Herşey bir hafta önce başladı; basit, sıradan bir telefon görüşmesiyle. Ve ben o telefonun hemen arkasından soluğu internet cafedeki PlayStation 2'nin başında aldım. Neden mi? Çünkü aylardır beklediğim, videolarını defalarca izlediğim ve heyecanla beklediğim oyun, yani Two Towers sonunda cafeye ulaşmıştı. Açıkçası oyunun başına oturduğumda oyunun güzel olacağını zaten biliyordum. Uzun zamandır hiçbir oyun beni bu kadar heyecanlandırmamıştı. Heyecanımı zor da olsa bir kenara bıraktım, CD'yi PlayStation'a yerleştirdim vee...

Ve Electronic Arts ve New Line logoları geçerken joystick'i daha da sıkı kavradım! Sonra gelen sahneler ise oldukça tanıdıktı. İlk filmdeki sahneleri görünce önce biraz şaşırdım, ama doğrusunu söylemek gerekirse hoşuma gitti. Filmin başındaki Elf'ler ve insanların son İttifak Savaşı'nı gördüğümde ise kendimi sırıtmaktan alıkoyamadım! Böyle bir oyun için mükemmel bir başlangıç diye düşünürken (ve de tam Elf'ler Ork'ları kılıçtan geçirirken) sahne oyun grafiklerine dönüşünce resmen dilim tutuldu! Ama beni asıl şaşırtan olay az sonra gerçekleşti; O savaşı ben oynuyordum! Üstelik Isildur'u yönetip, Elrond'la sırt sırta dövüşüyordum! Şaşkınlığı atlatıp hemen Ork katliamına başladım.

Kontroller inanılmaz derecede kolaydı! Oyuna alışmam iki dakikamı bile almamıştı. Birkaç dakikalık Ork katliamından sonra beklediğim sahne geldi. Sauron, önündekileri adeta silip süpürerek Isildur'a doğru gelmeye başladı. Isildur'u da duvara savurduğunda soluğumu tuttum. Oyun, tekrar filme dönmüştü. Isildur'un kırık kılıç Narsil'le Sauron'un parmağını kesmesini izledim. Isildur, Elrond'un uyarısına rağmen onu dinlemeyip yüzüğü alıkoydu ve ekranda tanıdık bir yüz belirdi. Isildur'un varisi, Aragorn! Ve sonra, kendimi oyunun en merak ettiğim bölümlerinden birisinde buldum. Fırtınabaşı!

Frodo'nun başı Nazgûl'larla dertteydi ve Aragorn, elinde meşalesiyle Nazgûl'a saldırdığında kendimi sanki filmin içindeymişim gibi hissettim. Nazgûl'ları bir güzel yaktıktan sonra diğer bölümlerde birbirini takip etti. Gates Of Moria, Balin's Tomb, Amon Sûl, Fangorn Forest, Rohan, Helm's Deep derken ikinci günün sonunda oyun bitmişti! Oyun bitmişti bitmesine ama bir haftadır hala bıkmadan, usanmadan oynamaktan vazgeçemiyorum. Eh, zaten bu yazıyı da Miğfer Dibi'nden döndükten hemen sonra yazıyorum! :) İnanın bana, Ork katletmek en çarpıcı hayallerinizde bile bu kadar zevkli olmamıştı...

Oyunun Preview, yani ön-incelemesini çok kısa bir süre önce zaten yapmıştım. Artık oyunu oynamış, hatta yalayıp yutmuş biri olduğuma göre şu soruya cevap vermem gerek sanırım; "oyun beklediğim gibi çıktı mı?". Aslına bakarsanız beklediğimden de güzel çıktı! Özellikle filmden sahnelerin oyunun içine sürekli olarak serpiştirilmesi çok hoşuma gitti. Bunu o kadar güzel yapmışlar ki kendinizi sürekli filmin içinde, bizzat filmi yaşıyor hissediyorsunuz. (Özellikle Miğfer Dibi'nde ve Théoden'in kapılardan çıkış sahnesinde gaza gelip "Gondooor!!" diye bağırmam buna örnek gösterilebilir! :)) Peki tamam, atmosfer mükemmel. Peki ya başka ne özelliği var bu oyunun?