Aslında bu oyun için bir inceleme yazmıştım ama sil baştan yeniden yazmayı düşündüm. Oyunu bitirdim ve düşüncelerim biraz değişti. Artık eskisinden daha çok seviyorum oyunu :) Bu nedenle yeni ve daha detaylı bir inceleme yazmanın daha iyi olacağına karar verdim.

Oyunumuz 3. şahıs perspektifinden oynanan bir action/adventure. Aslında her iki türe de sokmak oldukça zor ama ne bileyim, hem kavga hem de zeka kullanmak gerekiyor. Oyunda adventure tarafının çok baskın olduğunu düşünüyorsunuz ilk başlarda ama öyle değil. İleride yoğun derecede aksiyona girmeniz de mümkün olabiliyor. Mümkün olabiliyor diyorum, çünkü oyunda kavga etmek veya etmemek tamanen size kalmış bir olay. Neyse, bunalara daha sonra değineceğiz. Şimdi biraz oyunun girişinden ve konusundan bahsedelim.

Bir kere oyun 2 CD ile geliyor. Bunun sebebi devamlı araya giren video görüntüler. Fazla detaylı değiller ama oyunun kendi motoru ile yapılacak ara demolardan daha iyi oldukları kesin. Bunlar sık sık araya giriyorlar ve konu hakkında sizi bilgi sahibi ediyorlar. Oyunun ilk başında da bunlardan biriyle başlıyorsunuz. Meydanda herkes toplanmış, birisi idam edilecek. Sağlam bir suç işlemiş. Ama mekan ve zaman orta çağ engizisyon dönemi (inquisition, oyunun adı) olduğundan, en ufak bir hatanın bile yakılmakla suçlandığını biliyorsunuzdur. Herkes afiyetle yanan kötü adamı izlerken, biz de arkalardan biryerden olaya bakıyoruz. Biz bir hırsızız. Patronumuz da kalabalık içinde duran adamın tekinden cüzdanını almamızı istiyor. Cüzdan derken, altın kesesi yani :) O zamanlar cüzdan nerde... Biz adamın kesesini çalıyoruz, o anda tüm ordu peşimize düşüveriyor. Biz kaçıyoruz, tüm şehri dolanıyoruz neredeyse. Tam kurtuluyoruz derken, yakalanıveriyoruz. Oyun burada başlıyor. Kaldığımız hapsaneden kaçarken, yolda birine rastlıyoruz. Bize bir madalyon veriyor ve bunu bir başkasına götürmemiz gerektiğini söylüyor. Biz ilk önce bu görevi para için yapıyoruz ama ilerledikçe ters giden şeyler ve bizim de içinde bulunduğumuz bazı karanlık olayların döndüğünü anlıyoruz. Bu nedenle, işi çözmemiz gerektiğinie inanıp, o şehir senin bu şehir benim dolaşıp duruyoruz.

Oyun 3. şahıs perspektifinden oynanıyor bunu söylemiştim. Normalde zıplama, yavaş yürüme ve eğilerek yürüme gibi modlarınız var. İsterseniz savaş moduna geçerek gard alabiliyorsunuz. Yumruklarınızla veya silahlarınızdan biriyle savaşabilirsiniz. Silah olarak kılıç çeşitleri var, bazen kısa menzilli silahlara da rastlayabiliyorsunuz. Kavga modunu kullanmak istemeyenler için, saklanarak ilerlemek de mümkün. Oyundaki odalar sanki birer bölüm gibiler. Kapılardan geçtiğiniz zaman oyun size şöyle bir mekanı gösteriyor. Askerlerin yerlerini, saklanmak için kullanabileceğiniz cisimleri gösteriyor. Siz de direk kavgaya girmek yerine, saklanarak ilerlemeyi deneyebiliyorsunuz. Zaten adam gibi silah ve enerji bulmadan askerlere saldırmak pek akıl karı değil. O yüzden oyunun başlarında saklanmak en mantıklısı. Bazı bölümlerde kutuları iterek kendinize saklanacak yerler de yapmanız gerekebiliyor. Ayrıca uzak bir noktaya taş atarak nöbetçilerin dikkatini dağıtabiliyorsunuz. Hatta ıslık bile çalabiliyorsunuz ki, bu askerlerin direk size saldırmasını sağlıyor :)

Cebinizde kullanabilecek bir dolu aletiniz oluyor. En çok kullanacağınız ise maymuncuğunuz. Bununla oyundaki kapıların çoğunu açacaksınız. Açmak ise biraz zahmetli. Kapının önemine ve kilitin sağlamlığına göre, ekranda kilit resimleri çıkıyor. 2 tane veya 4 tane falan. Sağ-sol yaparak kilitleri açıyorsunuz. Mesela ilk kilit sol yaparak açıldı, eğer ikincisi sağ yaptığınızda açılmazsa, ilk başa dönüyorsunuz. İlk kilite yeniden sol yapıyorsunuz ve diğer kilitin ne yapınca açılması gerektiğini buluyorsunuz. Böyle yaparak kapıları açıyorsunuz. 2-3 kilitli olanlar sorun değil de, oyunun ileriki bölümlerinde sinir bozucu olabiliyor bu işlemler. Ayrıca cebinizde çiviler de var. Bunları sizi kovalayanlar için yerlere bırakabiliyorsunuz. Nedense ben hep koşarken yere attım ve kendim bundan etkilendim :) Pek kullanışlı değil. Zaten biri sizi kovalamaya başlarsa, ya onunla dövüşün, ya da bölüme yeniden başlayın. Eğer onu yenemezseniz zaten ortalığı ayağa kaldırıyor ve bir dolu asker geliyor.

Oyundaki bölüm sistemi ilginç bir sistem. Ana bölümler ve ara bölümler olarak ilerliyor. 1-1, 1-2, 1-3 ve 2-1 gibi ilerliyor. Bu bölümlerde istediğiniz yerde save edebiliyorsunuz ama ne yazık ki bunları yeniden yüklediğinizde, o bölümün başından başlıyor. O yüzden her bölüme başladığınızda kaydederseniz, diğer bölüme geçene kadar kaydetmenize gerek kalmıyor. Oyunda ilerlemeniz gereken tek bir yol oluyor genelde. O nedenle kaybolmanız pek mümkün değil. Bazı bölümlerde çok fazla kapı olduğundan hangisinden girmeniz gerektiğini şaşırabilirsiniz. Bunun için de hepsine gidip teker teker denemeniz gerekli normalde. Ama bu oyunda değil :) Etrafa bakma tuşuna basarsanız, mouse ile veya yön tuşlarıyla etrafınıza bakabiliyorsunuz, etkileşime girebildiğiniz herşey de yanıp sönüyor. Bu da demek oluyor ki, kafanız karışan yerlerde şöyle bir etrafınıza bakarak neler yapmanız gerektiğini anlayabilirsiniz.