Konuları itibari ile strateji oyunları gerçekten büyük benzerlik gösterir. Hemen hemen hepsinde yaptığımız işler bellidir ve genel anlamda aynı amaca hizmet ederiz. Strateji derken anlatmak istediğimiz ağızlarda Age Of Empire tadı bırakan oyunlar. Bu tarz oyunlarda genelde şehirler ve askeri birimler kurarsınız, ekonomi için altın toplanırsınız ve sonuçta var gücünüzle düşmanlarınızı alt etmek için uğraşır durusunuz. Çoğu farklı zaman dilimlerinde de geçse, ele kaldıkları konu diğerlerinden farklı da olsa genelde hep aynı oynanabilirlik mevcuttur. Fakat "Stronghold", kendini bu bahsettiğimiz tarz oyunlardan ayırmak adına birkaç özel durum barındırıyor. Yani, kendine has bir şekli, karizması ve tadı var bu oyunun. Özellikle strateji oyunlarının birer birer patladığı son günlerde Stronghold 2 de şüphesiz yeni bir soluk, yeni bir heyecan için piyasaya geldi, fakat pek de hoş gelmedi. Serinin ilk oyunu ile hatırı sayılır bir hayran kitlesi yaratan oyun, ikincisi ile oyuncularda bir parça haya kırıklığı bıraktı esasında.

Çok vakit geçirmeden derhal oyuna ilk girişi yapıyoruz. Pek alışık olmadığımız bir arayüz bizi karşılıyor. O da nesi, arayüzde saçları şampuan reklamlarındaki gibi dalgalanan, yakışıklı, karizmatik bir amca var. Sonradan onun kraliyet ailesinden bir Sör olduğunu öğreniyoruz. Bu küçük ayrıntıyı geride bıraktıktan sonra menüde neler var bir göz atalım. Ana menüde play (hikaye modunun bulunduğu seçenek), multiplayer (çoklu oyuncu ile oynama), map editör (harita editörü), options (ayarlar) ve de load (geri yükleme) seçenekleri bulunmakta. Bizim burada üzerinde duracağımız menü tabi ki hikaye modunun bulunduğu play menüsü. Bu menüye giriş yaptıktan sonra 3 seçenek karşımıza çıkıyor. Bunlar barış senaryosu, savaş senaryosu ve oyunun nasıl oynanması konusunda yardımcı olan tutorial seçeneği.

İki ana senaryo da bulundurduğu hikayeler bakımından farklılık gösteriyor. Barış senaryosunda ele alınan konu tamamen kalenin sosyal ve ekonomik işlerini barındırıyor. Oynadığınız hikayelerde askeri herhangi bir unsura rastlamıyorsunuz. Aldığınız görevler genelde belli bir üründen belli bir adet çıkarmak, ürün çeşitliliği sağlamak, köylülerin mutluluğunu göz önünde tutmak gibi şeylerden oluşuyor. Bu, barış senaryosundaki "Sim Campaign" seçeneği olarak karşımıza çıkıyor. Yine barış senaryosunda "Free build" gibi bir seçenek var ki, bu seçenekte hiçbir kısıtlamaya tabi değilsiniz. Teknolojik, ekonomik ve gıda adına her şey seçilebilir durumda. Amaç kalemizin bakiliğini sağlayıp güçlendirmek. Bu senaryodaki en son seçeneğimiz ise rastgele seçilen bir haritada mücadele vereceğimiz custom map seçeneği.

Savaş senaryosuna geri döndüğümüzde ise ana hikaye kayıp kral hikayesi olarak ifade edilen "Lost King Campaign". Burada amacımız kayıp kralımızı bulmak. Bunu yaparken diğer taraftan da ekonomik koşulları geliştirip kalemizi askeri yönden de güçlendirmemiz gerekiyor. Sürekli yenilenen görevler yapıldıkça chapter (bölüm) adı verilen kademeleri bir bir atlıyoruz. İkinci seçeneğimizi ise Skirmish modunu bilenler hemen hatırlayacaklar, kendi yarattığımız senaryoya göre oyunumuzu oynama şansımız. Ne kadar bütçemiz olacağını, hangi haritada mücadele edeceğimizi, ki gerçek ülke haritaları da mevcut, kaç düşmanımız olacağını belirleyip kıyasıya bir savaş yapmamız mümkün.


.........