Adventure sevenler, özellikle, benim gibi "iyi ikon adventure türü" sevenlere göre diyebileceğimiz bir oyunla karşınızdayız. Bilgisayarlardaki 3D grafik ve işlemci gücü henüz emekleme devresindeylen piyasada inanılmaz bağımlılık yapan bazı oyunlar vardı. Örneğin, bu türün tutkunları iyi bilir, Indiana Jones serisi, Kings Quest'ler, Space Quest'ler ve daha birçoğu. Zaman içinde teknoloji hızla geliştiği halde "ikon adventure" türü, arabirimlerde yapılan ufak tefek değişiklikler hariç oynanış tarzını neredeyse hiç değiştirmedi ve Monkey Island serisi, Zak McKraken, The Dig ve Grim Fandango gibi kaliteli örneklerle yaşamaya devam etti. Teknolojideki ilerlemelerin desteği ve kolay oynanabilirliği sayesinde action-adventure türünde, içinde action ögesinin daha yoğun bulunduğu birçok oyun çıktı, ancak, klasik "ikon adventure" oyunlarının verdiği tad değişmedi ve kolay kolay da değişmeyecek. Herşeyden önce bu türdeki oyunları diğerlerinden ayıran en büyük özellik çok iyi ve sağlam konulara sahip olmaları. Bu yüzden de piyasaya malesef fazla sayıda çıkamıyorlar; doğal olarak çıktıklarında da birer "klasik" halini alıyorlar.

Gelelim Longest Journey'e. Herşeyden önce oyunun yapımcısı olan firma bir Norveç firması ve bu oyundan önce de adını sanırım kimse duymamıştı. Oyun Nisan 2000'de Avrupa'da, Kasım 2000'de de ABD'de piyasaya sürüldü. Oynadığım oyun Avrupa sürümü ve Nisan-Mayıs aylarından beri elimde beklemekteydi. Bu kadar beklemesinin nedeni ise, şimdi hatırlayamadığım bazı teknik nedenlerden dolayı ilk denemelerimde çalıştırmayı başaramamış olmamdı. Sistemi yeniledikten ve oyunun ABD'de piyasaya çıkış haberlerini aldıktan bir süre sonra (en sonunda) başından kalkamadan oynamayı (ve de bitirmeyi) başardım. Ama ne bitiriş. İlk olarak oyuna başladığınızda kendinizi birdenbire acayip bir dünyada buluyor ve bir yumurtayı kurtarıyorsunuz, minik bir problem ama olsun. Sonra yatağınızda kalkıyor ve neler olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz.

Evet, oyunda 18 yaşındaki April Ryan isimli genç hanım kızımızı kontrol edeceksiniz. April, 23. yüzyılın Venedik'inde sanat okulunda okuyan bir hanım. Border House isimli bir yurt/pansiyon benzeri bir yerde kalıyor. Oyunun girişinde (prologue) yaşadığı tecrübeyi bir rüya olarak yorumluyor, ta ki bahçeye çıktığında bankta oturan ve hiç tanımadığı paspal görünümlü adamdan "rüyası" hakkında birtakım sözler duyana kadar. Gerek yaşadığı bu deneyim, gerekse adamın (Cortez) ısrarla kendisiyle görüşmek istemesi ve zaman içinde anlattıkları aklını oldukça karıştırıyor. Bunların üstüne pansiyondaki arkadaşlarıyla TV seyrederken hepbirlikte ortak düş/halisünasyon (o anda öyle düşünebilirsiniz) görünce, Cortez April için çözülmesi gereken bir sır oluyor. Bu sırrı çözmeye çalışırken bunların birer düş değil gerçek, kendisinin de bu gerçeklikteki problemi çözecek "seçilmiş kişi" (Chosen One) olduğunu öğreniyor. İşte, bizi de oyuna bağlayan ve meraktan kıvrandıran hikaye böylece başlamış oluyor.

Oyunumuz 4 CD'lik, ama kelimenin tam anlamıyla hakkını veren bir 4 CD. 4 ciltlik fantazi bilim-kurgu türünde oldukça iyi yazılmış bir roman okuduğunuzu ve bu ciltler boyunca neler olacağını ve hikayenin nasıl tamamlanacağını merak ettiğinizi düşünün. Bu uzun romanı alın ve bundan romanı okurken gözünüzde canlandırdığınız mekanların, karakterlerin, seslerin, efektlerin vb. içinde bulunduğu bir film yapın. İşte oyunda tüm bu detayları, kısaca inanılmaz hayal gücü ve yaratıcılığı birarada buluyorsunuz. İyi kurgulanmış konusu, bahsettiğim harika grafikler, müzikler ve seslendirmelerle o kadar iyi desteklenmiş ki bitirene kadar başından kalkamıyorsunuz. Oyunu bitirdikten sonra bu konuyu kullanıp bir roman bile yazmayı düşünebilirsiniz (belki oyunun hikayesini aldığı böyle bir roman vardır, ben bilmiyorum).