Çocukluğumun çok büyük bir bölümü atari salonlarında geçti. Evimize yakın bir yerde olduğundan sabahın köründen, akşama kadar orada vakit geçirirdim. Bu sürenin çok büyük bir bölümü Street Fighter'a gitse de orada küçüklüğüme anlam katan bir çok farklı oyun da yer alıyordu. Bu oyunlardan belki de en önemlisi ise Pang isimli oyundu. Amacımızın sadece tepemizde zıplamakta olan topları vurmak olduğu bu basit oyun kitleleri öyle bir sürükledi ki şaşırmamak elde değil. Bölümleri en hızlı bitirmek için yarışan insanlar, bir süre sonra atari salonunda bu oyunun başında dizilmeye başladı. Oldukça basit bir fikirle yakalanan başarı sonrası serinin bir çok farklı oyunu çıktı piyasaya. İşte gözlerimi kapayıp düşündüğümde dahi içimde bir kıpırtı oluşturan bu oyunu tam unutmaya yüz tutmuşken, iki Türk isim çıktı ve beni kollarımdan tutup geçmişe götürmeye karar verdi. Ne de güzel oldu yahu�

Erdinç Taşkın ve Murat Sudan, iPong isimli oyunun yaratıcıları. iPhone ve iPod Touch platformları için 3 aylık bir uğraşın sonunda ortaya çıkardıkları bu ürünü ilk duyduğumda heyecanlanmadım dersem yalan olur. Oldukça uzun bir süredir oynama fırsatı bulamadığım bir oyuna yeniden kavuşma imkanı vermişlerdi. Tabii ben biraz kuduruk bir adam olduğum için iki saniye uslu duramadım ve hemen gidip 2 dolar gibi oldukça uygun bir fiyat karşılığı oyunu indirdim. Bundan sonrası ise aletin şarjını ne kadar çabuk bir sürede bitirebileceğimi görmeme yaradı aslında�

Oyunu uzun bir süre oynayıp, iyice hevesimi alana kadar yazıyı yazmaya niyetli değildim. Ancak oyun o kadar eğlenceliydi ki bu süre uzadıkça uzadı. Bir yerden sonra baktım ben oyundan hevesimi alamıyorum, yazıyı yazmanın vakti geldi diye düşündüm. Peki bu oyun beni neden kendisine bu kadar çok çekmişti? Öncelikle belirttiğim gibi oyunun bende özel bir yeri var zaten. Hatıralarımın baş köşesinde, sadrazam gibi oturuyor beyefendi. Peki sadece bu kadar mı? Elbette hayır, oyunun diğer özelliklerine hemen bir göz atalım�




Oyunumuz her biri altı bölüm içeren beş kademeden, yani toplamda 30 bölümden oluşuyor. Tepemizde zıplayan topları teker teker vurup, hepsini yok etmek gibi kutsal (!) bir amacımızın olduğu oyunu iPhone'un nimetlerinden faydalanarak oynuyoruz. Karakterimizi iPhone'un hareket algılayıcı sistemi ile yönetebileceğimiz gibi, sol alt köşede bulunan bir bar ile de yönetebiliyoruz. Şahsım adına hareket algılayıcı sistemin oyunu oldukça zorlaştırdığını düşünüyorum. Kullanımı pek kolay değil ve oynanışı biraz baltalıyor bana göre. Tabii yapımcılar herkesi düşünüp iki farklı sistem koymuşlar, e iyi de yapmışlar aslında. Ateş etmek içinse sağ alt köşede ki "fire" butonuna basmamız gerekiyor. Oyunun üstündeki bütün hakimiyetimiz bunlardan ibaret. Bir de sağ üst köşede oyunu durdurmak ve tekrar başlatmak için iki tuş var onları da belirtelim�

Oyunun en önemli noktası ise elbette ki toplar. Zıpkın benzeri silahımız ile (aslında bildiğin zıpkın yahu benzeri falan değil) vurduğumuz toplar öncelikle ikiye bölünüp küçülüyorlar. En küçük hallerine gelip, vurduğumuz da ise yok oluyorlar. Oyunda ilerledikçe farklı top tipleri de açılıyor ve hızları daha artıyor. Sağa sola zıplayan, doğrusal hareket eden, birbirleriyle çarpışabilen özelliklere sahip toplarımız var. Bununla birlikte topları vurdukça içlerinden bazı bonuslar çıkabiliyor. Silahımızın özelliğini değiştiren, süreyi durduran, ekstra hak veren bonuslar oyunda mevcut.




Evet oyun genel olarak bundan ibaret. Oldukça küçük bir oyun olsa da verdiği zevk boyutu ile ters orantılı. Türk yazılımcıların iPhone platformuna biraz daha ilgili olması gerektiğini düşünüyorum. Bu geniş dünya ile hem yapılabilecekler sınırsız hem de çok çok fazla zorlayıcı değiller. Bu yola çıkıp, bu güzel ürünü bizimle paylaştıkları için Erdinç Taşkın ve Murat Sudan'a bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum. Bu başarılı oyunu, bu uygun fiyata kaçırmayın derim�