Firestarter 2002 yılının başlarında duyurulan, yapımı zahmetli oyunlardan biri. O zaman gösterilen ekran görüntülerine baktığımızda, ağzımızın suları akıyordu. Konusundan falan pek bahsedilmediği için, ben oyun elime geçene kadar güzel bir konusu olan, merak uyandıran birşeyler bekliyordum. Çünkü gelecek temalı oyunlar genelde böyle olur.. hafıza kaybı, bilinmeyenler, dost bildiğimiz ama bizi arkamızdan vuran kişiler. Firestarter bunlardan hiçbirini barındırmıyor. Yapmanız gereken, karşınıza çıkanları gözünüzü bile kırpmadan öldürmek. Bu kadar basit.

Oyun gelecekte geçiyor. Zaten oyunun giriş videosunda herşey size kısaca özetleniyor. Bizim karakter yürüyor, birisi de sanal bir makinede oyun oynuyor. Bu geleceğin konsolu. Gözlerine bağlıyorsunuz falan filan. Tabi kendinizi oyunun içinde hissediyorsunuz. Bu alete virüs bulaşıyor ve kurallar biraz aha sertleşiyor. Zaman sınırlamalı bu oyunda, eğer başarısız olursanız, ne yazık ki dünyada da başarısız oluyor, ölüyorsunuz :) Bizim karakter de bunu bilerek mi yoksa bilmeden mi bilmiyorum, giriyor makineye ve oyun başlıyor.

Karakterimiz, benim pek sevmediğim bir tip. Hatta az önce One Upon a Time in Mexico'yu izledim, onda da benzer karakterler vardı. Bu tip karakterler genelde salak bakışlı, uzun saçlı olurlar ve uyuşturucu mafyalarının yanında çalışırlar. Filmlerde böyle tipleri çok görürz. Hatta kokain falan hep bu adamlara denetilir, nedense :) İşte karakterimiz böyle birisi. Giriş videosunda oldukça iyi çizilmiş, düz ve uzun saçlı ama oyun içinde, daha bir değişik görünmekte sanki.

Oyun, arena fps oyunlarının hemen hemen aynısı gibi. Bölüm aralarında size hiçbir şey gösterilmiyor veya görev verilmiyor. Zaten amacınız sadece hayatta kalmak. İlk başta kendinize bir karakter yaratıyorsunuz. Hmm bak bundan bizim karaktere benzemiyor demek ki oyundaki karakter :) Ardından da oyuna dalıyorsunuz. Her bölüm başında, tuhaf bir ekranda size o bölümde nelerle karşılaşacağınız gösteriliyor. Silahlarınız ve düşmanlar. Bunlar hakkında bilgi de veriliyor size detaylıca. Ardından haritaya giriyorsunuz.

Her harita 3 aşamadan oluşmakta. İlk aşamada yeterince katliam yarattığınız zaman, diğer aşamanın kapısı açılıyor ve bu iki aşamada dolaşabiliyorsunuz. Oldukça karışık bir haritanız var, bununla yolunuzu bulmak yerine kaybolabiliyorsunuz. Bazen mermi, silah ve artifact gibi şeyleri bu harita olmadan bulmak zor oluyor. Üç aşamayı da bitirdiğiniz zaman, diğer bölüme geçiyorsunuz.

Oyun pek zor değil. Normal zorluk derecesinde oynasanız bile hiç zorlanmıyorsunuz. Daha kolaylarını denemeyin, canınız sıkılır. Düşman asla sizi zorlamıyor, hemen ölüyor. Onların ruhlarını toplayabiliyorsunuz. Etrafta enerji çantaları dolu, zırh ve mermi bakımından da cimrilik yapılmamış. Asla cephane sıkıntısı çekmeyeceksiniz. Sağlık sorunlarınız da, ancak oyunun yarısını geçtiğiniz zaman hafiften başlıyor.

Kontroller kolay. Ateş etmek, bazen zıplamak dışında pek birşey kullanmaya gerek yok. Silah değiştirmeye bile ihtiyaç duymayacaksınız çünkü o an verilen silah, ondan sonra gelecek düşman için seçilmiş oluyor. Her bölüm 2-3 tane yeni silahla tanışıyorsunuz. Bu da demek oluyor ki, oyunda çok fazla silah var. Aslında o kadarfazla değil :) Ama adamlar güzel silahlar yapmışlar. Bazı silahların, özellikle roket atarların, değişik cephane seçenekleri de var. Güdümlü füze, kör edici füze falan gibi.