Vahşi Batı. Zamanının en çetin ve yaşanılması en zor yeri. Her gün yüzlerce cinayet, soygun ve türlü türlü suçlar. Herkesin belinde silah olduğu ve herkesin kabadayı kesildiği bir yer Vahşi Batı. Böyle çetin bir yerde yaşamak için çok güçlü olmak gerekiyor. Kovboy kültürünün geliştiği ve Amerikanın zamanında kültür emperyalizminde de kullandığı nam'ı diğer Western olgusu insanlarda hep bir merak uyandırmıştır.

Gun, tamamıyla temeli "Vahşi Batı" üzerine kurulmuş bir aksiyon oyunu. Oyunda Vahşi Batı'da olan her şey mevcut. Silahlar, atlar, bufalolar, apaçiler (kızılderililer), poker turnuvaları, arananlar posterleri ve sayıp sayamayacağımız birçok öğe. Oyunda oynadığımız ana karakter Colton White, iyi bir avcı olan babası Ned tarafından yetiştirilmiş, iyi bir avcı ve silahşor olmuştur. Oyuna ilk başladığımızda kontrollere ve oynanışa alışmamız için yapımcılar bir bölüm hazırlamış. Bu bölüm oyuna ilk başladığımızda bize gerçekten çok yardımcı oluyor. Yavaş yavaş oyunun oynanışı ve kontrolleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz.

Oynanışla ilgili gözümüze ilk çarpan şey QuickDraw özelliği. Bu özellik artık her aksiyon, fps oyununda görmeye alıştığımız etrafımızdakilerin yavaşlaması (zamanın yavaşlaması) ve bizim seri bir şekilde çok sayıda düşmanı alt edebilmemize yarayan müthiş buluş. Gun gibi bol vurdulu-kırdılı ve silahların oyunda önemli bir rol aldığı bir oyunda QuickDraw gibi bir özelliğinin olmaması büyük bir eksiklik olurdu. Genelde üçüncü şahıs bakış açısıyla oynadığımız Gun, QuickDraw özelliğiyle klasik Fps kamera açısına geçebiliyoruz.

Oynanışa alıştıktan sonra oyunun ana senaryosuna başlıyoruz. Ana senaryo gerçekten çok iyi düşünülmüş fakat uygulamada çok vasat ve çok kısa tutulduğunu görüyoruz. Colton'nun maceralarında bir sabitlik, bir devamlılık yok. Bir görevde şerife yardımcılık yapan Colton'u hemen ardından gelen görevde asilerle işbirliği yaparken bulabiliyoruz. Görevlerde devamlılık yok. Colton her şeyden birazcık tadıp yoluna devam ediyor. Bir gün apaçilerle savaşırken öteki gün, apaçilere yardım eden bir insan olup çıkıveriyor. Ana senaryonun kısalığı da oyunu katleden özelliklerden birisi. Oyunun alelacele yapılmış ve piyasaya biran önce sürülmek istenmiş gibi bir hali var. Çok daha ayrıntıya inilip çok daha güzel bir iş çıkarılabilirmiş. Ana senaryo'ya renk katması için konulmuş olan ara demolar da pek güzel olmamış. Yan görevleri yapmadan oyunu aldığınız gün bitirmeniz çok aşikar. Oyunun zorluk seviyeleri de ayrı bir eksi. Seçebileceğiniz dört zorluk seviyesinden easy ve normal zorluklarda oynarken oyundan hiçbir zevk almayacağınızı garanti edebilirim. Hard ve Insane zorluk seviyeleri ise iyi bir oyuncuyu az da olsa zorlayacak şekilde tasarlanmış. Yani oyunda zorluk diye bir kavram yok. Çok rahat bir şekilde oynanıp bitirilmek üzere tasarlanmış bir oyun. Bu nedenle çoğu sağlam oyuncu bu oyundan zerre zevk almayacaktır.

Gun'nın yapımcılarından Neversoft'u Tony Hawk serilerinden tanıyoruz. Tony Hawk serilerinin kalitesi bir yana Neversoft Gun'nı azda olsa Tony Hawk oyunlarına benzetmiş. Düşmanlarınızı silahından vurunca ekrana kocaman "Gun Shot" yazısı ya da alnının ortasından vurunca "Head Shot" yazısını görmeniz sizi şaşırtmasın. Zaten silahınızın otomatik olarak düşmana odaklanması ve size sadece fareyle bir sol tık yapmanız yetiyorken, neden çok mükemmel bir iş yapmışız gibi ekrana böyle büyük puntolarla bu yazıların geldiğini anlamak mümkün değil. Sanki bir Tony Hawk oyunu oyuyormuş gibi yaptığımızı her hareket sonrası bu yazıların çıkması Gun için çok büyük bir eksi.