Çeşitli strateji oyunları vardır. Bazılarında, basitçe binaları kurup, ordunuzu hazır hale getirirsiniz ve size verilen emri en kısa zamanda yerine getirirsiniz. Command and Conquer serisi gibi yani. Bazı strateji oyunları vardır, şehir kurma işine biraz daha önem verir. Şehrinizi kurarsınız, kurduğunuz binaları geliştirirsiniz, birbiriyle bağlantılı binalar yapar, şehrinizin ekonomisi ile de ilgilenirsiniz. Yine bir ordu kurup, çevreye savaş açarak sınırlarınızı genişletirsiniz. Son zamanlarda, bu tarz strateji oyunları çok çıkıyor. Generals bile hemen hemen bu tarzda. Bir de, şehir kurma işini derinlemesine işleyen, madenler, halkın mutluluğu, yiyecek içecek, dış ülkelerle ilişkilerin önemli olduğu, savaşarak sınırların genişletildiği ama asla savaşmanın ön planda olmadığı stratejiler vardır. Stratejiler arasında en zor olanı da bu türdür. LTR3 de, ya ikinci ya da en sonuncu tanıma giriyor. Çünkü, bir denge sağlanamamış oyunda.

Oyunda, Medieval: Total War'a bir cevap verilircesine detaylı bir şehir yönetim sistemi kullanılmış. Oyunda, halkınızı kontrol ederek, hem kaynak yaratmak hem de işlerin en iyi şekilde yürümesi için kasıyorsunuz. Ülkenin geleceği için oldukça önemli olan bu işlemlerin yanı sıra, ordunuz ile de ilgilenmeniz gerekiyor. Gerçek zamanlı işleyen savaşlarda, kalabalık orduları kontrol etmek zor olabiliyor. Hatta, farklı yerlerde yapılan savaşlarda, bir ordudan diğer orduya geçmek, tüm olaylara müdahele etmek, işleri karıştırabiliyor. Ama birimleri seçmek, gruplar oluşturmak ve geçişler, kısa yollarla halledilebiliyor. Bir anda etrafın karışabildiği oyunda, bir anda oyunu da kaybedebiliyorsunuz.

Oyunda, topraklarınız bölümlere ayrılmış durumda. Bu bölümlerin kendi askerleri, yöneticileri, rahipleri var. Buralar para kazandıkça gelişiyor ve daha çok girdiye ihtiyaç duyuyorlar. Askerlerin açlığının ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesi en başta gelen ihtiyacınız olacak. Bu bölümlerin kontrolü kimdeyse, ona göre çeşitli bonus'lar kazanma şansınız da oluyor. Altın kazanmak, çevre illerde üretimin artması gibi.

Oyunda, işler karıştığı zaman, işin içinden çıkamayacağınızı düşünüyorsunuz. Bir iyi haber, oyunda pause özelliği var. Yani oyunu dondurabiliyorsunuz. Kötü haber, pause konumundayken emir vermeniz mümkün değil. Ayrıca, oyunun zamanını gösteren birşey de yok oyunda. Aylar, yıllar geçiyor ama siz neyin ne olduğunu anlamıyorsunuz.

Siz bir kralsınız ve şovalyeleri görevlendirip, onları savaşa yollamanız gerekiyor. Yapay zekası olan bu adamcıklar, kendi başlarına savaşabiliyorlar tabi ama eğer siz onları kendi başlarına bırakırsanız, savaşlar yıllar sürebiliyor. Bu nedenle, orta ve büyük ölçekli savaşlarda olaya kendiniz el atmanız yararınıza olacaktır. Yapay zeka çok parlak değil. Askerler her zaman işleri uzun yoldan yapma ihtiyacı görüyorlar. Bu da hem zaman harcıyor hem de oyuncuyu sıkıyor. Neyse ki, biryerde savaş başlamadan, bir pencere açılıyor ve size olaya müdahele edip etmeyeceğiniz soruluyor. Böylece, askerler ölmeden işleri yola koymak için zamanınız oluyor.

Oyun atmosfer olarak pek birşey vermiyor size. Tamam, ortam iyi yansıtılmış olabilir ama bilemiyorum. İlk aşamada oyuna pek ısınamamıştım. Yine ısınamadım. Bana tuhaf geldi. Kontrollerin kolay olması tamam ama işlerin karışık olması, savaşların bir türlü bitmemesi, kıyıda köşede kalan bir tek askerin bile çoğu şeye engel olması, çok zaman kaybetmenizi sağlıyor. Kontrolü siz alsanız, bu sefer diğer işlerin başında kimse olmuyor. Ortalık hepten bulanıyor. Ayrıca, kontrol sizdeyken, savaşlar daha da zor oluyor. Musluktan düşman akar gibi, üzerinize geliyorlar. Karman çorman bir meydah muharebesi yaşanıyor.