Şöyle dönüp geçmişe baktığımızda hatırı sayılır derecede çok "korku" konulu oyunla karşılaştığımızı fark ediyoruz. O kadar çok mezarlıkta koşturup, eski püskü malikanelerde cirit attığımız, warehouse bölümlerinde yaratık peşinde koşup, terkedilmiş mezbahalarda satırlı adamlardan kaçtığımız oyun gördük ki, artık bu sahnelerden hiçbiri korkutucu gelmiyor. İnanın aklına gelenleri şuan sırala denilse eminim kimse iki sayfalık liste doldurmakta güçlük çekmez. Bu oyunlardan bazıları çok kısa bir süre sonra ya unutulmuş, ya da devam ettirdikleri seriye büyük yaralar açmışlardır (bkz. Resident Evil Outbreak). Silent Hill ve Resident Evil gibi hepimizin aşina olduğu hala yeni versiyonları ile sandalyelerden fırladığımız oyunlar hariç tabii. Bunlar gibi popüler oyunların dışında, çok iyi olmasına rağmen şuan sadece güzel bir anı olarak hatırlanan yapımlar da vardır. Örneğin Clive Barker's Undying (ki bence EA'nın şimdiye kadar piyasaya sürdüğü en iyi oyundur kendileri), Sanitarium ve Gabriel Knight. Tabii ki bu örnekleri çoğaltabiliriz ama benim asıl üstüne basmak istediğim nokta günümüzde artık hepimizin "efsane" diye nitelendirdiği bu tür oyunların yerine bir sürü abidik-kubidik korku oyunlarının raflarda yer işgal etmesi. Acaba Suffering serisini hangi tarafa koyabiliriz, kubidik olanlara mı yoksa kubidik olmayanlara mı?

Suffering piyasaya çıktığı dönem ilk başta konsol oyuncularına konuk olmuştu. Orada takdir edilecek bir ilgi gördükten hemen sonra PC'ye uyarlanmıştı. Bu platformda da oyuncuların ilgisini çekmeyi başaran oyun 2004 yılının en iyi aksiyon oyunları arasında gösterilmişti. Şahsen bana göre hiçbir numarası olmayan alelade bir yapım olmasına rağmen, Prince of Persia: Warrior Within'den bile üstün gösterilmesi sinirlerimi bozmuştu. Hem aksiyon olarak, hem teknik açıdan Prince ile yarışamayacak kadar eksikti bu oyun. Oynadığım süre içerisinde bu kadar abartılmasını anlayamamış, hayal kırıklığı ile kısa süre sonra oyundan uzaklaşmıştım. Şimdi ikinci oyunla birlikteyiz arkadaşlar. Ama başta yanlış bir izlenime kapılmayın, Suffering 2 tam kıvamında olmuş. Eğer bunu ilk oyunu hiç beğenmeyen biri söylüyorsa gönül rahatlığı ile inanabilirsiniz ;)

Cola Torque

Hatırlarsınız ilk oyunda karısını ve iki çocuğunu öldürdüğü için hüküm giyen Torque isimli bir idam mahkumunu canlandırıyorduk. Oyun boyunca karakterimizin suçlu olup olmadığı muammaydı. Akıl sağlığı da pek düzgün olmayan esas adamımız sürekli kabuslar, hayaller falan görüyordu. İdam edileceği günü beklerken, hapishanede esrarengiz olaylar meydana geliyor, biz de şans eseri serbest kalıyorduk. Yalnız özgürlüğümüzü kısmen kavuşmuş olmamıza rağmen, bir sürü korkunç yaratık idam cezasını kademeli olarak bize yaşatıyordu. Sürekli bir işkence gibi geçmişin acı anıları da sağ olsunlar sürekli peşimizdelerdi. Oyun boyunca verdiğimiz kararlar Torque'nin iyi ya da kötü yönde etkilenmesine neden oluyordu. Eğer ilk oyundaki save'leriniz duruyorsa yeni oyuna ilk oyundaki karakterinizin ruh hali ile başlayabilirsiniz. Ama eğer yoksa oyuna ne çok iyi ne çok kötü olarak başlıyoruz. İlk Suffering'deki olaylar kaldığı yerden devam ediyor. Oyun asıl zamandan beş yıl önce her şeyin yeni filizlendiği bir dönemde başlıyor. Torque satranç oynarken yine yaratıklar ortaya çıkıyor ve cümbüş başlıyor. Burayı aslında alıştırma bölümü olarak adlandırabiliriz. Daha sonra karakterimizin aklı başına geldiğinde bütün bu olanların aslında rüya olduğunu fark ediyoruz. Daha fazla bilgi verip senaryonun tadını kaçırmak istemiyorum.