Bundan dört sene kadar önceydi, benim eski toprak (zamanın canavarlarından P133:) biraz rahatsızlaşmış ve bunu fırsat bilen bir arkadaşım da bütün oyunlarımı götürmüştü (hacılamıştı ya, çaktırmıyorum). Artık sıkıntıdan kendimi camdan mı atsam, yoksa zehirlesem mi diye düşünürken ablamın tatile giden bir arkadaşı bilgisayarını bize bırakıp bırakamayacağını sordu!!! Ben de sen ne diyosun kör ister bi göz Allah verdi bir sürü diyerek teklifi seve seve kabul ettim..

O gece bütün sevincimi yarıda kesen bişi farkettim; hiç oyunum yoktu!!! Sonra boş boş bilgisayarı kurcalarken birden gözüme bir demo takıldı çünkü adı ilginçti: MTYH...

Döneminin çok üstünde 3D grafikleri, oyunlarda çok az rastladımız (o zamanlar) 360 derecelik kamera açıları ve RTSleri bazen gerçekten çok sıkıcı bir hale getiren bina kurma olayının olmamasıyla (oyuna size verilen belirli bir güçle başlıyosunuz) oyun bütün rakipleri arasından sivrilmeyi başarıyordu... Myth oyuncuyu sadece saldırı sistemlerine, birliklerin doğru yerleştirme konusunda düşünmeye yönlendiriyor ve bu oyunu inanılmaz zevkli hale getiriyodu... Zaten oyun strateji dünyasında gerektiği yeri aldı ve çok kısa bir süre sonra da serinin ikinci oyunu Myth II Soulblighter raflardaki yerini aldı (tam klasik yaptım :).

Mtyh3 karanlık bir çağda ilk iki oyunun yaklaşık olarak 1000 yıl öncesinde geçiyor. İlk iki oyunda adı sadece efsanelerde büyük bir kahraman olarak geçen Connacht bu oyunda ordunuzun kumandanı durumunda ve en iyi saldırı silahlarınızdan biri!!! Ve ilk oyundalarda azılı düşmanlarınız olan bazı karakterler bu oyunda henüz kötülüğü seçmemiş, sizin yanınızda düşmanlarınıza karşı savaşıyorlar (Starwars fanatiklerine bu konu bir yerden tanıdık geliyor mu acaba?).

İnsanlara karşı aralıksız saldırılar yapan Myrkridia'lar ile karşı kaşıyayız bu oyunda (daha sonra bunlara Trowlar'da ekleniyor), tabiki her efsanede olduğu gibi kötü yaratıkları tekmeleyecek bir kahramana ihtiyaç (örn: william wallace) duyan halkın yardımına Connacht koşuyor ve ordunun başına geçip Myrkridialar'la savaşmaya başlıyor. Ama her kahramana olduğu gibi Connacht'ın da onu takip eden kötü bir kaderi (örn: hercules) var ve bunu oyun ilerledikçe anlamaya başlıyoruz. Konu kısaca böyle...

Oyunun grafiklerine bakacak olursak 2. oyunun grafik motoru korunmuş ama zamanın getirdiği bütün yeniliklerden sonuna kadar faydalanılmış; yani oyunun grafikleri gene harika olmuş. Karakterlerin hareketleri ve özellikleri alabildiğine gerçekçi yapıldığı için kalabalık bir savaş sırasında bir yavaşlama ya da grafik bozulması ile karşılaşacağımı zatennettim ama bunların hiç biri başıma gelmedi (benim bilgisayar P3 800 32mb TNT). Oyunların bir başka problemi olan zoom yapıldığı zaman meydana gelen grafik bozulması bu oyunda minimum seviyede, bunu kendiniz de göreceksiniz, zoom yapıldığında bir archer'la bir barbarı birbirinden çok rahat bir şekilde ayırt edebiliyosunuz. Dış mekanlar, özellikle ormanlar, gerçekten çok uğraşılarak yapılmış. Yer şekilleri de en ince ayrıntısına kadar gerçeği yansıtıyor (tepecikler, büyük çukurlar), yani her şey tam olması gerektiği gibi. Bu sayede oyuna karanlık çağda geçtiği havası çok iyi yansımış (oyunda bina dikme gibi bir olay olmadığından insan kendini az adam yönettiği bir bölümde sanki bir RPG oynuyomuş gibi hissediyor). Adamlar 3D'nin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmışlar anlayacağınız...

Müzikler oyunun havasını çok iyi yakalamış bence, böyle gotik bir zamanda geçen oyuna da en çok iskoç tarzı müzikler yakışırdı ki öyle olmuş... Karakterlerin sesleri ise gerçekten harika, hele bir barbarın bağırışı (böğürüşü) var ki düşman başına adam ortalığı inletiyo valla, ben düşman olsam bu sesten sonra karşımdakinin nasıl bir azman oldunu anlar ve arkama bakmadan kaçardım herhalde : )

Ve gelelim her devam strateji oyununda mutlaka bulunması gereken yeni bazı karakterlere; ilk oyunda bulunan dwarf, archer ,ghol gibi karakterleri bu oyunda da bulabileceğiz, bunlara ek olarak yeni bir dwarf birimimiz (elindeki baltanın ebatlarına dikkat, barbarian'ınkine de), Myrkridialarla eklenmiş iki yeni savaşçı ve bir büyücü ve bu kez Trowların birliklerinde savaşmak için yetiştirilmiş bir yeni savaşçı ve büyücü görüyoruz (rum)... İlk iki oyunun aksine bu oyunlarda büyücülere gerçekten daha çok görev verilmiş, gerek meydan savaşlarında gerekse küçük taruzlarda baya işe yarıyorlar ve gerçekten çok ama çok can yakıyorlar (en azından benim archerlar durduramıyor onları :). Şu an bende oyunu halen oynadığım için bazı yeni karakterlerle karşılaşmamış olabilirim...

Evet baya bi övdük oyunu şimdi de yerme zamanı geldi; bütün seride olduğu gibi bu oyunda da bir oynanabilirlik problemi ile karşı karşıyayız nasıl mı? Şöle söyleyeyim, eğer bu oyunu sadece mouse ile oynamaya kalkarsanız yaklaşık 15 dakika sonra ya oyunu atarsınız ya da bilgisayara bir format çakarsınız..! tamam biraz abartım ama cidden mouse'la oynamaya çalışırsanız ne bişi görebilir ne de adamlarınızı istediniz yere gönderebilirsiniz Onun için klavyeden büyük yardım almanız gerekiyor, hemen size bi kaç tuşun işlevini vereyim de kafanız daha az karışsın;

C=zoom in, V=zoom out, Z=harita sol, X=harita Sağ, W=harita ileri, S=harita Geri, Enter=tüm grubu seçili duruma getirir... Yani biraz fazla tuş yazmış olabilirim ama bunlar gerçekten oynanabilirliği çok kolaylaştırıyor...

Hımm, sölemeyi unutuyordum, emrimizdeki adamları çeşitli formlarda sıralayabiliyorsunuz, tıpkı bir ordu gibi (ki ilerki bölümlerde ordu zaten!). Bu ayarlamaları da klavyenin üstündeki sayılardan kolayca yapabilirsiniz (savaş sırasında işinizi çok kolaylaştırıyo). Sanırım bahsetmediğim pek fazla bişi kalmadı, bende genel kurala uyayım ve bu son satırlarda oyun hakkındaki görüşlerimi belirtim (zaten yazıyı sonuna kadar okuyan arkadaşlar neler diyeceğimi az çok tahmin etmişlerdir). Myth 3 gerçekten çok güzel ve herkeze tavsiye edebileceğim bir oyun ama özellikle bu türden hoşlananlar için biçilmiş kaftan oldunu düşünüyorum. Neticede şu an piyasada bulunan en kaliteli strateji oyunlarından biri (Empire Earth ile birlikte) ama yine de karar sizin...