99'dan 2005'e FIFA serisi, NBA 01 ile 06 arası, PES 5 ve birkaç sefer NHL oynamak dışında pek özel bir uğraşım olmadı spor oyunlarında. Belki tonlarca oyun çıktı ama ilgimi çekenler dışında hiç birini denemedim. Hatta bir keresinde oyun raflarında göz gezdirirken bu Tiger Woods PGA Tour ne ola ki? Diye sormuştum kendi kendime :)

Torino 2006 olimpiyatlarını elimden geldiğince takip etmeye çalışıyordum, aslında aklımdan da geçmedi değil, bir oyunu olsaydı da oynasaydık diye. Peki ne yaptım, Torino 2006'yı edindim ve oynadım. Bakalım bizleri neler bekliyor.

Oyun dünyası gelişiyor. Artık yaratıcı seçeneklere gidiliyor. Aynı dallarda değil, farklı dallarda oyunlar yapılıyor. Örneklemek gerekirse, eskiden herkes dövüş ya da futbol oyunlarında ağırlaşsa da, oyun dünyası her türlü simülasyondan tutunda, Karmakarışık adventure oyunlarını kapsıyor. Torino 2006'da bunun dahil olduğu bir oyun. Oyun dünyasının son halkasında yer alıyor. Zaten sıkılmaya başlamıştık değil mi? Sürekli aynı sporları yapmaktan...

Aslında spor oyunları için bir kilometre taşı Torino 2006. Daha önce hiç oyunu çıkmamış spor dallarını bize getiriyor. Pek çok kez top peşinde koşturduk, Basket maçlarını kazanmaya çalıştık ama hiç engelli kayak ya da kızak sporunu oynamadık.

Evet CD'mizi takıyor ve kurulumunu açıyoruz. Öncelikle şunu söyleyeyim ki, basit bir setup'ı ve menüsü var. Kariyer mod benzeri bir kısımda tüm olimpiyat dallarını sırayla deniyoruz ve elde ettiğimiz dereceye göre puan topluyoruz. Tüm dallardan kazandığımız puanlar, en sonunda toplanıyor ve olimpiyattaki derecemizi bize veriyor. Belki 1. belki 9. olabiliyoruz. Bazen listeye giremediğimiz de oluyor :) Bunun dışında sonradan keşfettiğim bir Single Event var. Bu kısımda ise hiçbir atlama olmadan istediğimiz dalı oynayabiliyoruz. Her dal 2 şans sunuyor. Örneğin Ski Jumping'de elde ettiğimiz yüksekliğe göre puan topluyoruz. 2 şansın sonunda puanlarımızla ya dereceye girmeye çalışıyor, ya da ufak da olsa tabloda bulunmaya çalışıyoruz. Zaman zaman karlara gömülüp diskalifiye olduğumuzda oluyor tabi.

Spor oyunları kontrolleri bana hep yabancı gelmiştir. Zaten yapacak bir şey olmadığından oyunlarda kontrollere katılan atraksiyonlar biraz çekici kılmakta oyunları. Oyunun en başlarında, yani oyuna başladığımda sadece buz sporlarında iyi kötü bir derece elde ediyordum. Kar sporlarında ise tam bir felakettim :) Bunun da nedeni buz sporlarının tekniğinin daha kolay olması gerek. Kar sporları, daha ince iş gerektiriyor ve ne kadar uğraşırsak o kadar iyi puan yapıyoruz.

Benim Favorilerim arasında ise Luge ve Ski Jumping var, Bunun dışında kısa mesafe buz pateni hoşuma gitti diyebilirim. Onun dışındakilerin pek sardığı söylenemez. Ancak bir spor tutkunu için zevkli olabilecek türdeler ve ben de o türden değilim :)

Grafiklere gelince, açıkçası çok iyi bir iş ortaya çıkmış. Yüz modellemeleri pek seçilmese de (Kasklardan gözükmüyor), kostümlerden tutun da, ayakkabı bağcıkları bile göze çarpıyor. Ayrıca buzların üzerindeki yansımalar da çok hoş. Sporcuların modellemeleri bana Matrix: Path of Neo oyunundakiler gibi geldi. Benzeşiyorlar yani :) Seyirciler ise ilk defa bir spor oyununda gördüğüm üzere detaylanmış. Ama tabi bu detaylamada yetmiyor. Aynı adamdan bir toplulukta 3-5 tane görebiliriz. 3 boyutlu olarak tasarlanan seyirciler her ne kadar gerçekçi gözükse de sürekli aynı hareketleri yapmalarıyla biraz aptal gibi geldiler.

Oyundaki ses efektleri de, gerçek ses efektleriyle birebir aynı. Yani kayak sesi, buza sürtme sesi gerçekten iyi işlenmiş. Bunun dışında kalabalığın bağrışma efekti de (?) iyi seçilmiş, yani stadyumda gibi bağırmıyorlar. Sadece kalabalığın hengamesi...

Oyundaki spikerin, oyunun en itici detayı olduğunu söyleyebilirim. Anlamsız sesler çıkaran, Noooo! diye anıran bir spiker ile karşı karşıyayız. Ayrıca oyundaki ikinci spiker durumundaki şahısın da anlamsız yorumları gerçekten sıkıcı. Saatte 40 KM ile parkurdan çıksak bile "Bad Starting, Terrible!" gibi deyimlerde kullanabiliyor.

2KSports, çıkartığı NBA oyunundan sonra bu oyunuyla da epey iddialı geliyor. Her ne kadar grafikler oyunu kurtaran etmen olsa da, başında saatler harcayacağınız türden bir oyun değil. Eğer bir spor tutkunuysanız, hele bir de kış sporlarıyla ilginiz var ise, Torino 2006 kesinlikle kaçırılmamanız gereken bir oyun. İyi eğlenceler.