Merhaba; Yepyeni bir yazı ile tekrar karşınızdayım. Havanın mikro dalga fırın içi gibi olduğu şu günlerde evde oturmak ne kadar doğru bilmem ama, bilgisayarın başına oturup yaşamımın önemli kısmını oyunla geçirmenin akıl sağlığım için uygun olduğunu sanmam. Gözlerim şişip kanlanıncaya kadar oyun oynayıp, geri kalan vakitte de yaşamsal faaliyetlerimi yerine getiriyorum. Neyse, daha şimdiden konuyu açmadan dağıttım nile. Asıl konumuz Mobile Forces.

Efendim doğrudan konuya giriyorum; bu oyunumuz amaçsız ne idüğü belirsiz, konusuz bir oyun. Büyük bir eksiği belirterek açmış olduk perdeyi. Tamam oyun multiplayer ağırlıklı, ama insan biraz daha özenir ve bir konu bulur, doğru dürüst bir singleplayer koyar oyuna. Singleplayer diye karşımıza multiplayer modu konulmuş içine bot atılmış bir seçenek var sadece. Bu seçeneğe girince karşınıza 9 tane zevkli mod çıkacak. Ama tabi ki multiplayerda zevkli. İnşallah 'sanane' bir oda açar ozaman bu oyunu oynama süremiz birkaç saat daha artar. Oyunda bulunan modları aşağıya yazıyorum. Unutmadan, bunlar size görev oyunda olarak verilmiş ve tamalıyorsunuz. Göz boyama anlayacağınız. Ayrıca skirmish modu da var. Bu modda istediğiniz haritayı seçip istediğiniz seçeneklerle oynuyorsunuz.


Deathmatch: Bildiğiniz Quake'teki gibi deatmatch. Yani herkes birbirine saldırıyor. Takım arkadaşı falan yok.
Squad deathmatch:Yukarıdakinin takımlı olanı.
Captains: Kendi base'inizdeki komutanınızı korumalısınız, ölürse kaybedersiniz.
CTS: Bildiğiniz bayrak kapmaca. Karşı tarafın bayrağını kapıp kendi base'inize getirmelisiniz.
Holdout: İki takımın tam ortasında bir hangar var. Buradan alacağınız anahtarı 4 dakika boyunca elinizde tutmalısınız.
Detonation: Haritada gördüğünüz anahtarı alıp karşı tarafın base'indeki yeri anahtarla açmanız gerekiyor.
Safe*****er: Karşı takımız altınını 6 dakika içinde çalmalısınız.
Trailer: İki takımın ortasındaki bombalı aracı çalıp karşı tarafın işaretli bölgesine bırakmanız gerekiyor.

Modları böylece anlattık. Şimdi gelelim grafiklere. Grafikler bir FPS'nin olmazsa olmazlarındandır. Ama oyunumuz bunu fazla dikkate almamış. Unreal Tournament motoru kullanmasına rağmen grafikler eskik gibi duruyor. Silah modellemelerine de iğrenç diyebilirim. Özellikle M16'nın karimasını mahv'ı perişan etmişler. Silah animasyonları da bir o kadar berbat. Elinizdeki pistol de öyle. Zaten silahı elinizde tutuşunuz bile kötü. Dışardaki ve arabalardaki kaplamalar çok güzel ama, Duke Nukem 3D'deki kan modellemesi bile bu oyununkiden daha güzeldi. Ayrıca adamların ölüm animasyonları da kötü. Ancak araçlar patlayınca etrafa yayılan şarapnel parçaları hoş görünüyor. Kısaca grafikler vasatta takılıp kaldı.

Seslere gelince; kullandığımız araçlardan gelen motor sesi hoş. Zaten oyun neredeyse araçların üzerine kurulu. Ama yine de kullandığınız aracı bazukadan başka kolay kolay patlatan ya da bozan birşey yok. Silahlardan gelen sesleri ise silahın gücüne göre teneke kutuya vurarak evde kendiniz bile yapabilirsiniz. Ben zaten seste detaya inilebilecek başka birşey göremiyorum.

Oyundaki silah çeşitliliği gözlerimi kamaştırdı. Bir sniper, bir M16, bir shotgun, bir yere kurulan taramalı tüfek, bir de bazuka. Şimdi neden başlarına "bir bir" diye yazdım. Biraz daha çeşni görünsün diye tabi ki. Yanına iğne bomba falan da koymuşlar ama hepsi süs. Yani hiç mi uğraşmadınız? Hiç mi zamanınız yoktu be kardeşim. Bu kadar güzel bir fikir bu kadar ucuza harcanamaz.

Oyunun en iyi kısımlarını en sona sakladım. Yani araç kullanma faslını. Oyunda araçlar çok çeşitli olmasa da ihtiyacınızı giderecek kadar var. Etrafa bol bol araba koymuşlar. Arabayı sürmek gerçekçi olamasa bile bunun aksiyonu kesmemek için olduğu belli. Hızlı, orta ve yavaş olmak üzere birçok araç çeşidi var. Hızlı olanlar zırhsız ama hafif, zırhlı olanlar ise oldukça ağır ama güvenli. Bir kişi veya aracına göre iki kişi aracın arkasına geçip ateş ediyor. Bir kişi de aracı kullanıyor. Vurucu yanı ise işte burası. Haritalar oldukça geniş ve araç sürmek için çok rahat. Aksiyon öyle artıyor ki! Zaman geliyor sniper'lardan slalom yaparak kaçıyorsunuz. Tabi ki bunların zevkini almak için multiplayer oynamanın şart olduğunu söylememe gerek olmadığını farz ediyorum. Özellikle klanlar arasında arkadaşlarınızla oynamanız çok zevkli olacağına temin ederim sizi.

Rage bu zaten eli ayağı durmaz. Yani bu oyunu üzerinde hiç uğraşmadan piyasaya sürdüğü menülerden belli. Sapsade içinde şeker bile yok. Halbuki EUROFIGHTER TYPHOON ne güzel olmuş. Şu sıralar ona takıldım. Müthiş bir oyun mutlaka deneyin. Yakında belki onu da tanıtırım. Son söz olarak; uğraşılsaymış CS'nin boşalmaya başlayan tahtına oturabilecek bir oyunmuş. Oyunun içindeki rekebet ortamı inanılmaz. Bunu da araçlar sağlıyor. Neyse, hepinize bol, ama güzel oyunlu günler dilerim.