Amerika'nın meşhur sokaklarında geçen, birçok action filmindeki kötü adam ve polis arasındaki araba kovalamaca sahneleri, filmlerde en heyecanlı ve ilgi çeken sahneler olurlar. Hani şu güzelim amerikan arabalarının havalarda uçuştuğu, bir arabanın peşine sayısız polisin takıldığı, sirenlerin ve patlamaların kesilmediği sahnelerden bahsediyorum. GT Interactive'in DRIVER'ında da bu hava yakalanmaya çalışılmış ve de ufak (belki de büyük mü?) eksiklerle de olsa bence yakalanmış. Oyun asıl Playstation için üretilmiş ve önce o şekilde piyasa sürülmüştü. Ben de ilk kez oyunun Playstation versiyonunu bir arkadaşımda oynamış ve baya da beğenmiştim. Hatta arkadaşımla PC'ye geçse neler olabileceğini de düşünmüştük. Daha sonra PC'de çıktığını görünce hemen alıp oynamaya başladım.

Oyunun çok karmaşık ve özenli olmayan, sade ve klasik bir konusu var. İsminiz Tanner. Mafyaya şöför olarak çalışmak üzere işe başlıyosunuz. Fakat sorun aslında sizin araba yarışçısından dönme bir polis olmanız ve suç çetesini yakalamak için bu işe girişmeniz. Bu olayı sizden başka bi tek şefiniz biliyor. Bu yüzden de oyundaki en önemli engeliniz sizin de polis olduğunuzu bilmeyen polisler oluyor. Oyun sırasında duyduğunuz telsiz sesleri de sizin de polis olmanızdan dolayı sahip olduğunuz bir avantaj: polis telsizi.

İşe almak için size başta ufak bir otopark denemesi yapıyorlar. Yani bi kaç artistik hareketi (arabayı 180, 360 derece döndürmeniz geri geri döndürmeniz slalom yapmanız gibi...) 1 dakika içinde tamamlamanızı istiyolar ve işe alıyolar. Size yatacak bir oda, bir araba, yemek, su (yok bu kadarı geyik oldu :P) veriyorlar ve istediklerinde işe çağırıyolar. Örnek olarak ilk görevde arabayı otoparktan çıkarıp istedikleri bankanın önüne belli bi sürede gidip onları alıp daha sonra yine istedikleri yere bırakmanızı istiyorlar.

Bu yolda tabi ki oyunun zor kısımları kendini gösteriyor. En önemli engel arabanızın belli bir damage'ı olması. Yani sağa sola vurdukça araç eskiyor ve arabanızın damage'ını gösteren kırmızı ibre dolduğunda bölüme baştan başlamak zorunda kalıyosunuz. Zaten ibrenin dolduğunu arabanın önünden çıkan ve yavaş yavaş artan dumandan da anlayabiliyorsunuz. Fakat araçlarınız bölümdem bölüme değişiyor ve her aracın dayanıklılığı değişik.

Oynayıştaki düşmanlarınız (aslında dostlarınız) olan polislerin AI'lerine (zeka) gelince, olabildiğince garip bir mantığa sahipler. Tam anlamıyla Trafik Canavarı gibi davranan polislerin tek amacı sizin demin bahsettiğim damage ibrenizi doldurmak. Yani yakalamak gibi normal şeyler değil. Örneğin bir polis arabası karşı şeritten gelirken sizi görürse direk sizin şeride geçip arabanıza önden direk giriyor ve arabanız darmadağan oluyor.