Şimdilerde CD satıcıları, tezgahlar, teknolojik marketler gibi bilumum oyun cennetlerine yatırılan harçlıklar eskiden kırtasiye ve gazeteci önlerinde tükenirdi. Söz konusu dinazor olarak tabir edilen küçük olmayan oyuncuların hayatında büyük yeri olan bu mekanlar, Kızıl Maske, Tommiks Teksas, birtakım çizgi romanlar ve çeşitli Marvel ultra süper kahramanları ile içeriye girende dükkanı satın alma isteği uyandırırdı. Bu yüzden eski gençlik aç sefil dolaşmış, varını yoğunu yatırarak bu tip dükkanları zengin etmiş ve günümüze kadar 'kronik züğürt' olarak anılagelmiştir sevgili dostlar.

Her aklı selim firma gibi rotasını daha çok karın doyuran sektörlere yönelten Marvel'in anıları eskilerde kalmış, eskilerin anıları kaybolup gitmişti zamanla. O unutulmuş diyarlardaki madenler, hatıralardaki 'kaboom!', 'bam!!' efektleriyle tozlanmaya bırakılan raflara çekmişti kendini. Yaşı nispeten küçük olan kişilerin, ne yazık ki hiçbir zaman tadamayacakları eşsiz bir lezzet bu. Neyse ki hepten öksüz sayılmayız, oyunlar ve filmler bizlerle beraber gidecek mezara.

Freedom Force, XIII gibi oyunlarla başarılı bir şekilde yansıtıldı çizgi romanlar. Her ne kadar hiçbir şey onların yerini dolduramayacak olsa da hatıraların arasındaki büyük boşluğu kapatmaya çalıştılar. 2002 yılının beklenmedik sürprizlerinden olan Freedom Force da bu boşluğu doldurmaya çalışan vefakarlardandı. Süper kahramanlarla, süper klişe diyaloglarla, süper zevk pompalayan bir oynanış ile eğlenceli ve başarılı bir oyundu. Nitekim yapımcının ceplerini de dolduran oyunun devamı 2.5 sene gibi bir süre sonunda nihayet karşımızda.

SWAT 4 gibi birtakım iddialı oyunlarla haşır neşir olan yapımcı Irrational, birden fazla oyun geliştirmekte olduğundan dolayı çıkış tarihi 2003 olması gereken Freedom Force vs. Third Reich'i biraz ertelemek zorunda kaldı. Yeni bir senaryo, geliştirilmiş çoklu oyuncu özellikleri ve yeni bir motor ile teknolojik gelişmeleri yakalama ana amaçları olan 2. oyun, biraz geciktiğinden dolayı haliyle 3. amacını pek yerine getirememiş gibi görünüyor. 2 sene önceki oyundan grafiksel anlamda devrimsel bir gelişme göremedim şahsen, her ne kadar geliştirmeler yapıldığı söylense de. Net Immerse isimli motor yerine Gamebryo motorunu kullanan oyunda elbette ki dinamik ışıklandırma, detaylandırılmış objeler söz konusu, fakat günümüz oyunlarıyla yarışacak kadar muhabbet konusu değil fikrimce.

Yine aynı, üstten görününümü koruyan oyunda alt tuşu ve fare ile haritaya yaklaşıp uzaklaşabiliyorsunuz. Ancak sıcak çatışmalarda elinizle ayağınızı birbirinden ayırmaya uğraşırken bir de bununla ilgilenmek yorucu oluyor, yani kamera oynanışı baltalayan sorunlardan. Birkaç adım önünüzü göremiyor olmanız ve bu tepeden kamera olayı oldum olası sevemediğim bir şey, neyse ki ok tuşlarıyla haritanın her yerini görebiliyorsunuz, yani sis durumu söz konusu değil.

Oyunlarda ilk kez 60'lı yılların çizgi roman dünyasına, yani çizgi romanların 'altın çağ' olarak tabir edilen dönemine yolculuk ettiğimiz oyunda ilk oyundaki karakterler (ve 6 yeni karakter) ile beraber 'reich'in savunucusu Blitzkrieg'in gırtlağını sıkmaya çalışıyoruz. 'X enerjisi' adında bir güç ile 2. Dünya Savaşı'nı kazanmaya çalışan Naziler'i durdurmak, ultra mega hiper kahramanlar olan Freedom Force ekibine düşüyor.