Yıl 2552. Dünya gezegeni halen var, ama aşırı popülasyon, kimi insanları başka gezegenlerde yaşamaya itmiş. Işık hızından daha hızlı yolculuk yapmak artık mümkün. Dünyayı yöneten güçler, tüm ağırlıklarını bir işe vermişler. O da milyonlarca insanı, diğer güneş sistemlerindeki yaşanabilir gezegenlere taşımak. Reach gezegeni bu kolonizasyon işleminde anahtar görevi görmekte. Bu gezegen hem bir askeri merkez hem de çoğu önemli şirketlerin merkezleri burada bulunuyor. Orduya savaş ve taşıma gemisi yapan fabrikalar, bilimsel araştırma merkezleri de yine bu gezegende bulunuyor.

32 yıl önce, Harvest kolonisi ile bağlantı kesilmişti. Kontrol için bir ekip gönderildi. Ekibin geri getirdiği gemi tamamen yok edilmişti. Sağ kalanların anlattığına göre, gemilerine durdurulması imkansız yaratıklar saldırmıştı. Artık insanlık, en büyük düşmanı Covenant'lar ile tanışmış oldu. Dinlerine oldukça bağlı olan bu grup, insanları köleleştirmek için harekete geçmişti bile. Tanrılarına ödül olarak da insanları düşünen Covenant ermişleri, insanlık alemine karşı savaş ilan ediyor, bunun sonucunda büyük bir savaş başlıyor.

İnsanlık binlerce çatışmanın ardından artık savaşı kaybetmeye başlıyor. Yaratıklar son hedef olarak dünyayı seçmişler bile. Herşey sona yaklaşırken, Reach gezegeninde yapılan gizli araştırmalar, insanlık için son bir umudun olduğunu gösteriyor. SPARTAN-II adındaki süper asker prototiplerini konu alan bu araştırma sayesinde, Covenant savaşçılarına karşı büyük ölçüde üstünlük sağlanmıştır. Ama bu SPARTAN-II askerleri, sayıca çok azdılar. Hemen bir plan yapıldı. Plana göre, SPARTAN-II askerleri gizlice bir Covenant gemisine girecekti, ve bu yaratıkların ana gezegenlerinin neresi olduklarını öğreneceklerdi. Planın yürümesini umut ederek tüm işlemlere başlamıştılar ki, Covenant birlikleri Reach gezegenine saldırdılar. Saldırı sonucu heryer yok edildi. Sadece tek bir gemi kaçabilmişti. Pillar of Autumn adındaki bu gemide de sadece tek bir SPARTAN-II askeri kalmıştı. Bu asker dünyayı kurtarabilecek tek kişiydi. yaratıklar dünyanın kapısına dayanmıştı bile...

İşte Halo'nun hikayesinin başlangıcı bu. Bahsedilen son asker de biziz. Tüm insanlığın kaderi bizim elimizde. Halo böyle bir hikaye ile klişe bir konuya değinmiş. Ama oyunun gidişatına kendinizi kaptırdığınız zaman, konu monu kalmıyor. Oyuna dalıp gidiyorsunuz. Bir de bakmışsınız, gezegeni kurtarıvermişsiniz.

Beta incelemesinin ardından fazla zaman geçmedi. Bu tam sürüm ile beta sürümü arasında da pek fark yok aslında. Grafikler biraz daha güzel ve eksik efektler eklenmiş o kadar. Bizdeki beta sürümü yarısında bitiyordu, bu oyun sonuna kadar devam ediyor haliyle :) Ben bu nedenle bahsetmediğim şeylerden bahsetmek istiyorum. Yani bilin ki, grafikler, sesler falan süper. bu konuda size garanti veriyorum ve fikri olmayanlar için de beta incelemesini öneriyorum.

Oyundaki silahlardan bahsedelim mesela. 2 çeşit silah grubu var. Bizim ve düşmanın silahları. Bizimkiler biraz daha mantıklı yapılmışken, yaratıkların silahları haliyle çok abartı. İlk önce el bombası ile başlayalım. Bu bomba, silah ile ulaşamayacağınız yerler için birebir. Çünkü duvardan falan sektirerek atmanız mümkün. Ağır hasar veriyor. Tank haricinde bütün araçları da saf dışı bırakabiliyorsunuz. Pistol ise yegane tabancanız oyunda. Kafaya hedeflenen tek kurşun ile düşmanları halledebilen 12.7mm'lik bir silah. Kullanışlı sayılır ve 2x zoom özelliği var. 7.62mm'lik daha güçlü bir silah ise Assault Rifle. Orta halli güçlü olup, kalabalık düşmana karşı çok işe yarıyor. Askerin kabiliyetine göre, kullanması kolay.

Kısa mesafeli bir silah istiyorsanız Shotgun size göre. Zaten kısa mesafeli en etkili silah da bu oyunda. Ama uzun mesafe isterseniz Sniper Rifle en iyisi. 8x'e kadar zoom özelliği sayesinde çok işinize yarayacak. Olmadı mı? O zaman size Rocket Launcher verelim. Yine 8x zoom kabiliyeti olan, fena halde zarar verme kabiliyetine sahip bir silah. Kullanmasını bilene. Bir de araçların üzerinde çeşitli silahlar var. Multiplayer moduna özgü Flamethrower da sevdiğim silahlar arasında.