"Havale bir akittir ki onunla muhalünaleyh, bilvekale kendi namına kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabına itaya muhalün." Ney? Allaam napçam ben. Yarına sınavım var oturmuş nelerle uğraşıyorum. Üstelik Mech Warrior 4'te piyasaya çıkmış. Kesin bu sene de uzattım okulu, kesin. En sonunda demirbaş listesine girecem zaten.

Neyse, başlayalım. Daha okumam gereken bilmemkaç madde var. Üstelik bir şey de anlamıyorum! Bu tuhaf maddeleri hukukçuların anlayabildiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, bu antik dili okuyabilen son adam 70 yıl önce hakkın rahmetine kavuştu. Hiyeroglif çözsen daha az zahmet harcarsın.

Michael Crichton, özellikle Jurassic Park'tan sonra Türkiye'de de tanınmaya başlanmış bir yazar. Aslında sadece yazar değil, aynı zamanda doktor, film yönetmeni, senaryo yazarı ve son ütücü. Tamam sonuncusunu uydurdum. En sonunda oyun işine de bulaşmış. Oyunun "yazar ve yönetmeni" O ve oyun cd'sinin içinde Michael Crichton'la beraber bir 14.yy şehrinde dolaşabildiğiniz bir bölüm de mevcut. Bu çok eğlenceli ve keyifli bir bölüm, alırsanız muhakkak deneyin (Ancak denemeden önce incelemenin sonunu okumanızı tavsiye ederim!).

Michael Crichton favori yazarlarımdan biridir (özellikle Küre'yi çok sevmiştim - filmi değil kitabı), bu yüzden oyuna verdiğim notta pek tarafsız davranamadığımı belirteyim. Yani bu verdiğim "taraflı" not, bir de tarafsızını düşünün!

Hikaye "zaman yolculuğu" fikrine dayanıyor. Chris Hughes adında bir karakteri kontrol ediyorsunuz. Chris, Yale Üniversitesinde tarih okuyan bir öğrencidir ve uzmanlık alanı Orta Çağ tarihi olan Profesör Edward Johnson'la beraber kazılara katılmaktadır. Profesörle beraber yaptığınız son kazı devam ederken, bir gün dairenizde bir not bulursunuz: Not ekip arkadaşınız Kate Erickson'dan gelmektedir ve profesörün "başının belada" olduğunu söylemektedir. Kate'le konuştuğunuzda, kazıya sponsor olan firmanın bir zaman makinesi yaptığını ve profesörü o makineyle kazı alanının geçmişine (tam olarak 1357 yılına) göndermeyi teklif ettiğini, profesörün de bu teklife "atladığını" öğrenirsiniz. Ancak profesör bıraktığı notta üç gün içinde geri dönmezse Chris'in gelip onu almasını istemektedir, çünkü YüzYıl Savaşlarının tam ortasına gitmiştir ve yanlış bir şey yaparsa tüm tarihin akışı değişebilir. Tahmin ettiniz sanırım, profesör üç gün içinde geri dönmez. Siz de yanınıza makineyi yapan şirketin bir uzmanını ve Kate'i alarak profesörün ardından gidersiniz, ancak şansa bakın ki uzman on dakika içinde ölür ve geri dönmenizi sağlayacak olan cihaz kırılır. Şimdi geri dönebilmenizi sağlayacak tek cihaz profesörün elindekidir.

Ve olaylar gelişir! Ne zormuş hikayeyi anlatmaya çalışmak, üstelik üslup TRT akşam haberleri bültenine benzedi, sıkılmadınız di mi? Tamam pek orijinal gibi durmuyor ama yine de iyi hikaye. Kimseyi öldüremeyeceğinizi söylemiş miydim? Tarihin akışını değiştirmemek için kimseyi öldürmemelisiniz, elinizde sadece "bayıltabilen" silahlar var, onlar da ancak kurbanın arkasından sessizce yaklaşırsanız etkili oluyorlar. Ancak kılıç da kullanabiliyorsunuz, bir süre sonra rakibiniz diz üstü çöküp "af diliyor", eğer öldürürseniz oyun "bitiyor", affetmek zorundasınız.