimizde bize "oyunu kolay modda oynamak ister misiniz?" şeklinde bi soru soruluyor. Bunu kabul ederseniz oyun gerçekten de çok kolaylaşıyor. Size önerim bu modu seçmemeniz, çünkü oyunda birkaç bulmaca dışında fazla zorlanmıyorsunuz.

Ben oyunu aldıktan 5-6 gün sonra bitirdim. Herkes çok kolay olduğu için bittiğini sanacak ama bunun gerçek nedeni oyunun başından bir türlü kalkamamam. Gireceğim sınavlardan alacağım kötü notlara rağmen kendimi oyunun başından kaldıramadım. Gerçekten muhteşem.

Oyunun artıları oldukça fazla. Ancak tek eksiğini gördüm, o da öldürdüğümüz yaratıklarla (kuklalar) aynı yere geri donduğumuzde tekrar karşılaşmak. Bu bazen gerçekten sıkıcı oluyor. Ama bunun sayesinde daha fazla orb toplayabiliyoruz. Böyle olmasa belki daha iyi olurdu ama bu yine de gözardı edilebilecek çok ufak bır eksi.

Yavaş yavaş yazınında sonuna da geldık. Artık yeni bir kahramanımız var diyebiliriz. Muhteşem grafıkleri, ses ve oynanabilirliği ile Devil May Cry kaçırılmaması gereken oyunlardan biri. Mutlaka almanızı, oynayıp rahatlamanızı önerıyor ve son sözü de Dante'ye bırakıyorum: "Let's Rock Baby!"