Freelance kelimesinin anlamı, kafaya göre takılmak, serbest çalışmaktır. Aslında biz de bir çeşit freelance takılan yazarlarız, bir yere bağlı olmadan, herhangi bir resmiyetliği olmadan yazarlık yapıyoruz. Freelancer denen oyunda da ana karakterin, yani bizim kontrol ettiğimiz karakterin mesleği bu. Kafasına göre takılıyor. İstediğiniz görevleri alıyorsunuz.

Oyun bir simulasyon-aksiyon oyunu. Uzayda geçiyor, alternatif bir gelecek sunuyor bize. Böyle bir geleceğin gerçek olmasına imkan olmadığından alternatif dedim. Değişik sistemler var, bunlara şu andaki büyük ülkelerin büyük şehirlerinin isimleri verilmiş. New London, New Ark, New Berlin falan gibi. Bunlar değişik sistemlerde yer alan değişik yıldız sistemleri. Bunların nasıl oluştuğuna gelince ise, oyunun geçtiği tarihten 500 yıl kadar önce 5 koloni gemisi (herbiri farklı ırktan insanları taşıyor) tarafından kolonileştirilmiş bu yoldız sistemleri; Alman, Japon, Amerikalı, İngiliz vb. Bu sistemlerdeki çoğu gezegenin etrafında çeşitli istasyonlar, savunma birimleri falan var. Mekan oldukça büyük yani. O yüzden, hiç konuya falan dalmadan da kafanıza göre takılarak bir dolu şey görebiliyorsunuz.

Oyunun konulu bölümü, freelance takıldığınız bölümle çakışıyor çoğu zaman. Konu şöyle. Bizim karakterimizin takıldığı bir ana uzay gemisi havaya uçuruluyor hain bir saldırı sonucu. Bu patlamadan 7 kişi kurtuluyor. Bunlardan biri de bizim adam. Manhattan gezegenine geliyoruz. Burada sağ kalanlar hastane ve diğer çeşitli binalara gidiyorlar. Hayat normale dönerken, bu patlama kaza olarak nitelendiriliyor!. Ama ilerleyen zamanlarda, bir artifact, bunun için işlenen cinayetler, hatta o geminin patlatılması bile buna bağlanıyor. Biz de LSF (Liberty Security Force)'dan Colonel Zane ile bu işi araştırmaya koyuluyoruz. İlginçtir ki, hikaye acaip şekilde karışıyor. İlk olarak sadece LSF için rutin işlere çıkarken, daha sonra artifact sayesinde çok değişik görevlere çıkıyoruz. Hatta LSF bile bize düşman oluyor. İş taa uzaylılara ve garip cisimlere kadar gidiyor. Konu oldukça sağlam, sizi meraktan çatlatıyor ve oyunu bırakamıyorsunuz. Görevleri oynamak da fazla uzun sürüyor. Yani oyun öyle hemen 1 günde bitmiyor. En azından 15-20 saatlik bir oyun süresi var. Oyun normalde endless, yani sonsuz. Hiç bitmiyor. Görevler tamamlandığı zaman, serbest kalıyorsunuz ve tam bir freelancer gibi istediğiniz görevi yapabiliyorsunuz.

Oyundaki görevler genelde bir suçluyu ele geçirmek veya bir taşıyıcı gemiye eskortluk etmek gibi görevlerden oluşmakta. Bu görevleri her gezegenin veya istasyonun barından alıyorsunuz. Görev almak için direk etraftaki karakterlerle konuşabilir, veya iş listesine bakabilirsiniz. İş listelerinde detaylı bilgi ve size ödenecek ücretten bahsediliyor. Kabul ettiğiniz taktirde, gemizin için gerekli araç gereci alıp hemen havalanıyorsunuz. Bir süre sonra, ne yalan söyliyeyim, görevler bıkkınlık verebiliyor. Çünkü çeşit az. Etrafı dolaşmak, değişik sistemleredeki değişik insanları görmek ve haberleri takip etmek eğlenceli olabilir ama bir süre sonra bunlar tekrarlanır gibi oluyor. Bu nedenle freelance takılmak sıkıntı veriyor.

Gezegen sistemlerinden bahsedelim biraz da. Tüm gezegenlerin, istasyonların ve diğer inebildiğiniz savaş gemilerinin falan mantığı aynı. Aynı kısımlardan oluşmakta. Sadece minik olanlarda bazı gemi satan veya buna benzer geniş yer kaplayan kısımlar olmuyor ama büyük ölçüde görünüşler bile aynı. Bunlar sadece mekana göre değişmekte. Mesela Japon sınırları içindeyseniz, o mimari kullanılıyor. Gezegenlerde, bir iniş-kalkış alanı var. Buraya iniyorsunuz ve buradan kalkıyorsunuz. Bar kısmında dedikodu öğrenip, görevler alıyorsunuz. Ayrıca üzerinde dolar ikonu çıkan karakterlere para vererek, bazı hesapları hack'lemelerini veya bir gezegen sistemi ile ilgili bilgi vermelerini sağlıyorsunuz. Bu da bazı taraflar tarafından daha iyi tanınmanızı sağlıyor.