Teşvik, bundan nefret etmiyor musunuz? Merakla beklemek, geriye kalan günleri saymak, bütün heyecanı... Gerçi bazıları bu yönde su koyuveriyolar, bir senedir beklenen Diablo 2 gibi. Bu sefer heyecanla geçen bekleme süreci bir müddet sonra hayal kırıklığı ve sıkıntıya dönüşüyor. Bu yüzdendir ki nereden geldiği belli olmayan oyunları severim. Majesty gibi.

Microprose uzun süredir sessizliğini korumakta. Son derece kaliteli ve bilgisayar oyunları literatürüne adını veren oyunlar çıkarmiş olan bu firmanın son gözdesi Majesty. Şimdiye kadar her zaman yegane oyun çıkarabilmeyi başaran az sayıdaki yayım evlerinden biri, Microprose. Ayrıca oyunlarını en azından beta seviyesine kadar saklamayı da başarıyorlar. Beş sene kadar önce UFO: Enemy Unknown ile hiç beklenmedik bir şekilde piyasanın altını üstüne getiren Microprose bu oyunla yepyeni bir dönem başlattı. Daha önce de Civilization ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Microprose, bu sefer de karşımıza bir RTS ile çıkıyor. Tahmin edileceği gibi, Majesty de standart bir oyun değil...

Majesty mitolojik bir dünyada geçiyor ve bilinen dwarve, goblin, elve, troll, wizard gibi yaratıklardan oluşuyor. Yine yapılar inşa ediyorsunuz, yeni teknolojiler araştırıyorsunuz ve kahraman alıyorsunuz. Buraya kadar başka oyunlarda görmediğimiz bir şey yok. Fakat bir kere para akışını sağladınız mı artık herşey kendiliğinden gelişmeye başlıyor. Kaleden çıkan vergi toplayıcıları binaları tek tek dolaşıp vergi topluyorlar. Rouge'larınız haritada dolasıp etrafta bulunan altınları topluyorlar, Archer ve Warrior'larınız direk harita keşvine çıkıyorlar ve etraftaki yaratıklarla yakından ilgilenmeye başlıyorlar. Warcraft'ta olduğu gibi komut vermiyorsunuz. En önemli farklardan biri bu. Eğer kahramanlarınızın belirli bir yere saldırmalarını istiyorsanız, o binanın ya da yaratığın başına ödül koyuyorsunuz, böylece ödülü gören atlıyor. Ödülü arttırdığınız zaman katılım da artıyor. Örneğin Level 9 olmuş bir Warrior kahramanınız ödül 1000 altın olmadıkça ilgilenmiyor, fakat Level 4 bir Archer 200 altınlık bir ödül için dahi hemen kolları sıvıyor.

Her kahramanınızın karakteri var. Her biri kendi başına hareket ediyor. Temizleyebildikleri yaratıklardan para kazanıyorlar. Kalenize bir saldırı olduğunda Warrior'larınızdan biri hiç umursamadan gidip uyuyabiliyor, ya da altın delisi bir Rogue hiç düşünmeden öleceğini bile bile şansını deneyebiliyor ve yakınlardan geçmekte olan bir Archer'ın yardımına muhtaç kalabiliyor, tabi beklediği yardımı alabilirse. Rogue'lar ayırca ölen yaratığı baştan aşağı soyup ne kadar altın varsa alıyorlar ve bu altınları kendi binalarına götürüyorlar. Vergi toplayıcılarınız da bu altınları kalenize taşıyor. Kahramanlarınız kazandıkları altınları hanlarda, demircilerde, dükkanlarda, ticaret merkezlerinde harcıyorlar. Kendilerine iyileştirici iksirler alıyorlar, dinlenmeye gidiyorlar, büyüler öğreniyorlar. Tabii bütün bunlara sahip olabilmeleri için bu binaları inşa etmeniz ve her binanın kendine özgü olan araştırmasını yapmış olmanız gerekiyor. İlerledikçe araştırılacaklar listesi de uzuyor, ve bir araştırmayı yapmadan diğerine geçemiyorsunuz. Örneğin silahlara +1 hasar ekleyen araştırmayı yapmadan +1 korunmayı veya +1 korunma ve +1 hasarı araştırmadan da +2 hasarı araştıramıyorsunuz.