Evet, yukarıdaki hikaye sizlere inanılmaz geldi değil mi? Savaşı Müttefikler kazanmamış mıydı yahu? Amerika'nın işgali nereden çıktı? Ne Alman zaferi? Neler oluyor? Aslında anlattığım hikaye birazdan sizlere anlatacağım oyun söz konusu olunca gayet mümkün. Oyunumuzun adı; Hearts of Iron 2.

Hatırlar mısınız, yaklaşık üç yıl kadar önce Hearts of Iron (kısaca HoI) adında gösterişsiz, kendi halinde, ama bir bakıma da sessizce hit olmuş bir oyun girmişti hayatımıza. Tarihi değiştirme şansını yakalamıştık ve gerçekten sevmiştik o oyunu. Çok fazla sevmiş olacağız ki, Paradox Interactive bir devam oyunu yapmaya karar vermiş. Eh peki karar vermiş de, ne olmuş? Oyunun ününe ün mü kattılar, yoksa oyunu yerin dibine mi soktular? Bu sorunun cevabını bulacağız şimdi. Ancak incelemeye başlamadan önce söylemem gereken birşey var; Eğer bu tarz politik-savaş oyunlarını seviyorsanız bu incelemeyi okuyun, ama sadece eğlenmek ve vakit geçirmek istiyorsanız, Hearts of Iron 2 size göre olmayabilir.

Savaşa Çağrı!

Öncelikle oyunumuz nedir, türü nedir, neler yapar onu bir anlatayım size. Efendim, oyunumuz bir turn-based strateji ve savaş oyunu. Oyunda 1936-48 yılları arasında dünyadaki devletlerden herhangi birini yöneterek zafere ulaşmaya çalışıyoruz (Manchukuo ile oynamak pek zevkli olmaz gerçi). Biraz detaya inmek gerekirse, ikinci dünya savaşı zamanındaki herhangi bir ülkenin yönetimini alıp, diğer devletlerle diplomatik ve ticari ilişkilere giriyor, kendi ülkemizi de mümkün olan en iyi şekilde yönetmeye gayret gösterip, ülkemizi zafere taşımaya çalışıyoruz. Bunu yaparken bir hayli de zorlanıyoruz, çünkü Paradox'takiler oyunu gerçekçi kılmak için herşeyi yapmış. Sonuçta karşınızda sizi neredeyse bir devlet adamı kadar zorlayan bir oyun çıkmış. Uğraşmanız gereken o kadar çok mesele var ki! Bir yandan ülkenin ticaretiyle ilgilenmeli, bir yandan diplomatik ilişkileri rayında tutmalı, bir yandan kaynak dağılımını etkin bir biçimde yapıp hem talepleri olan halkı memnun etmeli, hem de savaş makinenizi işler durumda tutmalısınız.

Bütün bunlara savaşa birebir etki eden coğrafi detayları, cin gibi dünya devletlerini, işgal ettiğiniz yerlerdeki uslanmaz partizanları, cepheye malzeme yetiştirme ve malzeme hatlarını koruma mücadelesini ve jeopolitik önemi yüksek olan bölgeleri ele geçirme yarışını eklerseniz, saç ağartan bir oyun çıkıyor karşımıza. Korktunuz mu? Korkun zaten. Bu oyun sizi dünyanın gördüğü en büyük savaşların birinde bir devlet adamı pozisyonuna koyuyor ve bunu hakkıyla (!) gerçekleştiriyor. O yüzden devlet adamlığının hakkını vermek lazım.