Yazıya başlarken hemen konsol portlarından bahsetmek, yazıya bir başlangıç bulamadığımdan ufak bir kurtuluş yolu olarak görülebilir. Öyle de zaten. Konsol portları, daha 1 sene öncesine kadar berbat görünümlü oyunlar anlamına geliyordu. Özellikle Japon tabanlı oyunlar PC'ler için çevrilmekteydi ve kalitesiz olmaları bir yana dursun, kontrolleri de aynen PC'ye aktarıldığından, sorun üzerine sorun çıkarıyordu. Artık böyle bir sorun kalmadı. Konsol'lar, PC'ler ile yarışadursun, birbirleri arasındaki çevrimler de asıllarını aratmayacak kadar kaliteli oluyor. Çok örnekleri var, burada saymaya gerek yok (aklıma gelmediğini söyleseydim olmazdı çünkü).

Enclave bu bahsettiklerimin en sonuncusu. Aslen Xbox için tasarlanmış olan bir aksiyon oyunu. Eski çağlarda geçen, kadim zamanları konu alan, iyi ile kötünün mutlak hesaplaşmasını içeren bir aksiyon oyunu. Oyunun her yanı konsol kokuyor. Ama bu PC için bir felaket değil, aksine görsel ve diğer yönlerden zevk almaına geliyor.

Oyunun konusu ikiye ayrılıyor denebilir. Ama iki konu da birbirleri ile çakışmaktalar. Oyunda 2 campaign var. İyiler ve kötüler. Konular ayrı olmakla birlikte, bazı yerde çakışmalar da olabiliyor. İyileri seçerseniz, kendi şehrinize, hatta dünyanıza olan istilaları durdurmak için çabalıyorsunuz. Kötüleri seçerseniz de, bu istilaları ilerletmek gibi bir amacınız oluyor. İstila durdurmak derken, ön cephede binlerce askerle savaşmıyorsunuz. Genelde geri planda, minik görevler yerine getiriyorsunuz. (Oyunun iyiler kampanyasını bitirdikten sonra, kötüler kampanyasını oynarken, iyiler kampanyasında oyuna başladığınız savaşçı karakteri öldürdüğünüz bir görev bile var).

Mesela biraz iyilerin görevlerinden bahsedelim. İlk olarak kendinizi tanımanız için kolay bir bölümden başlıyorsunuz. Vergi almaya gelen askerlere karşı çıktığınız ve köylüleri koruduğunuz için hapse atılıyorsunuz. Uyandığınız zaman kötü tarafın Assassin karakteri tarafından tehdit ediliyorsunuz. O anda kendisi layığını buluyor ve siz de oyuna başlıyorsunuz. İlk başlarda, birisinin eşyalarını kurtarma gibi görevleriniz oluyor. Herhangi bir binadan önemli bir objeyi alma, bir karakteri koruma, bir hedefi yok etme gibi görevleriniz oluyor. Bunları yaptıkça da asıl savaşın olduğu yere sürükleniyorsunuz. Yaptıklarınız ufak şeyler olsa bile, aslında dünyanın kaderini değiştirecek hareketler oluyor.

Oyunun menü tasarımları oldukça iyi. Video görüntülerden oluşmaktalar. Bu da konsollarda moda olan birşey zaten biliyorsunuz. Menüler arasındaki geçişler, karakter ve silah seçme ekranları öyle süslenmişler ki, detaylarına bakmak için bir süre sessizce dikiliyorsunuz monitör karşısında. Oyunun başında, ayarlarınızı da yaptıktan sonra, bir isim yaratıyorsunuz ve o sizin save dosyanız oluyor. Oyun esnasında istediğiniz yerde kaydedemiyorsunuz. Sadece belirli kayıt noktalarından geçerek kaydediyorsunuz oyunu. Öldüğünüz zaman oradan başlıyorsunuz ama oyunu kapatıp bir daha girdiğinizde, bölümün en başından başlıyorsunuz.