İlk Assassin’s Creed’in incelemesini yazalı neredeyse iki yıl oldu. Oyun çıkmadan önce ekran görüntüleriyle yaşadığım heyecanın yerini, oyunu oynarken hissettiğim derin sıkıntı almıştı o günlerde. Dönemin oyunlarına göre çok daha iyi olan grafikler ve animasyonlar bile Assassin’s Creed’in sıkıcılığını görmezden gelmeme yetmemişti.
Haliyle Assassin’s Creed II ismini duyduğumda kalbim küt küt atmamış, herhangi bir beklentim olmamıştı. Evet, oyuna yeni özellikler ekleneceği kesindi ve senaryo ilgi çekiciydi. İtalya’da Rönesans havası, Leonardo da Vinci’nin yan karakter olması vesaire... Ama bu ekipten beni etkileyecek derecede yaratıcı bir şeyler beklemiyordum. Sadece kendi kendime şöyle diyordum: “Grafikleri ve animasyonları sadece bir adım ileriye götürebilirlerse en azından gözlerimiz bayram eder; takoz gibi hareket eden karakterle dolu diğer oyunların yanında, doğru düzgün hareket eden bir oyun karakterini kontrol etmenin zevkini yaşarız...”
Ama o da ne?! Oynanış sistemini ilk etapta tamamıyla es geçin; bu oyun görsel olarak çağ atlayacağına, zaman makinesinde sorun yaşarcasına geriye gitmiş. Kaplamalar, karakter animasyonları ve diğer görsel öğeler resmen bozulmuş ilk oyuna göre. Hareketler kesik kesik... İlk oyunda her hareketinize tepki veren yapay zeka aptallaşmış. Yine ilk oyunda sadece bir - iki defa karşılaşılan frame-rate problemi ve “clipping” (Karakter uzuvlarının ya da objelerin birbirinin içinden geçmesi.) sorunu tavan yapmış. Çaktırmadan ve isim vermeden, birine ilk Assassin’s Creed’i ve Assassin’s Creed II’yi art arda oynatsanız, oynayan kişi ilk oyun için “Vay, bu yenisi değil mi? İşi epey ilerletmiş adamlar.” der. Gerçekten bu geriye gidişi nasıl başardıkları (!) aklım almıyor.



Bazılarınız için görsellik belki ön planda olmayabilir; o yüzden oynanış sistemine geçelim. Ben de dahil olmak üzere çoğu kişi, ilk oyunun en çok görev mekanizmasının takozluğundan ve tekdüzeliğinden şikayetçiydi. Oyun çok kısa bir süre sonra görevler nedeniyle tekrar etmeye başlıyordu. Assassin’s Creed II’de görev sayısı epey arttırılmış ve görevleri sadece belirli bir yerden alma zorunluluğu kalkmış. Tamam, güzel de görev sayısı arttırmak, etrafa en kötü RPG oyununda göreceğiniz yüzeysellikte ve zevkten yoksun görevler yerleştirmek anlamına gelmemeli. Eğer “Git onu taşı”, “Git bana üç tane mıy mıy mıy bul” şeklinde görevler yapmak istersek sanırım gider Flash oyun oynarız.Grand Theft Auto: San Andreas’tan sonra GTA IV’te görsellik çok üst noktalara taşınırken oynanış sisteminden büyük kısıntılar yapılmıştı. Assassin’s Creed II’deki görsel kısıntıların sebebi olarak da oynanış sisteminin detaylandırmasını gösterebiliriz. (Yani bir türlü dengeli bir şekilde gelişim gösteremiyor oyunlar.) Haritada özgürce dolaşabiliyor, haritaya eklenen dükkanlardan silah, cephane, kıyafet vesaire alabiliyor, gördüğümüz her tarihi yer ve yeni karakter hakkında bilgi edinebiliyor, bu bilgileri Database’e kaydedebiliyor, yüzebiliyor, ilk oyuna göre daha işlevsel bir şekilde saklanabiliyor, çeşidi arttırılan silahlarla daha gelişmiş bir dövüş sistemiyle dövüşebiliyor, çift silah kullanabiliyor, hırsızlık yapabiliyor, patakladığımız insanların vücutlarını Hitman misali taşıyıp saklayabiliyor, hatta Leonardo da Vinci'nin uçan makinesiyle uçabiliyoruz... Bir sürü yenilik sıraladım değil mi...
Zihninizde GTA III’ü canlandırın; dönemine göre gayet iyi olan bu oyun şimdiye göre gayet takoz ve ilkel. Assassin’s Creed II, bu eklenen yenilikleri ve geriye giden görselliği ile GTA III: Italy Adventures ismiyle piyasaya çıksaydı kimsenin ruhu duymazdı; sadece herkes “GTA karakteri için Ezio çok hareketli olmuş; her yere tırmanabiliyor vallahi” gibi yüzeysel yorumlar yapardı.
Yapımcı firma değişmediği ve araya iki koca yıl girdiği halde Assassin’s Creed II, ilk oyunun nasıl gerisinde kaldı, gerçekten bilemiyorum. Ancak ben artık, var olan güzel şeyleri bozarak oyun dünyasının ileriye taşınamayacağının net bir şekilde algılanmasını istiyorum. Eğer bir yapıma güzel yenilikler eklenecekse bu yenilikler için eldeki kaliteli özellikler feda edilmemeli. Çünkü bu feda edilenler yüzünden, eklenen yenilikler değerini yitiriyor ve oyunda eğreti duruyor.
Editörün Notu: Elimizde Assassin's Creed II'nin Ubisoft tarafından bir süre önce gönderilen tam sürümü mevcuttur ve bu inceleme, oyunu sabırsızlıkla bekleyen Assassin's Creed hayranlarının sabırsızlıklarını bir nebze olsun azaltmak için hazırlanmıştır. Daha detaylı ve kapsamlı Assassin's Creed II incelemesi, LEVEL'ın Aralık sayısında yer alacaktır.
Assassin’s Creed II’yi sadece biraz İtalya tadı almak isteyenlere, Rönesans Dönemi’ne merakı olanlara ve GTA III tadındaki takoz görev sistemli oyunlardan kopamayanlara öneriyorum. Ben ve benim gibiler ise geleceğe gözünü dikmeye devam edebilirler.


Kaynak: Level
6,0