Şöyle bir düşündünüz mü üzerinde yaşadığımız dünyanın başından kaç tane savaşın geçtiğini? Saymakla bitmez sanırım. Her ülkenin kendi içinde geçen türlü savaşlarından bahsetmiyorum. Birden fazla ülkeyi ilgilendiren, tarihe damgasını vuran savaşlardan bahsediyorum. Çok fazla, oldukça fazla. Hatta etkileri günümüzde bile hissediliyor bazı savaşların.

Peki bir düşünün. Ya bu savaşlar fazla olmasaydı da, sadece bir tanesi hep sürseydi? Hiç bitmeseydi? Bu nasıl olurdu acaba? Düşündünüz mü hiç.. Olağanüstü bir denge sağlanmış taraflarda, kimse üstünlük sağlayamıyor. Savaş yıllarca sürüyor. Teknolojiler gelişiyor, herşey değişiyor ama savaş asla bitmiyor. Bunu kimse yaşamak istemezdi şüphesiz. Hemen bitmesini istemeyi bırakın, hiç başlamamasını isterdi herkes.

Bu oyunda böyle olmuyor ve 1. Dünya Savaşı asla bitmiyor, yıllarca sürüyor. Teknolojiler gelişiyor, ama savaş bitmiyor. İnsanoğlu hiç akıllanmıyor yani senelerce. Yıl 1964 olmuş. Savaş hala devam ediyor. Dünya harap durumda. Heryer yerle bir olmuş. Biz de James Anderson olarak, koskocaman savaşta minicik bir karakteriz. Üzerimize düşenleri düzgün bir şekilde becerebilirsek, bu uzun savaşa bir son verebileceğiz. Çok büyük bir sorumluluk bu, ama başarmak imkansız değil.

Alternatif bir zamanda geçiyor oyun. Aslında bazı olaylar gerçek hayattakinin aynısı. Özellikle de kullanılan silahlar. Gerçekle kurgu arasında muhteşem bir denge sağlanmış. 1. dünya savaşının silahları alınmış, biraz teknoloji serpilmiş. Ama fazla da ileri gidilmesi engellenmiş, çünkü savaş esnasında, teknolojinin ilerlemesi o kadar da fazla olamaz. Oyunda herşey aynen konuyu yansıtır biçimde. Uzun süren savaş sonucunda, neredeyse dünyanın sonu gelmek üzere. Bildiğimiz bütün ünlü binalar yerle bir olmuş durumda. Tabi, bir savaş bu kadar uzun sürerse olacağı budur. Ama hemen biz olaya el atıyoruz, yola çıkıyoruz.

Oyunda mekanlar da bir hayli ilginç. Birbirinden farklı mekanlarda bulunabileceksiniz. Bilim merkezlerinden cephelere, trenlerden ıssız mekanlara kadar her türlü alan mevcut. Bir gördüğünüze bir daha rastlamıyorsunuz. Bu da oyunu sıkıcı olmaktan uzaklaştırıyor. Silah olarak da çok çeşitli bir menü karşınızda oluyor. Bıçaklardan tabancalara, lazerli tüfeklerden el bombalarına kadar herşey mevcut. Ayrıca hardal gazı, sis bombası gibi bombalarınız da oyun boyunca sizin emrinize amade olacak. Bazı yerlerde sabit makinelilerle de çarpışabileceksiniz. Bu çok eğlenceli ama silaha elinizi sürer sürmez bir kamyon adam üzerinize saldırıyor.

Kontroller oldukça basit. Sadece oyunun başında biraz saçma bir konfigürasyon ile geliyorlar. Siz klasik biçimine veya istediğiniz çekilde ayarlayabiliyorsunuz. Oyun esnasında sizi zorlayacak hiçbir kontrol sorunu yok. Herşey yerli yerinde olduğundan, karakteriniz de yerli yerinde oluyor. Zorlama yok. Hareketleriniz de oldukça çeşitli. Duvarlardan kendinizi çıkarmadan kafanızı eğip bakmak, dizlerimiz üzerinde gitmek veya sürünmek. Düşündüğünüz her çeşit hareket var. Oyun 1. ve 3. şahıs perspektiflerinden oynanabildiği için, her kesime hitap edecek düzeyde. Hedefleri vurmak için çok çabalamak gerekmiyor, tabi uzaktan vurmak için biraz kabiliyet lazım. Ayrıca silahlar da gerçeğe yakın tepkiler veriyorlar. Ateş ettiğiniz silah geri tepip yukarı kalkıyor, gücüne göre de bu kalkış rahatsızlık verebiliyor. Sniper ile her hedefi vurmak çocuk oyuncağı, ama bu karşı tarafın askerleri için de geçerli.

Karşı tarafın askerleri demişken, hemen yapay zekadan bahsetmek istiyorum. Oyunu oynadığım esnada, hiçbir saçma hareketle karşılaşmadım dersem, lütfen bana inanın. Beni gören asker, eğer elimde bıçak varsa üzerime saldırıyor ama tüfek varsa benden kaçıyor. Bunu bizzat denedim. Köşeyi döndüğünde kafasını uzatıp bakabiliyor ve çaktırmadan ateş edebiliyor. Başının iyice belada olduğuna inanırsa arkadaşlarından yardım isteyebiliyor. Bütün bunların yanında, düşman çok çabuk ölebiliyor. Bazen göğsüne veya başına isabet eden tek bir kurşunla ölebiliyorlar. Gerçi, doğru olanı da bu ya.