Oyun firmalarının en çok zorlandığı olay, şüphesiz yapacakları oyun hakkında konu bulmaktır. Haksız da sayılmazlar aslında. Eskiden 1�1,5 ay arayla gelirdi oyunlar. Biz de aldığımız oyunu suyunu çıkarana kadar oynardık. Ama şimdi nerdeyse her gün yeni bir oyun ile karşılaşıyoruz. Bu bir bakıma iyi, çünkü sıkıldığımız anda başka bir oyuna şans tanıyabiliyoruz. Kötü yanı ise bu kadar fazla oyunun kısa aralıklarla çıkması birçok başarısız yapımı da beraberinde getiriyor. Konuyu fazla dağıtmayalım. Ne diyorduk konu bulamama, şimdi inceleyeceğimiz oyun farklı bir fikir ile karşımıza çıkıyor. Birçok oyunda zombilere karşı savaşmıştık, fakat Stubbs The Zombie ile roller değişiyor ve bu sefer zombi biz oluyoruz.

Pek tanınmamış bir firma olan Wideload Games (aslında hiç tanınmamış, belki de ilk oyunları) bize zombi olma şansını tanımış. Konudan kısaca bahsedecek olursak ki bunu aslında oyunu oynamaya başladıktan sonra anlıyorsunuz, yönettiğimiz karakter sevgilisine kavuşmayı hayal ediyor. Ama bu o kadar kolay olmayacak.

Aslında karakterimizin asıl olayı intikam. Oyun aralarında göreceğiniz demolarda olayların neden başladığını öğreneceksiniz. Anlatıp heyecanınızı kaçırmak istemem. Çünkü ancak oyunun yarısına geldikten sonra konu hakkında bir fikre sahip olabiliyorsunuz.

SZ'ye ilk olarak tutorial bölümü ile başlıyorsunuz. Burada yapabileceğiniz hareketleri öğreniyorsunuz. Peki, bu hareketler neler? Bir zombinin esas olayı nedir? Tabiî ki beyin yemek, oyunda yapabileceğiniz en kolay hareket budur herhalde. Ama bunun için düşmanlarınızı sersemletmeniz gerekiyor, bunu da vuruş tuşları ile hallediyorsunuz. Normal hareketler dışında özel yetenekleriniz de var. Bunlara az sonra değineceğim.

Eğer daha önce Yaşayan Ölüler'i izlediyseniz bu oyun size filmde görmüş olduğunuz tüm aktiviteleri ve daha fazlasını yapabilmenizi vaat ediyor. Zombiler kurbanlarının beynini yedikten sonra onlarında zombiye dönüştüğünü bilirsiniz, burada da durum aynen bu şekilde. Etraftaki masum insanlara saldırarak kısa zamanda zombi ordusu kurabiliyorsunuz. Bazı karakterler size seve, seve beynini veriyor, ama ilerleyen bölümlerde size karşı koymaya çalışan birçok düşman çıkıyor.

Oyundaki düşman sayısı da azımsanacak gibi değil. Eli sopalı tipler kolay lokma olurken, polisler tabancaları ile uzaktan, şok cihazları ile yakından bir hayli can yakıyorlar. İlerleyen bölümlerde sırasıyla güvenlik görevlileri, çifteli kullanan kızıl enseliler ve en sonunda da ordu ile karşı karşıya geliyorsunuz. Kısaca bu düşmanları da tanıyalım. Güvenlik görevlilerinin en büyük artısı copun yanında kalkan da taşımaları, bir yandan sizin saldırılarınızı savuşturup cop ile karşılık verebiliyorlar. Ama toplu saldırılara karşı fazla dayanamıyorlar. Çifteli taşıyan elemanlar ise size bayağı zor anlar yaşatacaklar. Çünkü tek atışta enerjinizin %25'ini götürüyorlar. Bu kişilerin 5�6 kişi birden saldırdığını düşünürseniz ne demek istediğimi anlamışsınızdır.

Kızıl enselilerin en büyük handikabı tüfeklerini doldurdukları an, tamamen savunmasız kalıyorlar. Son bölümlerde karşılaştığınız askerler ise tam bir baş belası. Kimisi otomatik tüfekle size ateş açıyor kimisi ise elimde bazuka ile sizi parçalamaya çalışıyor. Bir de bu yetmezmiş gibi belli bölgelere mayın yerleştirmişler. Bastığınız anda paketleniyorsunuz. Zombileriniz de şuursuzca gördükleri kişiye anında saldırdıkları için mayın döşenmiş yollarda zayi oluyorlar. Hatırladığım 2 düşman çeşidi daha var. Eli motorlu testere taşıyan şişman arkadaşlarımız ve bilim adamları. Testeresi olan elemanlar aslında oyunun en zorlu düşmanları. Sebebine gelince hem çok zor ölüyorlar, hem de siz ilk testere darbesinden sonra kaçamayıp birkaç darbe daha almanız. Bu kadar darbe sonucunda zaten ölüyorsunuz. Bunları öldürmenin en iyi yolu vur kaç taktiği kullanmak ki zamanlamayı çok iyi hesaplamanız gerekiyor. Bilim adamlarına gelince, bu adamların bir kısmı lazer tabancası, diğer kısmı ise enerji dalgası yayan silah kullanıyorlar. Lazer tabancası kullananlar pek bir zorluk çıkarmıyorlar, fakat enerji dalgası silahı kullanan adamlar yanlarına kolay, kolay yaklaştırmıyorlar. Silah enerjinizi götürmüyor fakat sizi geriye püskürtüyor. Eğer bir tarafınız deniz veya uçurumsa sizi bu taraflara doğru uçuruyorlar. Sürekli hareket halinde olmak en iyi çözüm.