Adventure oyunları dökülmeye devam ediyorlar. Yine elime çok sayıda adventure düştü ve ben de teker teker hepsini oynamaya koyuldum. Eski devir adventure oyunlarına rağbet arttı gibi gözüküyor, grafiğin değil de ruhun daha önemli olduğunu artık kabullenmeliyiz. Bahsedeceğim bu oyun da aynen eski adventure oyunlarına benziyor. Grafikleri ve seslendirmeleri güzel değil. Seslendirme yok zaten, text tabanlı diyaloglar var. Ama oyun eğlenceli denebilir. En azından ben eğlendim yani.

Oyunda Osmanlı İmparatorluğu'ndan bir adamı yönetiyoruz. Sultan'ın adamıyız ve önemli bir mektubu bir adaya götürmemiz gerekiyor. İsmimiz Abdullah. Yolculuğa çıkmadan önce bir soygun oluyor, Eye of the Kraken, yani Kraken'in Gözü denilen taş çalınıyor. Bu önemli bir taş ve kötü kimselerin eline geçerse bir felakete neden olabilir. Bizim de amacımız, gemide yolculuk ederken, taşı kimin çaldığını bulmak. Hırsız gemiye binmiş. Yani anlayacağınız, tüm oyun bu gemide geçiyor.

Gemi o kadar da büyük değil. 3 katlı. En alt katta kamaralar, orta katta kaptanın odası ve depo, üst katta restoran ve güneşlenme yeri var. Ayrıca buradan geminin uç kısmına gidiyorsunuz. Mekanlar bunlardan ibaret. Asıl önemli olan olay ise, karakterlerle konuşup onlardan bilgi almak. Ayrıca bulduğumuz objeleri doğru yerlerde kullanıp oyunda ilerlemek. Oyunda genelde etraftaki nesnelere bakıp sonra karakterle konuşarak onlardan bilgi alıyorsunuz. Böylece hırsız hakkında ipuçları bulmaya çalışıyorsunuz.

Oyun mouse ile oynanıyor. Tıklayarak istediğimiz yere yürüyoruz, karakterlerle konuşuyoruz veya kapıları açıyoruz. Inventory'miz ekranın alt tarafında bir bar olarak duruyor, buradan bir nesneyi seçerek diğer bir nesnede veya bir karakterde kullanıyoruz. Oyunda diyalog seçimleri, birisiyle konuştuğunuz zaman, menülerden seçilerek yapılıyor. Bu fazla karışık bir olay değil, genelde oyunda karşınızdaki söylediklerini tekrarlayana kadar konuşmanız gerekiyor.

Oyunun grafikleri hoş dursa da oldukça eski. Amatör bir çalışma olduğunu her yönüyle belli ediyor. Ben oyunu oynarken grafiklerden hiç sıkıntım olmadı. Karakter animasyonları çok kısıtlı ve odun gibiler ama, konunun hoşluğu beni sardığından, grafiklerin kötü olması beni pek rahatsız etmedi. Bilmiyorum herkes benimle aynı fikirde olur mu ama, yine de ben sizi uyarıyorum. Denizde dalga efekti yok, mekan tasarımları basit, animasyonlardan uzak durulmuş. Birşeyi alıp verirken bile sadece kolumuz uzanıyor, başka birşey olmuyor.

Oyunda diyalogların seslendirilmediğini göreceksiniz. Sadece karakterlerin tepesinde, kıyafetlerinin renginde yazılar çıkıyor. Bunları okuyabiliyorsunuz, beklemek istemezseniz de tıklayarak geçebiliyorsunuz. Genelde çok hızlı geçmiyor bu diyaloglar. O nedenle tıklaya tıklaya okumak daha mantıklı. Kullanılan müzikler de 3-4 çeşidi geçmiyor ve sanki bir plaktan çalınıyormuş hissi veriyor. Pek bayık değiller ama oyunla pek alakasını göremedim ben. Sanırım oyunu yapanın ulusu ile alakalı bir olay bu.

Oyun büyük ihtimalle 486 bilgisayarlarda bile çalışır :) Abarttım mı bilmiyorum ama ilk görüşte herkes aynı şeyi düşünebilir. Böyle bir sistem bulabilseydim, kesinlikle denerdim herhalde. Bu oyunu yine her zamanki gibi sıkı adventure fanatiklerine tavsiye etmek durumundayım. Diğer oyuncuların isteklerini karşılamayabilir. Yine de eğlenceli, esprili bir oyun. Bakalım sevecek misiniz...