2001 yılında PS2'ye bomba gibi düşen Devil May Cry (PS2'mi alma sebeplerimden) serisinin devamı tekrar karşımızda. Devil May Cry 2'de yaşadığımız hayal kırıklığını fark eden ve bunu telafi etmek isteyen Capcom, bu ödevine iyi çalışıp bizi bu sefer beklediğimiz lezzette bir aksiyonla buluşturdu.

Sweet Dreams

Devil May Cry 3 (DMC3), serinin son çıkan oyunu olsa da hikayenin başlangıcını konu alıyor. İnsanların dünyası şeytani güçlere karşı savaşıp, iki dünya arasındaki kapıyı kapatan (karşı taraftan tuzak konulan bir kapı) Sparda insanlarla yaşamaya başlar ve iki oğlu olur. İnsanoğluna hizmeti seçen iblis Sparda'nın ikizlerinden Vergil, babasının ölümüyle karanlık yolu seçmiştir. Babalarının onlara bıraktığı madalyonlar ile kendi gücünün farkındadır. Niyeti şeytani dünyayla insan dünyasının arasındaki kapıyı açarak dünyamızı ele geçirmektir. Arkham isimli büyücünün yardımıyla amaçlarına ulaşmak için Temen-ni-gru kulesini tam da Dante'nin daha ismini bile vermediği ofisinin önünden, yer altından çıkarırlar. Dante gerçek gücünün farkında olmasa da yarı insan-yarı iblis olduğunu bilir. Ofisine olanların hesabını sormak ve biraz da eğlenmek için işe koyulur ve hikayemiz böylece başlar. Senaryoya daha sonra Vergil'e karşı savaşta olan (gayet başarılı bir savaşçı) Arkham'ın gizem dolu bakışlı kızı Lady (Mary) de katılır. (Sparda'yla oynamak mı? Yazının sonuna kadar sabredenlere bir sürpriz olsun)

DMC3 Vergil'in galip geldiği Vergil-Dante düellosunun demosuyla başlar. Buradaki demoda bile hemen oyunun grafiklerindeki gelişme göze çarpıyor. Ve demodaki yağmur sularının asılı kaldığı sahne gerçekten çok etkileyici. Bu demodan sonra oyun Dante'nin canavar avlama ofisindeki demoyla devam ediyor. Toplamda 20 tane olan görevlerin ilkine burada başlıyoruz. Arkham'ın gelip bize Vergil'in davetini sunduğunda da Capcom'un aksiyona kattıklarından biraz fikir ediniyoruz. İlk olarak bu oyunda Dante daha genç. Bu yüzden düşmanlarıyla daha alaycı diyaloglar kuruyor ve daha çılgınca hareketler sergiliyor. Dante'nin bu hali çok daha etkileyici olmuş. Çok akıcı bir aksiyon oyununda kasılan ve suskun bir karakter pek çekilmez olurdu. (bknz. DMC2).

Oyunda bahsedecek çok fazla yenilik var. Oyunun seride bir adım öne çıkmasına sebep olan yenilikleri açıklayıp bırakmayacağım. Aramızda seriden herhangi bir oyunu oynamamışlar olabileceğinden oyuna genel bir açıklama yapıp yenilikleri ayrıca belirteceğim.

Ana menüde 3 seçenek var. New Game, Load Game ve Options. Her zaman olduğu gibi ilk önce 'options'a bir girin, en azından sesleri 'dolby digital pro logic II' yapmak için. Ayarları bitirip 'New Game'e giriyoruz ve dünyayı kurtarma savaşımız başlıyor. Oyun 'normal mod', yani normal zorluk seviyesinde başlıyor. Ancak bu hiç de DMC serisindeki ya da başka oyunlardaki normal seviyeye benzemiyor. Çünkü yenisi olduğumuz oyunda başlarda neler yapabildiğimizi tam olarak bilmemizin de dezavantajıyla oyun bizi zorluyor. Ancak isterseniz üçüncü ölümünüzden sonra oyun 'easy mod'u açıyor. 'Easy mod' bile sıkı bir zorluk derecesi aslında. İlk oyundaki gibi easy yaptıktan sonra oyun anlamsız hale gelmiyor. Ben kendime yediremediğim için 'normal mod' da oynadım.

Kahramanımızın havaya girip Let's Rock diyerek tuşuna bastığı müzik kutusu çalışmaz. Eski bir Türk tamir metoduyla müzik kutusuna can veren Dante, başlayan müzikle düşmanlarına saldırınca oyundaki farklar hemen göze çarpıyor; daha fazla hareket, daha fazla şeytan avlama taktiği ve yeni stiller. Evet bu DMC serisi aksiyon boyutlarını aşmakla kalmayarak şimdi de aksiyonun sınırlarını iyiden iyiye zorluyor.