Sierra'yı biliriz, birsürü güzel oyun yapmıştır bizim gibi oyun hastalarına, işte gene Sierra'daki amcalarımız/teyzelerimiz, Relic'deki abi/ablalarımızla birleşip gelin bu adamlara hayatlarında görmedikleri kadar güzel bir oyun yapalım demişleerr.. Aralarında geçen konuşmadan bir kısa bölüm sunmayı görev biliyorum kendime:

* SIERRA: Yav Relic'ciim bi oyun yapalım şöyle hit falan olsun
* RELIC: İyi de güzel kardeşim nasıl bişi istemediğini söylemezsen ben nasıl yaparım sana
* SIERRA: Yav ne bileyim şöyle gerçek-zamanlı stratejilerden falan olsun. O tip oyunlar çok popüler son zamanlarda, ne bileyim, uzay olsun, üç boyut olsun, güzel grafikler falan olsun, olsun babam olsun
* RELIC: Yaparız, bu arada bi çay söyleyeyim, iç, için ısınır
* SIERRA: Yok babam saol zaten kaçacam birazdan hanım bekler evde. Ha, kamera açıları falan da olsun yani zoom falan yapabil istediğin yerden görebilme olayı falan da eklersin, OpenGL falan kullan da güzel olsun, iyi bir hikaye de yaratırsın sen, oldu mu güzelim, teknoloji falan anladın dimi
* RELIC: Nası yani?

İşte bu konuşmadan sonra (yalanım varsa şöyle olayım) Relic oturmuş düşünmüş taşınmış oyunu yapmış, adını da Homeworld koymuuşş...

Demiş olduğum gibi oyun gerçek-zamanlı bir strateji, fakat bizim bildiğimiz Warcraft, Starcraft, Age of Empires'dan çok farklı. Konusuna gelince, Kharakid gezegeni bir çöl gezegenidir, gezegenin bir çölünde bulunan parçalanmış bir uzay gemisinin içinde bulunan "Guidestone" ile tekrar uzaya çıkar gezegendekiler. İşte maceramız burada başlıyor.

Homeworld, üç boyutlu simulasyon gibi oynanan bir oyun olup uzayda haraket etmenin dayanılmaz hafifliğine ulaştırıyor insanı. Gemi falan inşa etmek için tabi ham maddeye ihtiyacınız var, bunları da asteroid ve uzay toz kümelerinden karşılıyorsunuz. Küçük uzay gemilerinden devasal boyutlara ulaşan uzay gemileri inşa edebiliyorsunuz, tabi teknolojiniz el verdiği zaman.

Taiidan ve Kushan diye iki ırk var oyunda, bunlardan biri olabiliyorsunuz, renklerini falan seçebiliyorsunuz, ikisinin de gemileri ve yapabildiği şeyler farklı, ama oynadığınız senaryolar hemen hemen aynı.

Gerçekten güzel hazırlanmış bir Tutorial (ders, eğitim) size ana temaları anlatıyor, nasıl zoom-in, zoom-out yapacagınızı, nasıl gemi ürettiğinizden tutun onları nasıl haraket ettireceğinizi kafanıza vura vura anlatıyor. Minimum 2 kere oynayın tutorial'ı, o zaman haraketleri tam olarak kavrayabiliyorsunuz.

Uzayda geçmesinin birkaç avantajı var oyun için, istediğiniz yere gidebilir, yükselebilir, alçalabilir, gemilere üssten saldırırken ana gücünüz alttan saldırabilir falan. Yani tam üç boyut hissini çok güzel vermişler.

Tabi dezavantajları da var: ilk başta anlayamıyorsunuz neyin nasıl yürüdüğünü, biraz zaman geçtikten sonra tam olarak kavrayabiliyorsunuz. Gerçek-zamanlı stratejilere güzel bir ek olarak getirilen adamların gözünden görme olayı çok güzel ve gerekli oluyor bazı yerlerde.

Oyunun zorluk derecesi o kadar adamı kastırmasa da bazı bölümleri tekrar tekrar oynayıp en iyi performansı yakalamak istiyor insan. Gemi kaybetmek de koyuyor açıkcası insana.

Savaşlar için de aynı şey söylenebilir, genelde ne kadar uzay gemisi o kadar zarar felsefesine dayanıyor savaşlar, ama tabi bazı gemilere karşı geliştirilen özel silahlar falan var onlar düzgün zamanlamalar ile kullanıldığında gerçekten tahrip güçleri katlanıyor.