Half-Life için söylenecek çok şey var, ne de olsa 1999'da yılın aksiyon oyunu idi (FPS dalında). Quake 2 grafik motorunu kendi oyunlarına uygun şekilde geliştiren Valve, FPS oyunlarına kattığı yeni bakış açısı, konu ve akıcılık ile gerçekten de yılın oyunu olmayı hakedecek bir eser yaratmayı başarmıştı. Tabi 2000 yılında da oyun için (single player) yeni bir ek çıkarmayı ihmal etmediler: Opposing Force.

Half-Life serisi popülaritesini elbette sadece oyunun kendine borçlu değil. Valve, "mod" geliştiricilere olabildiğince destek olmakta. Bu sayede kaliteli single player (They Hunger ve USS Darkstar gibi) ve multiplayer modlar (Counter Strike ve Team Fortress gibi) bolca hazırlandı. Bu şekilde hazırlanmakta olan bir mod daha vardı: Gunman. Bu mod yanılmıyorsam Temmuz ayında Half-Life severlere duyurulmuştu. Ancak Temmuz ayı sonlarında yapılan resmi bir açıklamayla "Gunman"in bir "mod" değil tekbaşına (standalone - oynamak için Half-Life'a ihtiyacınız olmayacak, alıp, kurup oynayabilceksiniz) bir oyun olmasına karar verilmiş, yani şimdiye kadar alışık olduğumuz gibi internetten bedavaya indirip oynamak yerine para verip oynamak gerekecek.

Half-Life gerek grafik motoru, gerekse oynanabilirlik açısından bence çoktan eskidi. Neden derseniz artık farklı ve yeni birşeyler görmek istiyorum. Aynı düzeyde oynanabilirlik ve grafikler beni sıkmaya başladı açıkçası. Amaaaa! grafik ve oynanabilirlik her ne kadar aynı kalsa da bu seride hala çok güzel olan bir şey var: Ne olacağını ve neyle karşılaşacağınızı tahmin bile edemediğiniz harika konu ve kurgu. Gunman Chronicles'ta da bu eksilmemiş...

Konu yine oldukça ilginç: Güzel giriş demosunda da izleyeceğiniz gibi Gunmen [İngilizce'de Gunman'in çoğulu bu oluyor, yani Gunman'ler :)] adı verilen askeri birlik Banzer Prime isimli bir koloni gezegenine "iletişimin neden kesildiği"ni araştırmak için geliyor, ancak geldikleri gibi hızla kaçmak zorunda kalıyorlar, çünkü gezegen aslında Xenome isimli yaratıklara ait. Kaçarken de komutanlarının gemisi dev bir yaratığın ağzında kayboluyor, kendisi de öldü kabul ediliyor (hatta heykeli bile dikilmiş)... Demo'da gördüklerimiz bu kadar. Açıkçası oyunun sadece demosunu gören biri kaybolan bu komutanın ölmediğini ve oyunu o'nun gözünden oynayacağını düşünür, fakat yanılır. Bu olaylardan yaklaşık yirmi yıl sonra aynı gezegene tekrar gidilmeye karar veriliyor. Bu geziyi yapan Gunman grubunun başındaki komutan ise biz oluyoruz. Gezegene indikten sonra araştırmalar başlıyor ve bu sırada saldırıya uğruyoruz. Saldıranlar, tahmin ettiğiniz gibi gezegenin yaratıkları değil :). Yirmi yıl önce öldü sandığınız komutanın gizli gizli kurduğu ordunun askerleri. İşte bundan sonraki görevinizde tek başınızasınız; fakat o kadar da değil: Banzer Prime'dan kurtulduktan sonra gideceğiniz gezegende yoketmeye çalıştığınız şey (ne olduğunu söylemeyeceğim, tadı kalmaz) bu aşamadan itibaren oyunun sonuna kadar yanınızda olup size yol gösterecek...

Açıkçası oyunun konusu baya güzel, en azından oturup oyunu bitirene kadar başından kalkamadım, çünkü sürekli olarak aklımda "bir sonraki seviyede ne olacak acaba?" sorusu vardı. İşte Half-Life serisini beğenmemin en büyük nedeni bu: merak ettiriyor. Evet, toplam 8-9 saatlik oynamanın ardından aklımda kalan detaylara geçiyorum şimdi de...