Yazıya bir yerde oyunla ilgili okuduğum ve hoşuma giden bir sözle başlamak istiyorum: "Eğer Icewind Dale, Baldur's Gate'in savaş versiyonu sayılabiliyorsa, Fallout Tactics de Fallout'un savaş versiyonu olarak değerlendirilebilir". Tabi bu söz Fallout'un ne veya nasıl bir oyun olduğunu biliyorsanız anlam taşıyor. Fallout serisini tam olarak şu türde bir oyundur diye sınıflamaya olanak yok. İncelediğimiz oyunda da olduğu gibi Fallout'ları diğer RPG'lerin çoğundan ayıran en önemli fark oyunun geçtiği zaman ve mekan. Fallout'lar Nükleer savaş vb. ardından hayatta kalmaya çalışan insanları konu alıyorlardı. Savaş/dövüş sahneleri ise turn-based strateji (sıra ile oynanan strateji) türündendi. En fazla keyif veren kısım ise meraktan kolay kolay kalkamadığınız konuları idi. En önemlisi de kontrol ettiğiniz karakteri geliştirirken belki başka hiç bir RPG'de göremeyeceğiniz sayıda özelliğin elinizin altında bulunmasıydı.

Fallout serisini tanıyanlar ne demeye "çalıştığımı" zaten anlamışlardır. Bu yüzden bu konuyu bir kenara bırakıp Fallout'u bilen veya bilmeyenler için elimizdeki oyunun neye benzediğini hemen söyleyeyim: XCOM, Jagged Alliance ve benzeri oyunların gerçek bir RPG sürümünü düşünün yeter. Kontrol ettiğiniz karakterleri geliştirmek bile insana zevk veriyor. Sadede gelirsek Fallout Tactics tam bir taktik savaş strateji/RPG türü oyun. Bu arada okuduğum bir şeyi daha aktarayım: "Eğer Rainbow Six, Diablo ve X-COM'un bebekleri olsa nasıl olurdu dersiniz? Beğeneceğiniz ve keyif alacağınız kesin..."

Oyunu kısaca özetleyelim. Konu Fallout'un bildik dünyasında geçiyor, yani Mad-Max'ten daha ilerde bir tarihte. Bu kez orjinal Fallout dünyasında "Guardian Angels" olarak tanıdığınız bir grubun içine çaylak bir asker olarak katılıyoruz: "Brotherhood of Steel" (BOS). Bu grubun amacı bilim, teknoloji ve aklınıza gelen her türlü yöntemi kullanarak dünyayı eskiden olduğu gibi yaşanır bir yer haline getirmek. Gruba katıldıktan sonra size verilen askeri görevleri tamamlamak da oyundaki amacınız. Fallout'un aksine Fallout Tactics'te görevleri görevleri aramıyor, BOS sığınaklarında komutanlarınızdan alıyorsunuz. Görevleri ise BOS'a katılmış diğer askerlerle birlikte tamamlıyorsunuz. Yanınıza en çok 5 asker alabiliyorsunuz. Herbirinin sizin yarattığınız karakter gibi kendine özgü yetenekleri var ve bunları seviyeleri yükseldiğinde istediğiniz şekilde geliştirebiliyorsunuz. Görevler genellikle bir kasaba, köy vb. yerlerde geçiyor ve bu yerlere giderken yol üzerinde (Fallout'ta olduğu gibi) rastgele olaylarla karşılaşabiliyorsunuz. Görevler oldukça uzun sürüyor. Özellikle elinizdeki tek bir adamı bile kaybetmeyi göze alamayacağınız için çok temkinli hareket etmek ve iyi taktikler geliştirmek zorunda kalıyorsunuz.

Oyunda kontrol ettiğiniz her karakterin farklı yetenekleri var. Bunları geliştirmek veya yeni yetenekler katmak tamamıyla sizin elinizde. Kendi kullanacağınız karakterlerin özelliklerini tüm popüler RPG'lerdeki gibi oyunun başında belirliyorsunuz. Karakterin iri kıyım, ince veya ufak olması bile bazı noktalarda önem kazanıyor. İnce yapılı karakterler bazı dar geçitlerden, aralıklardan geçebildiği halde diğerleri aynı noktaya ulaşmak için başka yol bulmak zorunda kalıyorlar (bunu o anda kontrol ettiğim üç karakterden ikisinin ısrarla başka yünden gitmeye çalışması nedeniyle tecrübeyle anlamış bulunmaktayım). Kısacası karakter yaratım ekranındaki şimdiye kadar hiç dikkat etmemiş olduğunuz en ufak detay bile oyunda etkisini gösteriyor. Unutmadan, kendi yarattığınız karakter ölürse oyun da bitiyor, diğerleri ölürse yerine yeni bir asker alabiliyorsunuz ve ölen askeri istediğiniz şekide geliştirmek için harcadığınız emek de boşa gidiyor. Yeni askerler arasında ölen askerin birebir yerini dolduracak birini (daha tecrübeli bile olsa) bulmak neredeyse olanaksız. Çünkü bu takım stratejisi gerektiren bir oyun ve Fallout'ların aksine burada sadece bir karakteri geliştirmek yeterli olmuyor; takımdaki tüm elemanları birbirlerinin eksiğini tamamlayacak şekilde geliştirmek oyunda başarılı olmanın en önemli anahtarı.