T'ien (ti'.en) Çince= "cennet". Yerel Çin dininde, tanrılar ve insanlar üzerinde egemen olan mutlak güç. T'ien olağandışı varlıklar, tanrılar ve doğanın nitelendirilmesinde kullanılır. (Kaynak: Brittanica.com)

Sözlük anlamıyla zaman kaybetmek istemiyorum. Zaten gereksizdi... yer kaplıyor fazladan o kadar. Sadece başlangıca yazcak bi'şeyler bulamadım. Ama yine de iyi bir başlangıç oldu. Oyunumuzun adı başlıkta da görüldüğü gibi T'ien. Oyun üreticilerin savunduğu üzere Quake, Street Fighter ve No One Lives Forever'ın (nasıl yani?) geleneksel çizgisinde hazırlanmış bir 3D action/adventure türü karışımı. Bize göre ise, T'ien sadece Soul Reaver'ın detay seviyesi düşük versiyonu gibi geldi. Oyun hakkındaki ilk izlenimlerimiz olumsuz yönde gibi görünse de aslında nasıl desem eğlenceli sayılabilecek bir oyun. Yani ne biliyim uzak doğu kültürüne karşı bir sempatiniz olur, ya da canınız piyasadaki her oyunu tek tek satın alıp bitirmek istiyordur, yani arzu ederseniz oyunu satın alabilirsiniz efendim.

Biraz detaylara bakalım... öncelikle oyunumuz bir "Third-Person Fighter" yani yine üçüncü kişi durumundasınız ve susup olanları izlemelisiniz. Oyunumuzun hikayesi uzak doğuda eski bir Çin efsanesini konu alıyor. Uzun zaman önce (yani o zamanlar insanlar bir yerden bir yere gitmek yada hastalandığı zaman bol bol mana ve sihir kullandığı fi tarihten bahsediyorum) sekiz kutsal vahiy, sekiz doğunun sekiz klanını karanlığın efendisi Shax'ın şeytani yaratıklarından korumaktadır. Onlar sayesinde yüzyıllar boyunca refah içerisinde yaşayan klanların bu düzenleri Shax'ın reenkarne olmuş (ne demekse... ben kullanmadım bu sözcüğü siz onun yerine "yeniden doğmuş" falan koyun) ruhunun yerin altındaki şeytanları uyandırmasıyla bozulur. Kutsal vahiyler (bunlar garip kürecikler) nasıl oluyorsa bu şeytani güçler tarafından bulundukları yerlerden çalınır ve bu yüzden karanlığın hakimiyeti başlar. Artık doğunun klanları yer altı dünyasının şeytanlarına tapmaya başlarlar. Işık ve ümit sonsuza dek kaybolmuştur.

Ama bu duruma dur diyecek elbette biri vardır. Karanlığın gölgelerinden bir savaşçı, öldürülen Shah imparatorunun oğlu Ari bir umut ışığı gibi doğar. Artık tek arzusu babasının intikamını almak ve halkını özgürleştirmek olan Ari teker teker vahiyleri aramaya karar verir ve uzun yolculuğu böylece başlamış olur. Oyunun Çince adının cennet olduğuna bakmayın, aslında Ari cenneti falan değil belasını aramaktadır girdiği yerde bu açıdan cennet değil yeraltındaki cehennemin ortasına gitmektedir. Oyunun yapımcıları bu bağlamda biraz da tezat gibi edebi sanatlarla ilgilendiklerini ortaya koyuyorlar.

Hikayenin ardından arzu ederseniz biraz da oynanıştan ve teknik özelliklere değinelim. Oyunun oynanış açısından kullanıcıya sunduğu yeni ve farklı bir özelliği bulunmuyor. Kontroller sade bir şekilde yapılandırılmış. W,A,S,D ve fare tuşları kombinasyonlarıyla istediğiniz kung-fu hareketlerini yapmanız sağlanmış. Burada oyunun eleştirme ihtiyacı duyduğumuz yönü ise bu kombinasyonlara alışma süresinin uzun olması. Yani oyunun sonlarına doğru edindiğimiz birbirinden farklı toplam on altı hareketin hangisini yaptığınızı anlamak gerçekten zor. Oyunun iki zorluk seçeneği bulunuyor; normal ve zor (hard) Her iki seçenek de aslında bu tür bir oyuna göre oldukça kolay. Oynanış açısından bu seçenekler küçük değişimler haricinde pek etkili olmuyor. Oyunda kontrolleri sade tutma çabası maalesef bazı önemli noktaların da göz ardı edilmesine yol açmış görünüyor. Oyunda hızlı kaydetme özelliği için bir kısayol tuşu bulunmuyor. Ayrıca oyunu uzun bir süre oynayıp kaydetmeden bir yerde ölürseniz otomatik kayıt özelliği bulunmadığından o bölümün başına dönmeniz bile mümkün olmuyor. Bu da oyuna yeniden başlamak demek. Bunlar dışında herhangi bir problemi yok gibi görünüyor. Oynanışın basitliği küçük bilgisayar kullanıcılarının ilgisini çekebilir. (yani Raven Shield kadar çok ve karmaşık değil en azından)