Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasının da etkisiyle sıcaklıklar giderek düşmeye başladı, gerçi son iki haftadır Ankara'da sonbaharın kış-vari yüzü, kendisini iyiden iyiye hissettirir olmuştu. Genel kanı, sarı sonbaharın hüzün varyasyonu duygulara atfetmiş olsa da sonbaharın göz ardı edilmemesi gerekilen bir de bereket anlamı vardır.
Bulutların rahminden süzülüp, bakir toprakları kutsayan taze yağmur damlalarının yanında; bu dönemde piyasaya sürülen bir çok yeni oyun sonbaharın güzelliğine güzellik katmaktadır. Sonbahar ayrılıkların mevsimi değil tam aksine belki de yıllardır beklenen sevgili oyunlara vuslat vaktidir.

Hac yolu bekler gibi beklediğimiz oyunlardan biri olan Gothic III ile sonunda kavuşmuş olmanın verdiği kıvançla bu satırları yazmak isterdim ancak... Gothic III, şahsen beklediğim oyunlardan biri olduğu için incelememi klasik profesyonel anlayıştan ziyade oyuncu gözüyle oluşturmak istedim. Yazı süresince dilim sivrilebilir, şimdiden oluşabilecek ithamlar için affınıza sığınırım.

İsimsiz Kahraman/Taçsız Kral?

Serinin üçüncü bölümü, Adsız kahramanımız ve arkadaşlarının; Orclar tarafından hükmedilen yeni bir kıtaya doğru yelken alışlarını ve kıtanın merkezi olan Myrtana bölgesine varışlarını gösteren başarılı bir sinematik ile başlıyor. Serinin ikinci kısmında patlak veren Orc istilasının merkezi olan kıtada doğal olarak Orc popülasyonu oldukça yüksek ve bir avuç kalmış İsyancılara(insanlara) karşı da pek nazik değiller. Söz konusu toprakların, ana kara olan Khorinis ile herhangi bir karasal bağlantısı yok.

Bu yeni topraklarda İsyancılara katılıp Orc mukavemetini kırmak, güçlü tarafı seçip Orclarla işbirliği içerisine girmek ya da sadece ve sadece kendi amaçlarımız doğrultusunda hareket etmek bizim elimizde. Tabi söz konusu seçimlerimiz senaryonun gidişatına direk olarak yansıyacak, bu doğrultuda senaryo içerisinde eğilimiz belli olacak. RPG'lerin alemeti farikası karakter gelişimi, oyunda klasik tarzda tutulmaya çalışılmış; görev tamamla+yaratık öldür= tecrübe puanı kazan; bu puanlarla da yeteneklerini geliştir. Sınıf seçimi oyun içerisindeki davranış ve seçimlerimize bağlı olarak oluşmakta. Oyundaki önemli farklılıklardan birisi de meslekler. Söz konusu meslekler arasında Demircilik ve Simyacılık gibi para ve eşya kaynağı meslekler var. (Çevrimdışı oyunlarda pek görmeye alışık olmadığımız bir durum.)

Oyunun bir diğer dikkat çeken özellikleri ise dünyanın genişliği ve NPC yapay zekası. Schengen vizesiyle gönlümüzce dolaşabileceğimiz dünya, serinin 2. oyununun neredeyse 5 katı büyüklükte. Bu durumda en az aynı oranda yaratık ve ambiyans çeşitliliğini de yanında getirecektir.

NPC'lere gelince serinin önceki oyunlarından da tanıdığımız; Xardas, Diego, Milten, Gorn, Lester ve Vatras gibi yakın arkadaşların yanında bu oyunda tanışacağımız Kral II. Rhobar ve Zuben'de diğer dostlar gibi serüvenin ana karakterlerinden olacaklar. NPC yapay zekası alışıla gelmiş yapının dışında hareketler sergileyebiliyor. Öyle ki NPC'ler yemek yiyor, dinleniyor, uyuyor ve gerektiğinde kendilerini birbirlerine karşı dahi savunuyorlar. Köyden çıkarken ateşin başında oturan bir NPC'yi geri döndüğünüz de aynı yerde bulmayı bırakın köyde bile bulamama ihtimaliniz var, ha şansınız yağver gitti ve arkadaşı bir yere gitmeden yakaladınız; eğer meşgulse (yemek, dinlenmek ya da uyumak gibi) sizinle konuşmayacaktır. Bu gibi durumlarla karşılaştığınızda size tavsiyem en yakın evlerin birinde bir yatak bulup uyumaktır. Oyunun kendi içerisinde işleyen bir zamanı var, böylece vakit geçirip NPC'yi müsait yakalayabilirsiniz. Oyun içindeki zamandan bahsetmişken gündüz ve gece farkı, hava olayları da bu sisteme dahil.