Uzun zamandır beklediğimiz oyun sonunda çıktı. Siz bakmayın inceleme yazımızın bu kadar geç yayınlandığına; herşeyden önce TrGamer yazarları arasında oyunun incelemesini yazmak için tatlı bir rekabet vardı. İşin doğrusu, yazıyı asıl yazacak kişi ben değildim ama Ferhat'ın oyunu bir türlü vaktinde bulamaması piyangonun bana devrolmasına yol açtı.

Evet, nerede kalmıştık... En sonunda çıktı diyorduk. Aslına bakarsanız ben ve benim gibi FPS meraklıları bu oyunu birkaç yıldır bekliyoruz. Bildiğiniz gibi Medal of Honor (MoH) esasen bir PlayStation oyunu ve Allied Assault da bu seride çıkmış üçüncü oyun. Biz PC'ciler en başından beri PS'teki ilk MoH oyununun PC'ye gelmesini bekliyorduk, ancak bu proje daha sonra iptal edildi. Bizler de hayal kırıklığı içinde diğer FPS'lerle avunurken Allied Assault'un PC'ye çıkacağı haberiyle büyük bir beklenti içine girdik. Oyunla ilgili haberleri o kadar yakından takip ediyorduk ki, önce multiplayer ardında da single player demolarını o devasa boyutlarına karşın daha çıkar çıkmaz indirmiştik.

Medal of Honor: Allied Assault gerçekten de büyük beklentiler yaratmıştı bizlerde. Hele Wolfenstein'in ardından piyasaya çıkacağını, her ikisinin de Quake 3 motoru ile hazırlanmış ve yine her ikisinin de 2. Dünya Savaşı konulu olduğunu (ve malesef Wolfenstein'ın bizi yeterince tatmin edemediğini) düşünürsek MoH'un yarattığı heyecanı daha iyi anlayabiliriz.

Ve en sonunda çıktı. Oyunu aldığımın ertesi günü bitirmiştim, yaklaşık 6-7 saatlik toplam bir sürede. Aslında sıradan bir FPS olsa oyunu bir haftaya yayar yavaş oynar öyle bitirirdim. Oyuna dalınca en küçük sahnesini bile kaçırmak istemeyeceğiniz türden bir filmi seyreder gibi kendinizi oyuna kaptırıyor ve bölümler ilerledikçe "vay be!" "şuraya bak, yaw Er Ryan'da oynuyorum sanki be, heheyt" gibisinden nidalarla zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Oyunu oynayıp bitiren çok sayıda kişi olduğunu Mesaj Odaları ve MoH ile ilgili yazılan yorumlardan görüyorum; sanırım onlar da bu düşüncelerime katılıyordur.

Oyunu bu kadar özel yapan ne? Ben bunu tek kelimeyle "atmosfer" olarak açıklayabilirim. Fakat bu yetersiz kalacak sanırım, en iyisi için satırlar dolusu paragraflar yazmak. Şimdiden uzun bir yazıya hazır olun derim :)

Peki, oyunun atmosferini özel yapan ne? Sanırım bu, kendinizi bir savaş filminin başrolünde oynadığınızı hissettiren gerçekçilik dozu. Bir FPS meraklısı gözüyle detaylı düşününce rahatlıkla bir çok eksik yön görüyor olsak da (bunlardan yazının ilerleyen kısımlarında söz edeceğim) şimdiye kadar oynadığımız single player (sp) FPS'lerin arasında belki de en iyisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Şahsen şimdiye kadar hiç bir sp FPS'yi bu kadar büyük bir zevkle oynamadım, veya oynarken bu kadar çok sevinç gösterisi yapmadım. Sabırsızlıkla beklediğimiz Wolfenstein bile bu oyunun verdiği zevkin yarısını veremedi bana. İşin komiği ilk kez bir sp FPS'yi oynadıktan sonra silip rafa kaldırmadım ve tüm zorluk seviyelerinde teker teker oynadım.

Medal of Honor: Allied Assault'un en güzel yanı size oyunun içinde yaşadığınız hissini vermesi. Bunu elbette ki oyunu ilk kez oynarken en üst düzeyde hissediyorsunuz. Tekrarlarında ise, zaten herşeyi ezberlemiş halde, az vurulup daha yüksek istatistiklerle nasıl oynarım şeklinde düşünceleriniz oluyor. Pekiii, böyle bir oyunu tekrar tekrar oynatabilecek şey nedir sizce? Bir Brave Hearth veya bir Matrix'i tekrar tekrar seyrettiren şey neyse o!