Birkaç yıldır E3 fuarında tanıtılan, her zaman sene sonunda çıkacağı belirtilen ancak bir türlü piyasaya sürülmeyen Duke Nukem Forever'ın çıkmasını bizler sabırla beklerken baktılar ki bu proje bu gidişle bitemeyecek, en iyisi başka bir oyun çıkartalım adını da Duke Nukem: Manhattan Project koyalım ve böylece isminden faydalanıp bol bol oyun satalım diye düşünmüşler. Haksız da sayılmazlar bilgisayar oyunları piyasasında en çok bilinen karakterlerden biri olan Duke Nukem sadece isminin verildiği bir oyunla bile iyi satışlar yakalayabilir. Ancak artık çoğu kişi oyun almadan önce çeşitli kaynaklardan oyunun incelemesini okuyor ve ona göre davranıyor. Tabii bu sistem bizde pek geçerli değil. Çünkü bizde oyunlar için insanlar öyle fazla para harcamıyor. Birkaç milyon TL veriyorsunuz ve emek verilmiş bir çalışmayı alıyorsunuz. Dışarıda ise oyunlar 50$ civarı bir fiyattan satıldığı için inceleme yazıları önem taşıyor.

Neyse, en azından sizler de kafanızda bir fikir oluşması açısından şimdi bu incelemeyi okuyorsunuz ve yazının sonuna doğru oyunla ilgili bir ön bilginiz olacak.

Bir zamanların en popüler oyun türlerinden biri olan platform oyunları artık pek yapılmıyor. Teknolojinin hızlı gelişimi ile artık tamamen 3D olan ve donanımı oldukça zorlayan oyunlar yapılıyor. Ancak platform oyunlarının da seveni çok fazla. Buna ben de dahilim. Saf aksiyon ve önüne çıkanı temizleme içeren bu oyunlara biri daha eklendi böylece. Aslında bu oyun tam olarak arcade oyun makinelerine uygun bir oyun. Hatta eskiden bu tarz oyunlar hep o makinelerde olurdu. Şimdi eski günler aklıma geldi de, vay be yaşlanıyoruz...

Oyuna bir tören anında başlıyoruz. Siz, yani Duke Nukem de çeşitli düşmanları yok etmiş ve her zamanki gibi tüm Dünya'yı kurtarmışsınızdır. Ancak düşmanlar biter mi hiç, hemen saldırıya geçiyorlar. Siz de tören sırasında düşmanlarınızı yine temizlemeye başlıyorsunuz. Sonra ise çok klişe bir konu üzerinde oyun devam ediyor. Düşmanlarınız eski Duke Nukem oyunlarından tanıyacağınız karakterler oluşturuyor. Bunların yanında yeni karakterler de mevcut. Oyun boyunca etrafına bomba koyulmuş hanımları kurtarıyorsunuz. Bunları kurtarmazsanız bölüm bitmiyor. Ayrıca yine çok eski ve artık baymaya başlayan mantıkla "kapıyı açmak için x renkli anahtarı bul" olayı aynen korunmuş. Aslında bunun yerine Red Faction'daki gibi eğer elimizde patlayıcı varsa bununla duvarı pataltıp ilerlesek daha eğlenceli olurdu. Ama ne yapalım oyunu yapanların hayal güçleri pek geniş değil galiba. Bu yönü çok eleştirdim biliyorum ama peki size de mantıklı geliyor mu bu "kapı ve x renkli anahtar" ilişkisi?

Oyunda klasik sağ tarafa doğru ilerleme modunda oynuyoruz. Ancak bir önceki bölümde yapmayı unuttuğunuz bir şey varsa geri dönebiliyorsunuz. Bazen bu geri dönüşlerde fazladan cephaneye denk gelebilirsiniz. Bu ekstra cephaneler çoğunlukla binaların üst katlarında bulunyor ve biraz el becerisi isteyen yerlere yerleştirilmiş oluyorlar. Ancak bunları toplamak zor değil, zamanla hareketleri de öğrenince insan üstü hareketler yardımıyla tırmanmaya başlıyorsunuz.

Bu oyunda herkesin beklediği bol küfürlü ve çeşitli argo dolu sözler istemediğiniz kadar fazla var. Bazı sözler hiç sansüre uğramamışken, bazılarında ise bizim tv'lerde çok sıradan bir durum olan bip'leme uygulanmış. Ancak aynen bizdeki gibi bu bip sesini duysak da esas oğlanımızın ne dediğini anlayabiliyouz. Bunlar espiri olsun diye oyuna yerleştirilmiş ama bana komik gelmedi. Bu kötü sözlerden ara sıra Max Payne de nasibini alıyor.

Sokaklarda, metro istasyonlarında vb. gibi mekanlarda ilerlerken taşıtlara çarptığınızda hemen ölüyorsunuz. Tamam metro araçları size çarptığında hemen ölmenize bir şey demiyorum ama arabalar çarptığında hemen ölmek çok saçma olmuş. En azından çarpan arabanın hızına veya boyutuna göre bu güç azalması ayarlanabilirdi. Programcılar bu ve bunun gibi birçok detayı atlamışlar, durum böyle olunca da oyun tekdüzelikten asla kurtulamıyor. Bu durum can sıkıcı gibi gözükse de kimileri için sadece aksiyon önemli olduğu için oyunu beğeneceklerdir, ancak bana yetmiyor.