Legacy of Kain ve Soul Reaver oyunları, PSX zamanında hayatımıza girmişti. Eidos tarafından yapılan bu seri oyunlar, çoğu kişi tarafından da sevildiğinden, devamları gelmeleri gecikmedi. Güzel bir hikayesi vardı oyunun. Bu son Legacy of Kain oyununda da, hikayeye yeni halkalar ekleniyor. Bu seferki oyunda karakterlerden sadece birini değil, sırasıyla her ikisini de kullanıyorsunuz. Kain, Raziel için yollara düşmüşken, Raziel ise ruhlar dünyasından kaçmak için yollar arıyor.

Oyunun konusundan bahsetmiyorum. Oyunun kutusundan çıkan kitapçıkta hem olayların tarihinden bahsediliyor hem de oyunun konusundan. Hatta karakterlerin tanıtımı bile yapılmış ki, oyun ile ilk tanışanlar için gayet faydalı bilgiler içeriyor. Oyununuz korsan olsa bile, PDF formatında bir manual olması lazım disklerden birinin içinde.

Oyunun kontrolleri aslında basit. 2 çeşit vurma, aksiyon, zıplama, yürüme, ruh emme, odaklanma, hedef alma, telekinetik özellikleri kullanma gibi hareketlerimiz var. Oyunda mouse kullanılmadığından, klavyenin her 2 tarafına bu tuşları atayarak rahat bir kontrol şeması oluşturabiliyoruz. Ama oyunda hareket etmenin zor olması sayesinde, kontrollerin kolay olması bizi kurtaramıyor.

Oyunda savaştığımız yerler de oluyor, zıplayarak ilerlememiz gereken yerler de. Düşmanla savaşmak oldukça eğlenceli ama zıplama bölümleri oldukça sinir bozucu. Çünkü karakteri kontrol etmek çok zor olduğundan, bir kere zıpladınız mı yere konamıyorsunuz. Kontroller kolay ama oyunun motoru sayesinde karakteri yönlendirmek çok zor. Dönen merdivenlerden çıkıp inerken bile adamınız aşağı düşebiliyor. Bu yüzden, oyunu seveceksiniz ama zıplama bölümlerinden nefret edeceksiniz.

Oyunda dövüş sahneleri oldukça çetin geçiyor. Her 2 karakterin de hareketleri birbirine benziyor. Kan emmek ve ruh emmek de aynı mantık. Enerji almak. Tuşlar da aynı. Raziel öldürdüğü yaratıkların ruhlarını emerken, Kain de kanlarını emiyor. Kan emmek istemiyorsanız, vuruş tuşu ile özel hareket yaparak düşmanı öldürebiliyorsunuz. Bu gayet kanı bir görüntüye neden oluyor.

Düşmansız alanlarda da, gerekli anahtarları bulup değişik yerlerde kullanarak ilerlemeniz gerekiyor. Ama asla kaybolmuyorsunuz. Herşey belli bir sırada gerçekleşiyor ve zaten büyük bir haritada olsanız bile, kamera gitmeniz gereken yere odaklanıyor. Haritada serbestsiniz, tam bölümü bitirmek üzere iken, en başa da dönmeniz mümkün. Ama dediğim gibi, aslında oyun çok lineer. Asla 2 işi aynı anda aklınızda tutmanız gerekmiyor. Birini halledip diğeri için birşeyler alıyorsunuz. Bu iyi birşey, kafanız karışmıyor. Kain için görevler daha bir zor gibi, çünkü dövüşmesi gereken daha fazla düşmanı oluyor. Raziel biraz daha zıplamaya dayalı bölümlerde ilerlemek zorunda. Bu da başta dediğim gibi, sinir bozucu olabiliyor.

Oyunda telekinetik güçleriniz var. Kain, bu gücü kullanarak düşmana uzaktan vurabiliyor. Vurmak bir yana dursun, asıl olay düşmanı tutup sağa sola sallayabilmek. Mesela siz aşağıdasınız ve yukarıdan birisi size ok atıyor. Telekinetik gücünüzü kullanarak o adamı tutup arkasındaki duvara çarptırabiliyorsunuz. Veya aşağıya çekerek, düşmesini ve ölmesini sağlayabiliyorsunuz. Bu tür hareketleri yapması oldukça kolay. Buna benzer bir gücü de Raziel kullanıyor. Ama onun için işler biraz daha farklı. Dediğim gibi, o savaşmaya pek yatkın birisi değil.

İstatistik menüsünden olan biteni takip edebiliyorsunuz. Oyunda ilerledikçe çeşitli malzemeler de topluyorsunuz. Bunlar değişik kılıçlar, artifact'ler, anahtarlar falan olabiliyor. Ayrıca bu ekranda bir sonrakigörevinizi de görebiliyorsunuz. Yine dövüştükçe kazandığınız yeni hareketlerin açıklamasını ve nasıl yapıldığını bu ekrandan görebiliyorsunuz. Kullanışlı bir ekran, ama birşeyi kullanmak için bu ekrana girmeniz gerekmiyor. Gerekli yerlerde aksiyon tuşuna bastığınız zaman, otomatik olarak kullanılıyor.