1991 veya 92 yılıydı sanırım, Üniversiteye hazırlandığım için bilgisayar ve oyunlar aleminden uzak kalmıştım. Fakat oyun salonlarından kopamayan arkadaşlarım sürekli "Sensible World of Soccer" adlı bir oyundan bahsediyorlardı. Bir süre bu övgülere aldırmasam da en sonunda bir salona gidip şu oyunu göreyim dedim. Bit kadar adamların kuş bakışı bir sahada saçma sapan futbol oynadıkları bir oyundu bu... Fakat maç yaptığınız bu takımın aynı zamanda menajeri de olduğunuzu öğrendiğimde itiraf etmeliyim, oyuna bakışım tamamen değişti. Daha sonra üniversiteyi kazandım, bitirdim ve kendi PC'me kavuştum. Tam bir açlıkla oyunlara adeta saldırdığımı itiraf edeyim. En büyük tutkum olan strateji ve menajerlik oyunlarını eski yeni demeden bir bir devirmeye başlamıştım. Tabii artık Sensible devri kapanmıştı ve Championship Manager devri başlamıştı. "Yav bu menajerlik oyunlarında oynanan maçları izleyebilsek ne güzel olurdu."gibi futuristik hayaller kurduğumuzu sanarken EA Sports'un menajerlik serileri piyasaya çıkmıştı, fakat ne yazık ki FA Premier League Football Manager 2000 adlı oyununa kadarki menajerlik oyunları oldukça başarısızdı. FAPLFM 2000 başarılı olmuştu çünkü, yarattığınız takımın ve verdiğiniz taktiğin ortaya koyduğu oyunu sahada izleyebiliyordunuz. Fakat o oyunun da maalesef bir sürü bug'ı vardı.

Geçenlerde bilgisayarcıların rafında Football Manager 2001 oyununu görünce; aylarca menajerlik oyunlarını onlarca kez başa sararak oynamış biri olarak, bu oyunu rafta görmek beni hakikatten oldukça heyecanlandırmıştı. Hemen aklıma acaba oyuna "Türkiye ligi de eklenmişmidir?" sorusu geldi. Oyunu kapıp eve gelene kadar herşey harikaydı. Oyunu kurup incelemeye başladım, en çok merak ettiğim oyuncu database'indeki güncellemelerdi. İşte bu yüzden müthiş bir hayal kırıklığına uğradım. EA Sports yine yapacağını yapmış sadece görsel olarak oyunu makyajlamış database'ini ise İngiltere dışında neredeyse hiç güncellememişti.

Sadece en tanınmış oyuncuların transferleri güncellenmişti (Hakan Şükür, Figo gibi...), Fatih Terim Fiorentina'nın başındaydı fakat Beşiktaş'ın teknik direktörü hala Feldkamp olarak görünüyor, Galatasaraylı oyuncular hala vasat altı özelliklerini koruyorlar, ikinci lige düşen Atletico Madrid ve Betis gibi takımlar da ne hikmetse kadrolarını olduğu gibi koruyorlardı. Bunlar gibi affedilemez, anlaşılamaz hatalar beni açıkcası deli etti arkadaşlar. Hele bir de Güney Kore takımları var ki oyunda, Avrupanın en büyüklerini dahi imrendirecek kalitede oyunculara sahipler. Fakat yiğidi öldürüp de hakkını yemeyelim dedirtecek güzellikte grafiklerle donatmışlar oyunu. Aslında lafı fazla uzatmayıp oyunun eksilerini ve artılarını özetlemeye geçebiliriz...