Acizane kanaatime göre, Bruce Willis'i "Bruce Willis" yapan John McClane rolüdür, yoksa hala abuk sabuk komedilerde oynuyor olacaktı.. Serinin üç filmini de yüz defa falan seyretmiş ve daha da seyredecek biri olarak, oyunu ilk aldığımda epey hevesliydim. John McClane kontrolümdeydi! Ancaak..

Kötü oyunların incelemeleri nedense ilgi çeker, artık okuyucuya komik mi geliyor yoksa oyunun yerden yere vurulması hoşuna mı gidiyor bilemiyorum ama, emin olun inceleyen için hiç zevkli olmuyor! Oyunu saatlerce oynadım (neredeyse bitiriyordum, ama bu oyuna kaptırmamdan değil, bir şempanzenin bile rastgele tuşlara vurarak bitirebileceği bir oyun olmasından kaynaklanıyor) ve hala tek bir iyi şeye bile rastlayamadım.. Ne yazayım Allahım, ne yazılır bu kadar kötü oyunlar için?

Oyunun belki de tek iyi yanı, hiçbir kurulum falan gerektirmeden kendi kendini gayet güzel 23 MB'lık bir alana kurması. O bildik kurulum ekranı çıkmayınca garipsemiştim, tek yapmanız gereken CD'yi yerleştirip run düğmesine tıklamak. Aslına bakarsanız böylesi daha iyi, uninstall çok kısa sürüyor!

Hikayemiz şöyle: John McClane yine gayet bunalımlı bir şekilde kanepesinde uyuklarken gelen bir telefonla uyanır: arayan eski arkadaşı Kenny'dir. Kenny, Las Vegas'taki bir hapishaneye müdür olmuştur ve John'u da açılış gecesine davet etmektedir. Hapishanelerin açılış gecesi olur mu yahut olsa bile bu bir kokteyl şeklinde mi olur? Bilemiyorum ama burada oluyor işte.. Tam açılış gecesi mahkumlarla gardiyanlar işbirliği yaparak kontrolü ele geçirirler ve siz de eski dostunuza yardım edersiniz.. Burada oyunun iyi yanlarından birini de belirtmek gerekiyor: ara filmler. O Die Hard havasını doğru dürüst yansıtabilen tek şey onlar. Keşke, ara filmlere gösterilen özen oyuna da gösterilseymiş..

Evet, oyunumuz açılıyor ve o da ne, üç tane seçenek var.. "Movie mode", "Arcade mode" ve "Practice mode". Bunları açıklamak gerekirse, movie mode üç oyun türünün de sırayla devreye girdiği, araya da demoların sokuşturulduğu bir seçenek. Üç oyun türü de şu anlama geliyor, ilki Tomb Raider tarzı üçüncü şahıs gözünden "shoot'em up", ikincisi Virtual Cop türü bir "ekrana ateş et", üçüncüsü de "arabayla dolaş".. Geri kalan iki seçenekte de bunları teker teker deneyebiliyorsunuz. Fox "o olmazsa bu tutar" gibi bir düşünceyle böyle bir karar almış olsa gerek, fakat hepsi birbirinden kötü.. Üçüncü şahıs gözünden oynadığınız bölüm, belki de katlanılabilecek tek kısım, ama ondan tiksinmeniz de uzun sürmüyor.. Tek yapmanız gereken önünüze gelen adamlara ateş etmek, bir de bazı düğmelere basıp çeşitli kapıları açmak. Evet, bunu pek çok oyunda da görebilirsiniz ama emin olun hiçbiri bu kadar saçmasapan değildir.. Hele save imkanınız da yoksa! Yalnızca bölüm sonlarında save yapabiliyorsunuz ve bu, bölümün sonunda aptal bir kötü adam tarafından öldürülür veya sürekli belirip duran mayınlara basarsanız herşeye baştan başlayacaksınız demek.. Tamam, bu bir PlayStation türü oyun, ama elimizdeki bir PC! Bilmem kaç GB'lik hard diskleri süs olsun diye almıyoruz.. Save sistemi eklememekle Fox oyunun bütün satış ihtimalini sıfıra indirmiş, koysaydı belki John McClane hatrına oyunu bitirirdim. Hepsi de birbirine benzeyen mekanlarda çıkışı bulmak gibi "maceralar", size "gidip wonder boy oynarım daha iyi" dedirtiyor..