Sanat eseriyle oyunlar çoğu insana göre yan yana konulamayacak kelimeler fakat biz oyuncular durumun böyle olmadığını biliyoruz. Sanat eserleri, görünce heyecanlandığımız, dokunmak istediğimiz fakat dokunamadığımız "yapılışını göremedim ya, ona üzülüyorum." dediğimiz, fazla kurcalarsak kırılabileceğinden korktuğumuz şeyler değil midir? Peki, bizler tüm bu duyguları bazı oyunlar içinde hissetmiyor muyuz? Kesinlikle evet. Hatta oyunları fazla kurcalayınca kırılmıyorlar da.

Efendim bu açılıştan anlayacağınız gibi, incelememe konu olan şey sanat eseri niteliği taşıyan bir oyun, Legend of Zelda: Twilight Princess.

Oyunumuz senelerdir Nintendo ismindeki oyun fabrikatörü firmadan çıkıyor, hem de her yeni konsola bir iki tane birden. Adet bu nesilde de bozulmadı ve Nintendo şu sıralar piyasayı sallayan ve daha uzun bir süre bu sarsıntıyı devam ettirecek gibi görünen Wii adındaki konsoluna da bir LoZ çıkarttı. Karman çorman zindanları, içinden zor çıkılan bulmacaları, Prenses�i ve Link�i ile Legend of Zelda: Twilight Princess, klasik bir LoZ.

Oyunumuzun temel konusu yirmi senedir değişmeyen biçimde, yine Prenses'i kurtarmak. "Sende yirmi senedir alıp bu klişeyi oynuyorsun öyle mi?" diyebilirsiniz içinizden fakat durum böyle değil, hem de hiç değil. Nintendo, her LoZ'u farklı zindanlar, farklı yan görevler, farklı eşyalar, çok farklı haritalar ekleyerek ve grafiklerinde oynamalar yaparak tamamen farklı oyunlar yaratıyor aynı senaryo üzerine. Senaryonun işleyişi de her oyunda baştan aşağı değiştiği için, hiçbir oyun sıkıcı gelmiyor. Aksine serinin önceki oyunlarında da görüldüğü gibi, her biri "yapılmış en iyi oyun" sıralamasında kendine yüksek mertebelerde yer ediniyor.

Oyunumuzun konusunu pek gerekli olmasa da anlatmam gerekirse, Link ismindeki (oyun başlangıcında isterseniz bu ismi değiştirebilirsiniz) ana karakterimizin "Hyrule" ismindeki devasa coğrafyanın küçücük bir kasabasında uyanması ile başlıyor. Link aslen bir çiftçi, tabi ileride başına geleceklerden de haberi yok henüz. Yürekli çiftçi delikanlı, köydeki çocukların "sapan kullanma öğretmeni" ve eğlence konusu olan heybetlilikten uzak fakat yakışıklı bir kişiliktir Link, ileride ise Prenses'i kurtaracaktır. Gerisini anlatamıyorum çünkü konuyu anlatırken yazacağım bundan sonraki her kelimesi "spoiler" olabilir.



Salla sallayabildiğince:

Klasikleşen kontrol sistemimize bir göz atmak gerekirse, zıplamak için zıplamanız gereken yüksekliğin yanına gelip, atlayacağınız yönde analogu çevrili tutmanız yeterli, o kendiliğinden zıplıyor. Senelerdir değişmeyen düz bir mantıktır bu ve mükemmel çalışır.
C tuşu, etrafa birinci kişi açısından bakmamızı sağlayan sihirli tuştur. Birçok zindan da yaveriniz olacak.
Z tuşu, "Z targeting" denilen kontrol mekanizmasını aktive eder ve ok, sapan vs. gibi silahları kullanmanıza yarar.
Yön tuşları, önceden belirlediğimiz eşyaları menü ekranına girmeden kullanabilmenize yarar.B tuşu, Link'in eşya ekranını açar ve kurt halindeyken bir çok düşmana aynı anda saldırmaya yarar. A tuşu, herhangi bir kullanmakta olduğumuz eşyayı çantamıza geri yollar, çantadaki seçili eşyayı aktive eder.

- tuşu, alet edevat ekranını açar.
+ tuşu, ekipmanların bulunduğu ekranı açar.
1 tuşu, haritamızı açar.
2 tuşu, oyun içerisindeki mini haritanın görünüp görünmeyeceği opsiyonunu belirlemeye yarar.