Eskiden sadece tek bir araba yarışı oyunu oynardım. O da Test Drive idi. O zaman 3D bir oyundu ama o kadar da kaliteli değildi. Tabi günümüze göre. O zaman ağzımın suyunu akıta akıta oynardık. Çok da eğlenirdik. Ta ki NFS serisinin ilk oyunu çıkana kadar. Daha oyunun girişinde, kendimizi koltularımıza yapışmış olarak bulmuştuk. İnanılmaz araba görüntüleriyle bizi avucu içine almayı başarmıştı. Saatlerce oyunun başından kalkmıyorduk. Tüm pistleri avucumuzun içi gibi ezberlemiştik. Sadece biz değil, dünyada sayısız oyuncuya kavuşmuştu bu oyun. Bunun farkında olan yapımcılar da oyunu seri haline getirdiler. Bir dolu bölümü çıktı oyunun. Porsche versiyonu bir kenarda dursun, herkesin en hoşuna giden Hot Pursuit versiyonuydu. Artık hırsız polis kovalamacalarını evlerimizde yaşayabilecektik. Yollar daha kompleksti ve adrenalin dolu saatler bizi bekliyordu. Şimdi bu saatlere yenileri de ekleniyor. Çünkü meşhur Hot Pursuit serisinin yenisi geldi. PS2'si olanlar yaşadı, PC'si olanlar ise biraz daha beklemek zorundalar.

Oyunu kutusundan alıp konsola yerleştirdiğimde heyecanlı olduğumu itiraf etmeliyim. Uzun zamandır NFS oynamamıştım. Yeniden eski günlere dönmek istiyordum. Özellikle de dev ekranda split screen olarak arkadaşlarımı kovalamak, onları köşeye sıkıştırmak istiyordum. CD sürücüde dönmeye başladı, oyun yüklendi. Intro oldukça güzeldi, hemen gaza gelmeme sebep olmuştu. Oyunu yanlız oynadığımdan, heyecanımı paylaşacak da kimse yoktu yanımda. En baştan söyleyeyim, oyun serinin en iyi oyunu olacak. En kalitelisi, en hızlısı, oynamak için en fazla zaman ayırmak isteyeceğiniz oyun olacak. Bunu sadece konsol versiyonu için değil, tüm versiyonları için söyledim. Şimdi oyunun konsol versiyonuna göz atmaya başlayabiliriz.

Bir kere oyun simulasyondan çok uzak. Size sadece zevk vermek için tasarlanmış bir fizik motoru var. Gerçek hayatla alakası olmayan bir sürüş keyfi yaşayacaksınız. Bu kötü anlamına gelmiyor, tam aksine acaip keyifli olduğunu söylüyorum. BMW, Lotus, Lamborghini, Dodge, Chevy, Mercedes, Porsche ve Ferrari gibi araba markalarından istediğniiz birini seçerek yollardaki yeteneğinizi sergileyeceksiniz. Arabaların çeşitleri iyi, hepsi de gerçekteki halleriyle gözüküyorlar. Hatta arabalarınız hasar bile alabiliyor. Güzelim Ferrari'nizi paramparça edebiliyorsunuz. Ama daha önce de söylediğim gibi, oyun gerçekçilikten uzak olduğu için, hasar alsanız bile bu sürüşünüzü etkilemiyor. Etkilemesin zaten, ben yarı parçalanmış arabayla yarış bitirmekten hoşlanıyorum.

Oyundaki modlar olduça eğlenceli. Şampiyona modunda bildiğiniz gibi yarışabiliyorsunuz. Ultimate Racer modunda ise, sırasıyla bölümleri oynayarak hem rakiplerinize karşı hem de polislere karşı çaba sarfediyorsunuz. Bir bölümü bitirmeden diğeri açılmıyor. Rakiplerinizden önce finish çizgisini geçmeniz gerekirken, bir de kurallara uymadığınız zaman peşinize takılan polislerle uğraşmak zorunda kalacaksınız. Hatta aynı GTA 3'de olduğu gibi, ekrandaki yıldızlar, polislerin size ne kadar kızdığını gösterecek. Yıldızlar komple dolduğunda, yollara barikat kuracaklar, arabalarını feda ederek sizi durdurmak için ellerinden geleni yapacaklar. Bu bölümler acaip eğlenceli, gittikçe zorlaşıyor. İlk bölümler sizin ısınmanızı sağlarken, giderek rakipleriniz daha dişli hale geliyor. Polisler de daha az uysal oluyorlar. Bu da size gittikçe daha fazla dikkatli ve deli olmanız gerektiğini gösteriyor.