Action, adventure ve RPG elementlerinin bir karışımı... Oyunun kutusunda yazan sözler bunlar. İlk gördüğümde biz bu lafları çok duyduk demiştim kendi kendime. Ama oyunu biraz oynadıktan sonra yapımcıların az da olsa haklı olduklarını fark ettim.

Mistmare, alternatif bir tarihte geçen bir RPG-action oyunu. Tarih 1996. Büyük Roma İmparatorluğu hala dimdik ayaktadır ve bütün dünyanın yönetimi ellerindedir. Inqusition (Engizisyon) ve Vatikan'ın ülke yönetiminde sözü hala geçmektedir. Ama gelin görün ki zaman içinde dünyada Fog (sis) diye bir illet meydana gelmiştir. Fog, şehirlerin dışarılarını, ormanları kaplar. Dünyadaki şehirlerin birbirleriyle bağlantılarını koparır. Fog'un içinde inanılmaz güçlü yaratıklar barınmaktadır. Fog'a karşı bir savunması olmayan şehrileri mutlak bir yıkım, Fog'un içine girecek kadar ahmak olanları ise katıksız ölüm beklemektedir.

Ama kendilerine Harvesters adını veren bir grup Fog'un içine girip çıkabilmekte, istedikleri yerlere gidebilmektedirler. Inqusition bu olayın nasıl olduğunu araştırmaktadır. Bu sırada adamımız eğitimini tamamlar ve Roma'da bir Inquisition askeri olarak görevine başlar. Tam bu sıralarda, Inqusition'dan hain bir Harvester çıkar. Roma da onu kovalamak için adamımızı göreve verir. Ama onun kaçtığı zindanlara ulaştığında adamın yerinde yeller esmektedir, fakat Harvester'ların ünlü silahlarından birini bulur. Bu silah aslında Harvesterların Fog'a girip da sağ kalabilmelerini sağlayan inanılmaz güçlü bir silahdır. Ve artık Fog'a girebildiği için adamımız haini dünya boyunca kovalamaya başlar.

Konumuz kısaca(!) böyle arkadaşlar. Bence tarihi ve dünyası bakımından oldukça güzel. Oyun boyunca gitmediğiniz yer kalmayacak bu dünya yüzünden, Paris, Roma, Avingon...

Peki Mistmare gerçekten de 3 oyun türünün bir karışımı mı? Buna aslında hem evet, hem de hayır diyebilirim. Oyunun RPG kısmını anlatayım önce. Oyun boyunca bir şehre geldiğiniz zaman o şehirde kalmak için belli bir süreniz oluyor. Ve bu süre içinde ana görevinizi bitirip, isterseniz yan görevleri yaptıktan sonra şehirde dolaşmak için size zaman kalıyor. Bu sürede isterseniz tapınaklarda tapınıp büyü gücünüzü arttırabilir, isterseniz makinelerle dövüşerek kombat yeteniğiniz artırırsınız. İsterseniz demircilerin yanında çalışarak para kazanabilirsiniz. Şehirde yapacaklarınız bir süre sonra tamamen size kalıyor. Tabii yetenekleriniz arttırmak ve level atlamak için şehirlerin arasında yolculuk yaparken karşılaştığınız yaratıklarla da savaşmalısınız.

Ayrıca oyun içi diyalog sistemi de gerçekten güzel. Her zaman önünüze iyi yol veya kötü yolda birer alternatif sunuluyor. Bu da hayata bakış açınızı belirliyor. Mesela bir görevde bir çeteye sızmanız lazım. Bunu iki şekilde yapabilirsiniz, ister gidip üslerini basar yolunuz yararak açarsınız, ister onların bir adamı olup şehirden haraç toplayarak güvenlerini kazanıp aralarına sızabilirsiniz. Tabii bunların hepsi hayat görüşünüzü etkileyen ve oyunun akışını tamamen değiştiren şeyler.

Adventure kısmına gelelim bir de. Oyunda adventure namına pek bir şey göremedim. İnsanlarla konuşup nereye gideceğinizi, ne yapacağınızı, şehir hakkında bilgileri öğrenmeyi adventure sayıyorsanız, bolca bulacaksınız :) Ama asla bir yerden aldığınız bir parçayı bir yerde kullanıp, kafanızı çalıştırıp bulmacalar çözmeyeceksiniz.