Türündeki ilk olan oyunlar ile aynı kefeye konduğunuzda işiniz hiç kolay değildir. Hep alışık olduğunuz tatlar, güzellikler ararsınız. Öyle ki eskiye o kadar bağlandığınız zamanlar olur ki mevcut güzellikleri göremeyebilirsiniz. Birçok forumda ve yabancı sitelerde Titan Quest ve Diablo tartışmaları hararetli dönse de, Titan Quest Diablo katili mi değil mi soruları sorulsa da ben sadece yeni çıkmış bir oyun olarak sizlere aktarmaya çalışacağım. O yüzden yazımda Diablo lafını bu paragraf dışında göremeyeceksiniz. Zaten oyunu Diablo fanlarından Erman sizlere farklı bir bakış açısı ile değerlendirecek. (4. sayfaya bakınız) Ben ise sadece Titan Quest'i uzun zaman bekleyen birisi olarak inceleyeceğim.

Öncelikle Titan Quest'in yapımcılığını IronLore yapsa da Age Of Empires'ın yapımında da emeği geçmiş Brian Sullivan'ın da içinde bulunduğu ekibin geliştirdiği bir oyun olduğunu hatırlatayım. Aslında teknik olarak Titan Quest'i yere inmiş bir Oblivion gibi de düşünebilirsiniz. Nedense oyun bana ilk bakışta bu izlenimi verdi. Titan Quest'in ilk videolarını izlediğimde ne kadar sabırsızlandığımı anlatamam. Görsel olarak tavan yapmış bir Aksiyon/RYO duruyordu karşımda. Her daim merak uyandırmış Yunan kültüründen başlayıp Mısır, Çin ve Babil'de son bulacaktı. Benim için oyunun Mısır'da da geçecek olması bile oyuna olumlu yaklaşmam için fazlası ile yeterliydi. Öyle ki yakın zamanda çıkan oyunun demosunu da hemen çekmiştim. Ama ilginç olacaktır ki tam anlamıyla bir oyunun demosu bana o kadar hoş ve eğlenceli gelmişti ki hevesimi almamak için tam sürümünü beklemeye karar verdim. Beklenen gün gelmiş ve oyunuma kavuşmuştum ve hemen yükledim. Ne mi oldu?

Oyuna başlar başlamaz tıpkı demoda olduğu gibi basit bir arayüz ile karşılaşıyorsunuz. Karakter yaratma ekranı olmadığı için sadece karakterinizin kadın ya da erkek olması gerektiğine karar verip oyuna başlıyorsunuz. Aslında detaylı bir karakter yaratma ekranının olmaması bu türdeki bir oyun için eksiklik diyebiliriz. Böyle uzun soluklu bir oyun için karakterimizin sürekli gelişmesi yanında aynı yüz ifadesi Oblivion'dan sonra açıkçası biraz yavan kalmıyor da değil. Ama beni bu oyunu oynamaktan hiçbir güç alıkoyamaz.




Mitolojik aksiyon!

Oyun sunum olarak Age of Empires'ın sevilen strateji oyunu Mythology'nin açılış videosunu hatırlatacak bir jenerik ile başlıyor. Ya da en azından ben böyle düşünüyorum. Titanlar ve onların öncesindeki tanrılar arasında bir mücadele başlar. Sonsuzluk hapishanesinden kaçan eski tanrılar tüm dünyayı kaosa sürüklemeye kararlıdırlar. Mücadelenin kahramanlık kısmını ve Spartan ordularından general Leonidas�ı oynayacağınız bir senaryonun baş kahramanı olarak kötülerle savaşınız da böylece başlar. Spartan orduları ile beraber Yunanistan'dan başlayıp Mısır'da piramitlere ulaşacaksınız. Daha sonra Babil asma bahçelerinde varıp Çin surlarına dayanıp sona ulaşacaksınız. Oyun, yapımcıların da belirttiği gibi, sürekli aksiyon içinde olduğunuz ve yaratıklarla mücadele ettiğiniz epik bir serüven. Bu aksiyonun eğer öyle hemen biteceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Oyunun sadece Yunan bölümünü oynamanız tam 10-12 saatinizi alıyor. Oyun, 40 saat gibi uzun bir oynama süresi vaat ediyor. Bu son çıkan oyunların 5-6 saatte bittiğini düşündüğünüzde biz oyuncuları da sevindirmiyor değil. Bu konuda Oblivion'ı ayrı tutuyorum kendini aşmış bir oyun olarak.