Lucas Arts yine yapacağını yaptı ve çok uzun zamandır beklenen oyunu Indiana Jones and the Emperor's Tomb'u tüm platformlar için piyasaya sundu. Sundu ve iyi de etti. Çünkü oyun şimdiye kadar çıkmış aksiyon oyunlarında üst sıralarda, hatta en üstte yer almaya layık bir oyun. Hem Indy karakterini canlandırmak, hem de çeşitli egzotik ve muhteşem görünen mekanlarda dolaşmak çoğu kişi için bulunmaz nimet sayılır. Küçüklüğümden beri Indy hayranı olduğumdan, bu oyunun çıkması beni de oldukça sevindirdi.

Oyunun her türe el atması da ayrı bir olay. Aslında Tomb Raider tarzı olarak bilinen, halk arasında öyle söylenen bir oyun tarzı var oyunun. Mekan olarak da TR'a benzemesi, oyunun onunla kıyaslanmasına neden olabilir. Ama bunu hiç tavsiye etmiyorum. Kalite olarak kat kat üstün bu oyun (piyasadaki oyunlara kıyasla elbette). Oyunda ayrıca kullanabildiğiniz silahlar da var. İlk silahınız tabi ki kendiniz, ardından da çevrede gördüğünüz cisimler geliyor. Son olarak da savaş oyunlarından bildiğimiz silahlar. Bunları detaylı olarak anlatacağım. Şimdi oyunun konusuna bakalım biraz.

Milattan önce 221 yılında başlıyor konu. Ch'in Shih-huang-ti adlı deli bir adam, kendini Çin imparatoru ilan ediyor. Herkesi öldürüyor, eziyet çektiriyor. Zamanla ölümsüz olmak için de çeşitli ayinlere ve doğa üstü güçlere başvuruyor. En sonunda da ölümsüzlük için kendini diri diri gömdürmeye karar veriyor. Koskocaman bir tapınak yapılıyor krala. Kendisi şaheser görünümünde bir tabutla gömülüyor ve ardından da 30.000 kadar asker de tapınağa kralla birlikte gömülüyor. Koruma amaçlı sanırım, ama gittiklerinde fena bozulacakları kesin :) Öbür taraf sakat yer çünkü. Herneyse, kralı gömüyorlar ve iş burada kapanıyor. 1935 yılına geldiğimizde, Nazi'ler ve diğerleri birbirlerini yemekteler. İşin içine bu kral ve tapınağı da giriyor. Tahmin ettiğiniz gibi Nazi'ler yine birşeylerin peşinde. Ama konuyu buraya kadar anlatıyorum, çünkü devam edersem süper heyecanlı bir filmin sonunu anlatmış gibi olurum. Bunu da hiç istemem doğrusu.

Oyunda mekanlar genelde balta girmemiş ormanlar ve yıkık tapınaklar. Etrafa bakmak gerçekten insanın içini açıyor, temiz hava alıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Grafik konusunda zaten Lucas'a güvenim sonsuzdur. Seneler önce bile hep zamanından daha kaliteli oyunlara imza atıyordu. İçiniz rahat olsun. Mekanlarda dolaşırken sadece yürümekle kalmayacaksınız tabi. Genelde görevler biryerden diğer tarafa ulaşmak ve yolda bazı bulmacaları çözmek üzerine kurulu olsa da, her zaman bu herzaman görüldüğü kadar kolay olmuyor.

Hoplayıp zıplamanız gereken onlarca yer olacak. Koşarak zıplamak yerine de çoğunlukla Indy'nin kırbacını kullanacaksınız. Bu zaten meşhur bir hareket olduğundan oyuna eklenmesi kaçınılmazdı. Ayrıca sarkarak ilerlemeniz gereken yerler de var. Değişik tuzaklar, ölümcül uçurumlar ile de karşılaşacaksınız. Filmlerden tanıdığınız tuzaklardan daha zekice tasarlanmış bulmacalara kadar yok yok oyunda.

Bu labirentimsi mekanlarda asla yanlız olmuyorsunuz. Bir bakıyorsunuz Nazi askerleri size doğru gelmekte. Hemen saldırıyorsunuz tabi. Evet tekme tokat dalıyorsunuz. Oyunun en hoşuma giden yanı buydu benim. Dövüş sahneleri o kadar eğlenceli ki anlatamam. Yumruklar, tekmeler, karşıdakinin yumrukları savurması veya tekmeyi yediği zaman yere kapaklanıp sızlanması.. O kadar gerçekçi yapılmış ki, insanın her önüne gelene sataşası geliyor. Ama bu da mümkün değil. Yani herkese tekme tokat atmak pek mümkün olmuyor. Toplu halde size saldıranlardan sakınmanız gerekiyor. Hatta bazılarının silahları oluyor ki, bunlar tamamen uzak durmanız gerekiyor. Ama etrafta gördüğünüz hemen hemen her cismi silah olarak kullanabiliyorsunuz. En yakındaki taşı düşmana fırlatabilirsiniz. Hatta sandalye, şişe, taş, sopa, odun gibi aklınıza gelebilen hemen hemen her cismi oyun içinde bulabiliyorsunuz. Bunların fırlatılması, sağa sola saçılması çok gerçekçi yapılmış.