Beyler.. Bob'la tanışın. Kendisi 80cm boyunda, sırtında kanatları, kafasının üzerinde ışıldayan halkası ve kıçında bebek beziyle dolaşan bir.. melek! Ve şu anki görevi dünyayı kurtarmak.

Messiah, MDK ile tanıdığımız Shiny Entertainment tarafından üç senelik bir çalışmanın sonucunda geliştirilmiş bir oyun. Shiny genelde hayal gücünün sınırlarında dolaşmayı seven bir firma. Doğal olarak Messiah da bugüne kadar oynamış olduğumuz oyunlardan bir hayli farklı.

Konu
Gelecekte insanlık artık bilimin eşiğine gelmiştir. Teknoloji ulaşabileceği son noktadadır. Toplum çöküntü içindedir. Çürüme ve kokuşmuşluk heryerdedir (Türk siyaseti örnek alınmış olmalı). Ve tüm bunlar bir yana, artık insanoğlu Tanrı'nın kendi gücüne bile göz koymuştur.

Yoldan tamamen çıkmış olan insanlık eğer cehenneme sahip olup şeytanın gücünü ele geçirebilirse, sonrasında cennet ve Tanrı'nın işini bitirmenin daha kolay olacağını düşünmektedir. Oysa Tanrı da bir şeyler düşünmektedir.

Ve Tanrı'nın çözümü işleri düzeltmek için dünyaya bir melek göndermek olur. Tanrı niye bir melek ordusu göndermez de tek bir melek gönderir, ya da niye ilahi güçleri olan bir melek değil de bir bücür yollar; o kendi bileceği iştir. Belki o da artık dünyayı ve orada yaşayanları pek önemsememektedir.

Messiah'ın konusu çok etkileyici bir biçimde verilebilirdi. Yaratılarına yüz çeviren bir Tanrı ve onları Tanrı'dan daha fazla önemseyen bir meleğin çabalarından cidden çok dokunaklı bir senaryo çıkabilirdi. Ama Shiny bunun yerine olayın mizah tarafına kaçmayı tercih etmiş. Belki de ciddi olurlarsa muhafazakar kesimden fazla tepki alacaklarından çekindiler. Her neyse, zaten oyun boyunca konuyu pek takip etmeniz ve önemsemeniz de gerekmiyor.

Messiah'ın oyun tarzını öyle hemen birkaç kelimeyle tanımlamak zor. Normalde bir aksiyon gibi duruyor ama çözmeniz gereken pek çok bulmaca var ki bu biraz da Adventure havası katıyor. Dahası oyun boyunca yapmak zorunda kalacağınız yüzlerce zıplamayı düşünürseniz bir platform oyunu da sayılabilir.

Kahramanımız Bob'un iki tane Tanrı vergisi özelliği var. Bunların ilki "possess". Bu özelliği kullanarak çevrenizde gördüğünüz her türden yaşayan yaratığın bedenine sahip olabiliyorsunuz. Possess özelliği ekstra bir tuş falan gerektirmiyor. Herhangi bir canlının arkasından zıplayarak sırtına doğru süzülmeniz yeterli.. Bir bedene sahip olduktan sonra onun normal olarak yapabildiği tüm şeyleri artık siz de yapabiliyorsunuz. Mesela bir polisi ele geçirdiyseniz onun silahlarını kullanabiliyor, teknisyeni ele geçirdiyseniz bozuk cihazları tamir edebiliyor veya bir kumandanı yakaladıysanız yüksek güvenlik bölgelerine sorgusuz sualsiz girebiliyorsunuz.

Bob'un bir de "Glide" denen yarı uçma - yarı süzülme özelliği var. İlk başta pek dikkat çekmese de, oyun boyunca çeşitli kereler bu yeteneği usta bir şekilde kullanmanız gerekiyor. Zıplama tuşuna üst üste birkaç kez basarsanız bücür kanat çırpmaya başlıyor ve bu sayede tek zıplayışla ulaşabileceği yerlerin biraz daha üzerine çıkabiliyorsunuz. Yüksek iki platform arasında atlarken, ya da yüksek bir yerden yere düşerken de ölmemek için Bob'un bu özelliğini kullanmanız şart.

Oyun en çok "possess" özelliğiyle ön plana çıkıyor. Öncelikle Bob bulunduğu dünyada bir "alien" olduğu için kimse tarafından hoş karşılanmıyor. Özellikle silahlı birileri sizi melek halinizle görürse yandınız demektir. Hiç çekinmeden üzerinize şarjörü boşaltmaya başlıyorlar. Dahası Bob çıplakken herhangi bir silah kullanamıyor. Bu yüzden melek halinizle çarpışmaya girerseniz hiçbir şansınız yok. Ya ne mi yapacaksınız? Birini ele geçirin! Bu kadar basit.

Oyunda genelde iki tip bulmaca var. İlki giremediğiniz yerler için uygun canlıyı ele geçirmek. Örneğin bazı yerlere sadece commander adı verilen yüksek rütbeli subayların giriş izni var. Veya radyoaktif bir alana girecekseniz mutlaka bir radiation worker ele geçirmeniz gerekiyor. Bu bulmacalar bazen cidden abartabiliyor. Bir örnek vereyim: Oyun boyunca birden fazla kere istediğiniz yere ulaşmak için bir farenin bedenine girmeniz gerekiyor (her türlü yaşayan varlığa girebileceğinizi söylemiş miydim?)