Merhaba,

"İşte, yılın action-rpg oyunu!"... diye girersem, vururlar beni. Özellikle de Diablo'yu kıskandıracak kadar iyi bir oyun olan Dungeon Siege'in inceleme yazısını okuyanlar... Ancak şunu da açıkça belirtmeliyim ki, Freedom Force da kesinlikle yabana atılacak bir oyun değil. Üstelik öyküsü de ilginç. Amerika'da, zamanında yayınlanan (hala yayınlanıyor mu bilmiyorum) Freedom Force çizgi-roman serisi günümüzde Irrational Games tarafından bilgisayara aktarılmış. Üstelik gayet de iyi aktarılmış. EA da oyunun dağıtımını üstlenmiş...

Aslında, oyunun inceleme yazısı çok gecikti. Bunun tek sorumlusu sayın şefim, saygıdeğer editörüm Nejat'tır :) Kesinlikle benim bir suçum yok. Üstelik günah keçisi babında, yazmadığı bu yazıyı bana yıktı (valla yalan). Hep böyle yapıyor; "o benim", "bu benim" diye her şeyi rezerv ediyor, ondan sonra da bana yıkıyor (bu da yalan). Tasslehoff gibi tazyikle sıkmaya başladım... Yazacağını belirterek rezerv etti, ama yazamadı. Ben de, "bari ben yazayım" dedim.

Of, giriş belasından da böylece kurtuldum. Gelelim oyuna; aslında çizgi-romanı hiç bilmediğimden, iyi adapte edilmiş mi bilemiyorum. Ancak, oyun genel anlamıyla hoşuma gitti. Oynamaya başlarken, ilk başlarda sıkıcı gibi gelmişti. Çünkü yaptığım bir şey yoktu; yani özellikle yetenek isteyen bir şey yoktu. Garip, sopalı kötü adamların üzerine tıklamamla oyundaki ilk kahraman olan MinuteMan, elindeki, üzerinde özgürlük sembolü olan "kartal"ı bulunduran asasıyla, "for freedom", "for patriot city", "to victory" gibi naralar atarak düşmana hamle yapıyor, sopayı kafalarına geçiriveriyordu. İlk başlarda, adamlar tek vuruşta -ve tam olarak çizgi-roman efektleriyle ölüyorlardı. Efektler ve atmosfer oldukça hoşuma gitmişti.

Ses sistemi ortamı oldukça iyi tamamlıyor. İzometrik açıya yakın olarak tepeden izlerken, sesler, kameranın uzakta olmasından dolayı az geliyor; ancak yakına inince (Myth tarzı bir kamera açısı) çevresel ses efektlerinin ve ses düzeninin oldukça iyi olduğu belli oluyor. Anlaşılan, üzerinde kayda değer bir emek verilerek işlenmiş sesler. Yolda hareket eden arabanın, kavşakta durup beklerken, motorunun rölanti sesi dahi duyulabiliyor. İnsanların yolda yürürken çıkan ayak sesleri, kamera pozisyonuna göre çevresel efektlerden yararlanıp derinlik alıyor; özellikle 4 nokta hoparlör sisteminiz varsa, bu efektler oldukça hoşunuza gidecek.

Grafiksel açıdan da, tamamıyla çizgi-roman tiplemesi var. Dolayısıyla grafikler, çizgi film grafiklerini aratmayacak kadar güzel. Üstelik, böyle kamera açısına sahip birçok oyunda olanın aksine, bu oyunda kamerayla yaklaştığınızda pikselleşme neredeyse yok. Ayrıca tüm bu artılara rağmen, GF256DDR kartımla ve XP 1700+ işlemcimle 1152x864, 32bit modunda oynadığım şekliyle, tekleme, takılma olmadı. Sadece bir yerde hafif bir yavaşlama hissettim, orası da ana baba günüydü (karıncalar şehrin yollarına yuva yapmışlar ve sokaklarda ne varsa içeri alıyorlar; dev karıncalar). Kahramanların oyun içerisinde dövüşürken yaptıkları hamle, özel güç vs.lerde çıkan grafiksel efektlerse gerçekten görülmeye değer. Işık hummaları, MinuteMan'in kalkanı, El Diablo'nun ateş-kalkanı, Alche-Miss'in sihirli güçleri, Sea Urchin'in baloncukları, Mentor'un psişik güçleri... hepsi çok güzel görünüyor.

Hazır grafiklerden bahsetmişken, kameraya da değineyim. Kamera, eşdeğer kamera açılarına sahip bazı oyunlar gibi, haritanın kenarına köşesine sıkışmıyor. Haritanın (harita falan yok aslında oyunda) bittiği noktalarda, tıkışıp kalmıyor. WSAD tuşlarıyla harita üzerinde ilerleyip, farenin tekerleği ile de zoom yapılabiliyor. Options menüsünden, bunlar değiştirilebiliyor elbette.

Oyunun arayüzü, hem oyun içi, hem de oyun dışında kullanıcıyı hiç yormuyor. Oldukça sade görünümlü ancak gayet içerikli. Bölüm sonlarında, takım menüsüne girdiğinizde, kahramanların gelişimini sağlıyorsunuz. Bu da şöyle: oyunda kullandığınız kahraman, yaptığı her işle ilişkili olarak XP (eXperiencePoint) alıyor. Ayrıca, bazı haritalarda sarı renkli tüpleri alınca da XP kazanılıyor. XP kazanan kahraman, eğer level atlayacak duruma gelirse, 600 CP kazanıyor. Bu CP, karakteri geliştirmek için gerekli. Kahramanın özelliklerini level atlatmak için, istenilen yeteneğe, bu CP'leri harcamak gerekiyor. Yetenekler sırayla gelişiyor elbette. Varolan yeteneği level atlatınca, yeni yeteneği CP karşılığı öğretebilme (aslında satın alma; buy) seçeneği çıkıyor. Ne olduğunu da, satın aldıktan sonra "view" diyerek anlayabiliyor, beğenmezsek, iade edebiliyoruz. Her yetenek level-up'ları birbirinden farklı, kendi içinde aynı CP değerine sahipler. Yani bir yeteneği level 5 yaparken, her bir level değeri için eşit CP harcanıyor. Menülerin her safhasında anlamını bilmediğiniz her ne varsa, fare ile üzerine gelip bekleyince, açılan pencerede oldukça kısa ve öz bilgi bulabiliyorsunuz. İlk bölümlerde bir kahraman (MinuteMan) ile oynuyorsunuz fakat sonraki bölümlerde ise kahraman sayısı artıyor. Bunu söylememin nedeni, bölüm içerisinde oynattığınız her karakter, yaptığı hareketler kadar XP alıyor; XP almak da, level atlamak anlamına geliyor. Mesela, Desperados oyununda çoğumuzun yaptığı gibi, 3 kişiyi kenarda bırakıp, sadece Cooper'la ilerlemek gibi bir şeyin düşünülmemesi gerekiyor. Zira, oyun ilerledikçe, her kahramana olan ihtiyacınız artıyor. Hepsinin birbirinden farklı özellikleri var. Bu yüzden, bölümlerde tüm kahramanlara iş vermeye çalışın.