Savaş konulu FPS oyunlarında dolaşmadığımız mekan kalmadı neredeyse. Bundan şikayetçi olan var mı bilmiyorum. Ama birşeyden şikayetçi olduğunuza eminim, 2. Dünya Savaşı konulu FPS'lerin çokluğu ve bu savaşın yaşandığı mekanlarda dolaşmak. Artık baygınlık gelmiştir herhalde. Sadece FPS olarak değil, çeşitli strateji oyunlarında da bu görevi aldık. Bazen Pasifik kıyılarına da aktığımız oldu, hatta Medal of Honor'ın yeni ek paketi sayesinde, daha bir sağlam basacak ayaklarımız yere Pasifik kıyılarında. Bu Pasifik mekanını konu alan bir oyun da Deadly Dozen idi. Birincisi, pek ses getirmemişti, hatalar ile doluydu. Fazla da eğlenceli değildi zaten. Ama ikincisi geldiğinde, herkes istendiği zaman kaliteli bir oyun yapılabileceğini gördü. Pacific Theater, gerçekten de oldukça kaliteli bir oyundu.

Line of Sight da aynı firma tarafından ve aynı motoru kullanarak, hatta herşeyi aynı olarak piyasaya sürülmüş bir oyun. Konusu Vietnam savaşı tabi ki. Biz yanlız bir askeriz, önce bir kazadan kurtuluyoruz ve ardından da birkaç adam kurtarıp üssümüze dönüyoruz. Bu sırada ele geçirdiğimiz evraklara göre, Vietnamlıların büyük bir saldırıya haırlandığını keşfediyoruz. Ardından da asıl görevlerimiz geliyor, büyük bir savaşın içinde buluyorsunuz kendinizi. Bu bahsettiklerim oyunun ilk 4 bölümünü oluşturuyor. Tabi gittikçe görevler zorlaşıyor, konu savaşın içinde kaybolup gidiyor.

Oyunun tamamen Deadly Dozen gibi olması, insanın kafasını biraz karıştırıyor. Oyunun menüleri tamamen aynı, ikonların yerleri de tamamen aynı. Silahların gösterildiği kareler, ekranda gördüğünüz HUD (head up display) bile tamamen aynı. En azından biraz değiştirselerdi, uğraştıklarını sanabilirdik. Ama hayır, herşey yerli yerinde. Hatta oyunun grafikleri bile pacific Theater ile aynı. Bari ek görev paketi olarak falan çıkarsalardı, en azından anlayış gösterebilirdik.

Herşeyin aynı olması bir yana dursun, şöyle bir baktığınız zaman, oyunun olması gereken kaliteye ulaştığını farkediyorsunuz. Oyunu ilk yüklediğim zaman, diğer oyunlarla aynı olmasının şokunu atlattığımda, kaliteli olduğuna karar verdim. Öyle ki, gerçekten de kendinizi ormanın derinliklerinde hissediyorsunuz. Pacific Theater'da da bunu hissediyordunuz ama bu oyunda daha bir hissediyorsunuz gibi geldi bana. Uçsuz bucaksız ormanlarda kaybolmak işten bile değil, haritanız ve pusulanız olmasa, gitmeniz gereken yeri bulmak çok sancılı olurdu.

Oyundaki en büyük yardımcınız sol üst köşede duran pusulanız. Bu hem yönü, hem de görevinizin yönünü gösteriyor. Bu oku takip ederek, görevinizin olduğu yere geliyorsunuz. Ayrıca haritanızdan da yardım alabiliyorsunuz. Haritada sadece extraction noktalarının gösterilmesi, biraz kötü olmuş ama ona da şükür tabi. Diğer yardımcılarınız ise yanınızda olan askerler tabi. Bunların can güvenliğinden de siz sorumlusunuz. Görevlerinizden biri, kayıp vermeden bitiş noktasına ulaşmak oluyor. Asıl sorun ise, genelde tek vuruşta ölmeniz.

Görüş açınız çok kısıtlı olduğundan, düşmanın nereden geldiğini anlamıyorsunuz. Pat diye karşınıza çıkıyorlar ve sizi tek atışta öldürüyorlar. Bu da sinir bozuyor. En kolay bölümde bile hemen ölmeniz oyundan soğumanız için iyi bir sebep. Yapay zeka da iyi burada. Uzaktan sizi görür görmez ateş etmek yerine, diplerine girmenizi bekliyorlar, sonra ateş ediyorlar. İlginç doğrusu. Zor olması normal aslında, deplasmanda savaşmak kolay olmasa gerek :)